HDP’li vekil Mehmet Emin Adıyaman yeniden vekil olmaya hazırlanıyor

7 Haziran Seçimlerinde olduğu gibi yeniden oldukça iddialı bir biçimde seçime yürüyen HDP'nin 2. Bölge 1. Sıra Milletvekili Adayı Mehmet Emin Adıyaman, Bursa'da tarım, çevre ve sanayinin denge içinde olması gerektiğini söyledi

Uğur Ökdemir

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerini sayılı günler kalırken partiler de seçim çalışmalarını hızlandırdı. Halkların Demokratik Partisi’nin Bursa’daki çalışmalarını konuşmak için HDP Bursa 2.bölge 1.sıra adayı Mehmet Emin Adıyaman ile konuştuk.

Bursa metropol bir şehir diyen Mehmet Emin Adıyaman; “Yani Türkiye’nin ilk beş büyük şehrinden bir tanesi. Hızla göç alan bir şehrimiz. Esasen küçüklüğümüzden beri Bursa için yeşil Bursa tabiri kullanılır. Yeşilliği ile doğa ile iç içe olan bir ilimiz. Ama son yıllarda hızla sanayileşme ve hızla göç almakla birlikte hızla metropolleşen bir şehrimiz ve aynı zamanda Türkiye’deki aslında çeşitli renkliliği de temsil eden bir ilimiz. Farklı kimliklerin farklı inançların bir arada yaşadığı güzel bir şehrimiz. Ben halihazırda iki dönemdir Iğdır milletvekiliyim ve bu dönem partimizin takdiri ile Bursa’da aday gösterilmem benim için elbette onur ve şereftir. Bursa bir taraftan hızla sanayileşirken bir taraftan da göç almaktadır. Bu beraberinde Bursa açısından ciddi sorunlar meydana getiriyor. Bilinçsizce bir sanayileşme, plansızca sanayileşme hızlı bir şekilde çevre sorunlarına, ekolojik dengenin hızla bozulmasına da neden olmaktadır. Dolayısıyla Bursa’ya öncelikle yapılabilecek en büyük hizmet hiç şüphesiz doğa. Bursa aynı zamanda da tarım şehri, güçlü bir tarımcılık yapılmaktadır. Dolayısıyla sanayi, tarım ve çevre faktörünün bir denge içerisinde ama birbirini tüketmeden, birbirini koruyarak, bir planlama içerisinde yapılması gerekiyor. Biz eğer şimdiye kadarki mevcut siyasal iktidarların yaptığı gibi tek yönlü, Ankara’dan planlamayla örneğin, Türkiye genelinde bir planlama yapılıyorken; söz gelimi yeşil Bursa ile bozkır Konya’yı aynı mercekten aynı planlama çerçevesinde ele alırsak, işte doğacak sonuçlar da maalesef bir doğa katliamı, ekolojik dengenin hızla bozulması tarımın tüketilmesi olacaktır. Biz bu bütün sorunların esas çözüm yerinin, çözüm merkezinin bizzat yerel olduğunu düşünüyoruz. Peki yerel nasıl çözecek? Bursa halkının kendi kendisini yönetebileceği, bütün bu sorunlarına çözüm üretebileceği ve kararları bizzat yerelden alıp uygulamaya sokabileceği bir yönetim modeline ihtiyacı var; biz buna doğrudan demokrasi diyoruz. Bütün sorunların çözümü bu temelde” dedi.

“HDP halkların partisidir”

“Bizim çalışmalarımıza gelince tabi biz Bursa’yı kitlemizin yoğun olduğu mahalleler üzerinden değil saha taraması üzerinden yürütüyoruz” diyerek devam eden Adıyaman; “Hiçbir ayrım yapmaksızın partimizin de paradigması gereği, Bursa’yı bir bütün olarak ele alıp ulaşabildiğimiz her noktasına, her kesime, her inanca, her kimliğe yönelik bir çabamız vardır. Elbette bu faaliyetlerimiz içerisinde potansiyel hedef kitlelerimiz var ve bu çok doğaldır. Örneğin bir emek partisiyiz aynı zamanda. Tüm ülkedeki halkların, inançların, kimliklerin ortaklaştığı ortak bir yaşamı inşa etmeyi, ortak bir geleceği, eşit, özgür ve birlikte yaşamak esası üzerine  inşa edilecek yaşam paradigmamızda emekçi kesimler önemli yer tutmaktadır. Yine aynı şekilde yıllardır bu ülkede ötekileştirilmiş toplumsal gruplar var, Alevi toplumu gibi. Buraya göç etmiş, varoşlara yerleşmiş Kürt toplumu gibi yoksul, emekçi… Bunların sorunları var. Öte yandan sanayinin sorunları, küçük ve orta ölçekli sanayicilik, orta ve küçük esnaf sorunları gibi. Onlara ulaşmaya çalışıp, onların hem sorunlarını dinleyip not etme ama aynı zamanda kendi parti programımızı paradigmamızı anlatma çabası içerisindeyiz. HDP bir Kürt için Kürt partisidir, bir Türk için HDP Türk partisidir, bir esnaf sanayici için esnaf partisidir, bir işçi emekçi için işçi partisidir, çalışanlar memurlar için memur partisidir. Bir Sünni partisidir ama aynı zamanda bir Alevi partisidir, bir Hristiyan partisidir, bir Müslüman partisidir. Yani bütün bu ülkenin gerçekliği içerisinde var olan bu topraklar üzerinde yüzyıllardır, bin yıllardır bir arada yaşayan ama kendi aidiyetleri ile kendi inançları ile kendi kimlikleri ile var olan tüm halklarımızın ortaklaştığı bir alandır Halkların Demokratik Partisi” dedi.

