Son Haberler

Halk sağlığı uzmanları DOSAB Termik Santrali’ne karşı Bursa’nın havasını savunuyor

3 Temmuz 2015

DOSAB Termik Santrali’ne karşı Bursa’da büyütülen mücadeleye bir destek de Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden geldi. HASUDER, Bursa’nın temiz hava soluma hakkını savunduklarını ve sürecin takipçisi olduklarını açıklayan bir basın toplantısı düzenledi.

unnamed

1 Temmuz günü Bursa Akademik Odalar Birliği’nde HASUDER Başkanı Prof. Dr. Türkan Günay, HASUDER Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Çiğdem Çağlayan ve Yard. Doç. Dr. Alpaslan Türkkan’ın düzenlediği basın toplantısına DOSAB Termik Santraline Hayır Platformu bileşenleri de destek verdi.

HASUDER Başkanı Prof. Dr. Türkan Günay’ın yaptığı açıklamanın tamamı şöyle:

HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER) BURSANIN SAĞLIĞINA SAHİP ÇIKIYOR: 
TEMİZ HAVA SOLUMA HAKKINI SAVUNUYOR!

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği, halkın sağlığını korumak ve geliştirmek için çalışmalar yapan, yapılan çalışmalara katkı koyan, politika önerileri üreten bir uzmanlık derneğidir. HASUDER, 447 halk sağlıkçı üyesiyle her zaman halkın sağlık hakkını önceleyerek faaliyetlerine devam etmektedir. Bugün siz değerli basın mensuplarıyla biraraya gelme nedenimiz de Bursa halkının sağlık hakkını, temiz hava soluma hakkını savunduğumuzu tüm kamuoyuna bildirmektir. 

Sağlıklı olmanın ilk koşulu sağlıklı bir çevrede yaşamaktır. Ülkemizde son zamanlarda başta hava kirliliği olmak üzere giderek artan boyutlarda çevre kirliliği sorunları yaşanmakta ve bu da halkımızın sağlığını tehdit etmektedir. Dünya Sağlık Örgütü ve Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) 2013 yılında dış ortam hava kirliliğini “insanda kesin kanser yapan” etkenler listesine almıştır (Grup 1E). Ek olarak hava kirliliğinin bileşeni olan havadaki asılı toz parçacıkları da (Partikül Madde-PM) tek başına kanser yapıcı olarak ilan edilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre DSÖ’nün önerdiği hava kalitesi sınır değerleri dikkate alındığında ülkemizde hava kirliliği yaşanmayan bölgemiz neredeyse yoktur. (DSÖ hava kalite rehberinde PM10 için sınır değer 24 saatlik 50µg/m3, yıllık 20µg/m3 olarak belirlenmiştir. Ülkemizde ise bu değer 60µg/m3 olup, 2019’da 40µg/m3 olacaktır.)

Hava kirliliğinin artmasında çevreyi hiçe sayan sanayileşme ve özellikle fosil yakıt kullanımı önemli rol oynamaktadır. Ülkemiz, OECD ülkeleri arasında sera gazı salınımı en hızlı artan ve hava kirliliği açısından en kötü durumda olan ülkedir. Halen 80’e yakın kömürlü termik santral planlama aşamasındadır. Ülkemizde 2030 yılına kadar toplam elektrik üretiminin yarıya yakını bu santrallerden karşılanacaktır. Bunun da toplum sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olacaktır.

Kömürlü termik santraller; hava kirliliği, su kaynaklarının kirliliği, toprak kirliliği yanı sıra yüksek su tüketimleri ile su kıtlığı, kül atıkları ile katı atık yönetimi sorunlarına neden olurken küresel ısınmaya da katkı sunar. Oluşturdukları kirlilik ile ekosistemleri bozar; canlıların yaşam şansını azaltır. Kullanılacak son/yeni teknolojiler de bu olumsuz etkileri ortadan kaldıramaz.

Kömürlü termik santraller, büyük miktarda havada asılı toz parçacıkları(PM2,5) sülfür dioksit ve nitrojen oksit salınımı yanında, civa gibi ağır metaller, dioksin, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi kalıcı organik kirleticileri ile çevreyi kirletmektedir. Bu kirleticiler solunum sistemi hastalıkları, kalp damar hastalıkları, erken doğum, beyin gelişiminde bozukluk gibi çok sayıda hastalığa neden olur. Bu hastalıkların en bilinenleri; bronşit, amfizem, akciğer kanseri, astım, kalp krizi, kalp ritim bozuklukları ve kalp yetmezliğidir.  

