Halka bilgi mi aktarıyorsunuz? – Ozan Kaplanoğlu

Bursa Muhalif Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

Geçtiğimiz hafta eski bir gazeteci abimle yaptığmıız sohbette son zamanlarda AKP’li yandaş gazete patronlarının tartışmalarını konuştuk. Gazeteci demiyorum farkettiyseniz, gazete patronu. Çünkü bunlar için gazeteci sıfatını kullanmak gazetecilere haksızlık olur. Neden mi? Babam Raif Kaplanoğlu ile çalıştığımız ve usta gazeteci Yılmaz Akkılıç Araştırma Ödülü’ne layık görülen Bursa Basın Tarihi kitabını hazırlarken gündeme getirdiğimiz bir konu vardı, gazetecilerin gazetesi… Yalnızca Bursa’da değil tüm Türkiye’de 20. yy başında çıkarılan gazeteler gazeteciler tarafından ve halka bilgi aktarmak için yayınlanırdı. Elbette ki her gazetenin, daha doğrusu gazetecinin bir ideolojisi vardı, fakat her gazetenin amacı bir ideoloji doğrultusunda halka bilgi yaymaktı. Daha sonraları parti gazeteleri yayınlanmaya başladı ve sonunda baskı tekniğinin gelişmesi ve baskı makinalarının pahalılığı nedeniyle patronların ele geçirdiği bir medya oluşmaya başladı. İşte bu zamandan sonrası için medya ‘sektör’ denilmeyi haketti. Sosyal medyada kendini ‘gazeteci’ addeden zatlardan bir tanesi bir yazısında gazetecilikten ‘Bizim sektör’ifadesiyle bahsedince şaşırdım açıkçası. Hem gazeteciliği şantaj yapmak için kullanamaya çalışanları eleştirip, hem gazeteci olduğunu iddia edip hem de burası için ‘sektör’ kelimesini kullanmak tabiri caizse abesle iştigaldir. Eğer gazetecilik yapıyorsanız efendim bunun için sektör ifadesini kullanamazsınız. Çünkü gazetecilik ‘sektör’e dahil edilemeyecek, yani finansın ön planda olduğu değil, tam tersine paranın bulaşmadığı, yalnızca halka doğru haberi ulaştırma görevini ifa etmektir. Gazetecilik bir yandan halka doğru haberi ulaştırırken bir yandan da yönetenlerin, pervasızca, fütursuzca haraket etmesini engelleyen, bir nevi ayaklarının altına ateşten bir yol seren organdır. Ateşken bir yol serer ki yönetenler istedikleri gibi hareket edemesinler, halkı yalanla mapipüle edemesinler. Ancak bugün geldiğimiz noktayı herbiriniz elbette çok iyi biliyorsunuzdur. Bursa’da yayın yapan onun üzerinde günlük gazete ve bu gazetelerin bütün masraflarını karşılayan AKP’li belediyeler. Bursa Muhalif yıllardır gönüllü emeğiyle faaliyetini sürdüren bir yayın. Yakın zamanda basılı yayına geçme kararı almamızla reklam kelimesiyle tanışan bir yayın aynı zamanda. Reklam kelimesini kimsenin ağzından hiç duymadığı tek yayın organı diyebiliriz Bursa Muhalif için. Keza yalnızca reklam almak için çıkarılan onlarca yayının arasında bunun lafı bile olmaz. Son zamanlarda tartışma konusu olan yılların AKP yandaşı ve belediyelerden beslenen aynı zamanda benim de eski patronum Nezir Asaroğlu ekibi ve Necmi İnce arasındaki tartışma kamuoyuna çok önemli bir şeyi göstermiş oldu. İnce haftalık bir gazete sahibi, Asaroğlu ise yaklaşık 2 yıl önce günlük yayınlanmaya başlayan Şehir Gazetesi’nin sahibi. Logosuna Erdoğan’ın silüetini koyan gazete dersem herkes hatırlar, aksi taktirde kimsenin bildiği veya okuduğu bir gazete değildir. Aslına bakarsanız ikisi de kimsenin bildiği ve okuduğu bir gazete değil. Necmi İnce’nin ManşetX isimli haftalık gazetesi orda burda bedava dağıtılan bir gazete, Asaroğlu’nun Şehir Gazetesi de dağıtıldığı bütün bayilerden aynen iade olan bir gazete. İşin ilginç yanı ise hiç okunmayan, aynen iade edilen bu gazeteler için AKP’li belediyeler tarafından faiş fiyatlarla verilen ilanlar. Büyükşehir Belediyesi 50 kişinin okuduğu bir gazeteye ne için ilan verir? Ya da diğer AKP’li belediyeler? İşin bir diğer ilginç yanı ise bu hiçkimsenin görmediği ilanlar için ödenen fiyatlar. İnce ile Asaroğlu ekibinin arasında çıkan tartışmada ortaya dökülen kirli çamaşılarlar ortaya koydu ki bu AKP beslemesi gazete sahipleri ayda onbinlerce liralık faturalar kesiyor belediyelere. Açık konuşmak gerekirse bizim gazetemizin aylık maliyeti 4 bin lira. Baskı, dağıtım, kira, internet dahil. Yine bu iki AKP’li ekibin tartışmaları açık etti ki bunlar AKP’li belediyelere öyle faturalar kesiyorlar ki ayda kestikleri fatura miktarıyla biz 4 ay gazete çıkarabiliyoruz. Peki ne karşılığında kesiliyor bu faturalar? Belediyelerin buradaki yararı ne? Belediyelerin hiçkimsenin okumayacağı bir reklama neden ihtiyacı var? Elbette ki yok, amaç yalnızca bir kısım yandaş yayın organını desteklemek. Şimdilerde kendi aralarında girdikleri tartışmada her biri basın ahlakından dem vuruyor, hadi buyurun. Belediye ilanları olmasa yayın faaliyetini sürdüremeyecek, yalnızca yandaş oldukları için yayınını sürdürebilen insanlar basın özgürlüğünden, hakikati yazdığından, halka doğru haberi aktardığından övünüyor. İyi mi?