“HDP demokrasinin can yeleğidir”

Halkların Demokratik Partisi’nin demokrasinin tek güvencesi, can yeleği olduğunu ifade eden Adıyaman; “Bir taraftan AKP, MHP, Büyük Birlik Partisi gibi sağ selefi blok Türk-İslam sentezci grup. Diğer tarafta CHP, İYİ Parti, Refah Partisi gibi Türk, laik, seküler ama işin içine bu sefer Saadet Partisi de dahil olmuş karma bir blok. Halklarımız çok iyi görüyor ki her iki bloğun da halklarımızın geleceği açısından, halklarımızın özgürlüğü, eşitliği, refahı, mutluluğu, ifade ettiği sorunların çözümü noktasında bir umut verdikleri yok. Bu anlamda da Halkların Demokratik Partisi’nin aslında hem anahtar parti, hem de Türkiye demokrasisinin önünü açacak, bu ceberut tekçi, tek mezhepçi, tek adam, tek parti, tek mezhep inşa edilmeye çalışılan sistemi durdurabilmenin tek yolunun HDP olduğunu görüyor, biliyor. Tabi ki biz çalışmalarımızı yürütürken bir takım sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Bu sıkıntılar pratik, fiili yaşantıda karşılaşılan sıkıntılar değil. Aksine bu sıkıntılar 16 yıllık AKP iktidarının denetim altında tuttuğu yüzlerce televizyon üzerinde, devlet imkanları üzerinde, kamusal araç ve gereçlerle yani devleti kullanarak bizim hakkımızda toplumda yaratmak istediği ve yarattığı algıları kırmak karşılaştığımız zorluklardan belki de en önemlisi bu. Fiziki ve fiili bize yönelik herhangi bir tepki ile karşı karşıya kalmadık. İstisnalar hariç. Mesela iki gün önce Gürsu İlçe binamıza yönelik gece saat 9-10 sıralarında iftardan sonra camlara  taşlama, hatta seçim büromuzun üstünde oturan ailenin camlarına da bir taşlama, taciz, bir fiziki saldırı gerçekleşti. Bu tür istisnalar gerçekleşiyor. Bunun spontane gelişmediğini, belli karanlık odakların bir mahalle baskısı yaratma, bir provokasyon ortamı yaratma, bizleri bir provokasyon ortamına çekme çabaları olduğunu biliyoruz. Bunun arkasındaki karanlık ilişkileri, karanlık siyaseti de kestirebiliyorum, özellikle seçim sürecinde. Tek başına parlamentoya 20 milletvekili gönderip her milletvekilinin de ait olduğu siyasi partinin güdümü altında kadük kalması ile mevcut işte sistem içerisinde, bakanların, rant, çıkar hesapları üzerinde çözüm üretmesi mümkün değildir. Bu anlamda bütün Türkiye’nin geleceği açısından Bursa halkının HDP’ye teveccüh göstermesi,  HDP’ye destekleri şarttır. Çünkü HDP’nin parlamentoda olması demokrasinin can simidi işlevini devam ettirmesi açısından hem ülkemizin ve halklarımızın tek adam rejimine önümüzdeki süreçte faşist bir dikta rejimine, karanlık bir geleceğe mahkum olmaması açısından, daha da önemlisi bizden sonraki nesile, gelecekteki nesile ceberut dikta bir rejim, tek adam rejimi miras bırakmamak adına Haziranda HDP’ye büyük bir destek vermeleri gerekiyor. Bu noktadan itibaren de şunu çok rahat söyleyebiliriz, HDP tıpkı Bursa’daki demografik yapı gibi; nasıl bursa Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Arap, Sünni, Alevi, Hristiyan, Müslüman, ülkemizin tüm renkleri Bursa’da bir arada yaşıyorsa, bunun temsiliyeti de HDP‘de pratik anlam bulmaktadır. HDP Tayyip Erdoğan’ı ve AKP’yi en çok korkutan partidir. Partimize yaşatılan hukuksuzluğu, adaletsizliği parlamentoda uğradığımız saldırıları, milletvekilleri ve eski Eş Genel Başkanlarımızın rehin tutulmasından belediyelerimize kayyum atanmasına kadar yüzlerce binlerce hukuksuzca saldırının asıl nedeni, HDP’nin halka vermiş olduğu umuttur, demokrasiye olan bağlılığı ve mücadelesidir. İşin gerçeği tam olarak bu. Bu saldırıları meşrulaştırmak anlamında da bazen din üzerinden, bazen etnik kimlikler üzerinden bizi karalama, algı operasyonları yaratma gayreti içerisine girdi AKP ve mevcut siyasal iktidar.

Bugün AKP ekonomiyi yönetemiyor. Dış borca dayalı Körfez ülkelerinden gelen sıcak para kurudu. Dolar 5 liraya dayandı. Dış diplomaside bütün ülkelerle çatışmalı ve tek bur dost ülke bela bırakmadı. Selahattin Demirtaş’tan korkuyorlar ve meydanlara çıkmasını, TV programlarına çıkmasını istemiyorlar. AKP tükenmiştir artık. Bu nedenle rehin tutuyorlar. AKP ne yaparsa yapsın 24 Haziran’da saraydan ve parlamentodan ineceği, tasfiye edileceği bir gün olacaktır. Artık 80 milyon yurttaşımız AKP’nin yalanlarına kanmıyor.

Şunu söylüyoruz; bütün Türkiye halkları, bütün inançlar, bütün emekçiler, sol ve sosyalist güçler Türkiye’nin tüm demokrasi güçleri HDP’nin etrafında güç birliği oluşturdu ve HDP Türkiye’de olduğu gibi Bursa’da da büyük bir zaferle başarı ile çıkacaktır.” dedi.

Bursa Muhalif Gazetesinde yayınlanmıştır