Son Haberler

Haziran Bursa ‘Sivas’tan Günümüze Laiklik ve Demokrasi’yi tartıştı

28 Haziran 2015

Bursa Haziran Hareketi, Kestel Haziran Meclisi kurma çalışmaları kapsamında, Sivas Katliamı’nın yıldönümü yaklaşırken Laiklik ve Demokrasi konulu bir söyleşi gerçekleştirdi. Cumartesi saat 17.00’da Kale Mahallesi Uğur Mumcu Parkı’ında gerçekleşen kitlesel söyleşiye Zeynep Altıok Akatlı, Turan Eser ve Alper Taş konuşmacı olarak katıldı.

11291766_10205934495434789_1941878562_n

Söyleşi’de ilk sözü alan Zeynep Altıok Akatlı konuşmasında şunları söyledi: “Temmuz ayı benim için bir kaç açıdan sorunlu ve hüzünlü bir aydır. Sivas Katliamı’nda şair babasını kaybetmiş birisiyim. Katliamda yer alanlar suçludur fakat bu mesele onlarla sınırlı değildir. Sivas Katliamı devletin sunni-islam ideolojisinin bir tezahürüdür. Ve bunun için laiklik mücadelesi en önemli mücadele başlıklarından birisi. Hep aynı şeyleri söylemek, aynı serzenişlerde bulunmak istemiyorum, bozuk plak gibi aynı şeyleri söylemeyeceğim, ama plakları da unutmayacağım, ben o plakların çalacağı gramafon olacağım. Çünkü bizler mücadelemizde umutlu olmak zorundayız, umut bizim silahımızdır. Biz Haziran Direnişi’nde umudu gördük. Ve bugün Haziran Hareketi’nde bu umudun izinde tüm farklılıklarımızla, tüm renklerimizle yer alarak birlikte bir mücadele yürüteceğiz.”

Söyleşi’de sonraki söz Turan Eser’in oldu. Eser konuşmasında; Türkiye’de Siyasal İslam’ın geliştirilme sürecini ve 11650857_10205934495274785_1375593046_nLaiklik savunucularının bu gelişim sürecindeki eksikliklerinden bahsetti. Turan Eser’in konuşmasından bazı bölümler şöyle: “Türkiye hiçbir zaman gerçekten laik bir ülke olmamıştır. Laiklik ülkemizde, dinin devlet kontrolüne alınması biçiminde gerçekleşti. 1940’ların sonundan başlayarak geliştirilerek din derslerinin okullarda okutulması süreci AKP’nin bugün kurduğu otoriter, islamcı, faşizan rejime uzanan bir tarihsel kırılmanın başlangıcı olmuştur. AKP gökten zembille inmemiştir, bu toplumsal yapının üzerine iktidar olmuş ve devletleşmiştir. Bu açıdan Türkiye laiktir laik kalacak sloganı geçersiz bir slogandır. Laiklik devletin dinsizleştirilmesidir. Oysa bizim cumhuriyetimizin laiklik serüveni bu şekilde olmamıştır. Bu yanlış laiklik anlayışının bir sonucu olarak; Sayıları 2 bin 600’ü bulan İmam-Hatip Okullarından mezun olanlar bugün bu kindar-faşizan düzeni üretiyor ve yönetiyor. Ülkemizde kurulacak bir laiklik için bütün kör kuyulara inilmeli ve görülmemiş hesap kalmamalıdır.”

Alper Taş: “Bizim kuracağımız Haziran Türkiye’sinde gerçek anlamda din de özgürleşecektir”

11655182_10205934495194783_270697351_n

Turan Eser’in ardından konuşmasına Kobane’de ve Tunus’ta IŞİD tarafından katledilen insanları anarak ve Sivas Katliamı ile Ortadoğu’daki islamcı çetelerin katliamlarının aynı zihniyete, aynı kökene aynı dünya görüşüne dayandığını belirterek başlayan Alper Taş; mücadelelerinin tüm yerkürede ve ülkemizde bu gerici zihniyete karşı olduğu belirtti. Alper Taş’ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde: “Laiklik ve demokrasi birbirini tamamlayan ilkelerdir, aralarında sıkı bir ilişki vardır. Türkiye’de laiklik olgusu Tanzimat dönemindeki reformlarla başlamış, Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte bu reformlar radikal adımlara dönmeye başlasa da başarılabilmiş bir süreç olarak değerlendirilemez. Burada ülkemizin burjuva demokratik bir devrimi tam anlamıyla gerçekleştirememiş olması da önemli bir etkendir. Laiklikği savunan kesimler -devrimcileri ve sosyalistleri dışında tutarak söylüyorum- Siyasal İslamın hayatlarımıza fütursuzca saldırılarına, devletin her kademesinde kökleşmesine uzun süre tepkisiz kalmayı tercih ettiler ya da en azından harekete geçmediler. Çünkü laikliği nasıl olsa Ordu’nun bir gün mutlaka kurtaracağı şeklinde yaygın bir yanlış beklenti hakimdi. Ta ki Gezi Direnişi’ne kadar. Gezi, halkın kendi kaderini eline aldığı, kendi sorunu için sokaklara çıktığı bir sürecin adıydı ve bu anlamda yeni bir laiklik mücadelesinin de başlangıcı oldu. Devletçi Laiklik modelinin karşısında Özgürlükçü Bir Laiklik modeliyle ve kendi gücüyle alanlara çıktı. Artık bir yerlerden bekleyeceğimiz, bize bahşedilecek bir laiklik yok, aşağıdan emekçi aydınlanmasına dayanan bir laiklik modelini hep birlikte kuracağız. Bizim kuracağımız Haziran Türkiye’sinde gerçek anlamda din de özgürleşecektir. Siyasetin ve ticaretin alanına sıkıştırılan din ve inanç, insanların vicdanına dönüp böylece özgürleşebilecektir. Laiklik, bugün sömürü düzenine rıza üreten, kabulleniş yaratan, kaderciliği yaygınlaştıran İslamcılığın karşısında bir sınıfsal mücadele alanıdır aynı zamanda. Haziran Hareketi olarak ülkenin dört yanında kurduğumuz ve kuracağımız meclislerimizle bu gerici zorbalığı yıkacağız.”

11667159_10205934495314786_1234984461_n

Söyleşi sonrasındaki Forum’da ise 7 Haziran seçim sonuçları ve güncel koalisyon tartışmaları konuşuldu. Konuşmalarda ana ekseniyle: AKP ile koalisyon yapılmaması, AKP düzeniyle hesaplaşma yolunun seçilmesi, bu hesaplaşmanın hiç bir boyutunun çeşitli gerekçelerle ertelenemeyeceği konuşuldu. Sivas Katliamı ve Maraş Katliamı esnasındaki koalisyonlara bakmanın bu konuda öğretici olduğu belirtildi. Söyleşi; Kestel Haziran Meclis toplantı çağrısı ve 2 Temmuz Perşembe günü Bursa’da gerçekleşecek Sivas Katliamı’na karşı yürüyüşe yoğun katılım çağrısıyla son buldu.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top