Biz anlatalım öyleyse…

Bursa Muhalif 2013 yılında 100 TL ile kurulmuş bir internet sitesi. 2018 yılı mayısına kadar da hiçbir kurum, kuruluş, parti ve yapılaşmadan destek ve sponsorluk talep etmeden yayın faaliyetini sürdürmüş bir internet gazetesi. Nasıl 5 yıl boyunca yayın faaliyeti sürdürdünüz diye soracak olursanız, cevabı çok basit, basın ilkeleriyle. Yani Bursa’da belediyelere ayda onbinlerce liralık faturalar kesen İnce ve Asaroğlu’nun sürekli birbirlerini eleştiriren bahsettiği basın ilkeleriyle. Bizler basına ‘bana ilan vermezsen senin hakkında bütün olumsuzları yayınlarım’ ilkesiyle bakmadık. Biz, ‘bana destek ver yoksa seni FETÖ’cü ilan ederiz’ de demedik. Biz bir kez ‘gazetemize abone olmak ister misiniz?’ diye sorduğumuza ikinciye bile sormadık. 3 tane kafayı halka doğru haberi aktarmaya takmış, gazeteci olmak zorunda kalmış insanla bugüne kadar geldik, yayınımızı da sürdürdemeye çalışıyoruz. Fazla ‘tık’ alacak haberlerle ilgilenmiyoruz, gerçekten ilgilenilmesi gereken haberlere yer veriyoruz. Haberlerimizde faşizan, erkek egemen, cinsiyetçi ve mezhepçi söylemleri hiçbir zaman kullanmıyoruz. İktidarın halk üzerinde kurmaya çalıştığı sosyal dönüşüm politikalarının hiçbirine, hiçbir zaman alet olmuyoruz, olmayacağız da. Bursa’da halkın gerçek gündemini tutan, gerçek tek bir gazete varsa, o da Bursa Muhalif’tir.