Bir zamanlar doğasının, havasının temizliği nedeniyle “Yeşil” olarak bilinen Bursa da  giderek artan hava kirliliğinden olumsuz etkilenmiş ve griye dönmüştür. Özellikle geçtiğimiz kış döneminde Bursa’nın hava kalitesi sınır değerleri sürekli olarak alarm vermiş ve birçok kez sınır değerlerin kat kat üzerinde kirlilik yaşanmıştır. Bu duruma katkı sunan bir termik santral ve bir çimento fabrikası yetmezmiş gibi şehir merkezine bir tane daha termik santral kurulmaktadır. Oysa yapılması gereken yeni santrallerin inşası değil, mevcut kirlilik kaynaklarının kontrol edilmesidir. Halk sağlığı açısından Bursa yeni bir kirlilik kaynağına daha tahammül edemez noktadadır. Bursa halkının temiz hava soluma hakkı ellerinden alınmakta ve Bursa halkı sağlıksız yaşamaya mahkum edilmektedir.  

Bursa’nın sorunu hepimizin sorunudur. Kömürlü termik santraller konusunda tüm dünyada artan sayıda tepkiler ve bunun paralelinde alınan kararlar bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’nün Nisan ayında yayınladığı rapora göre; 2010 yılında DSÖ Avrupa bölgesinde hava kirliliğine bağlı yaşanan yaklaşık 600.000 erken ölüm ve hastalıkların ekonomik yükü 1,6 trilyon US$’dır. Bu rakam, neredeyse 2013 yılında bütün Avrupa Birliği’nin gayri safi milli hasılasının 1/10’una denk geliyor. Açıklanan veriler, Türkiye’nin de 70 386 milyon US$ ile gayri safi milli hasılasının %6’sını hava kirliliğinden dolayı kaybettiğini ortaya koyuyor. Hava kirliliğinin azaltılması 2016 yılında yapılacak olan Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE) toplantısının en önemli konularından biri olacaktır.

Sağlık ve Çevre Örgütü (HEAL) öncülüğünde yapılan, derneğimizin de içinde bulunduğu bir çalışmada, Türkiye’de kömürlü termik santrallerin sağlık maliyetleri yılda 10.7 milyar TL olarak hesaplanmıştır. Bu, kömürlü termik santrallerin yol açtığı hava kirliliğine maruz kalmakla ilişkilendirilen erken ölümler, kronik hastalıklar ve kalp sorunları nedeniyle oluşan ekonomik yüktür. Her yıl ek olarak en az 2876 erken ölüm, yetişkinlerde 3823 yeni kronik bronşit hastası, 4311 hastane başvurusu. Bu çalışma, Türkiye’de PM maruziyeti nedeniyle oluşan sağlık sorunlarının %20’sinin termik santrallerde yakılan kömürden kaynaklandığını söylemektedir. Bu maliyeti insanımız sağlığı ile, yaşamı ile ödemektedir.

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği olarak bilimsel kanıtlar ışığında diyoruz ki; 

Başta kömürlü termik santraller ve çimento fabrikaları olmak üzere kömür yakılarak enerji elde edilen yerlerde çevre ve insan sağlığı olumsuz etkilenecektir. Kullanılacak son/yeni teknolojiler bu olumsuz etkileri ortadan kaldıramayacaktır. Bu nedenle son teknoloji uygulandığında sağlık etkisinin olmayacağı, kömürlü termik santral inşasının kabul edilebilir olduğu şeklindeki görüşler kabul edilemez. 

HASUDER olarak;
•    DOSAB kömürlü termik santralinin yapımından vazgeçilmesini,
•    Hava kirliliğine neden olan termik santral ve çimento fabrikası gibi mevcut kirlilik kaynaklarının kontrol altına alınmasını,
•    Yurttaşlarımızın Temiz Hava Soluma Hakkına sahip çıkmasını talep ediyoruz. 
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Bursa’nın sağlığına sahip çıkmaya, onları bu haklı mücadelelerinde desteklemeye ve süreci takip etmeye devam edeceğimizi tüm kamuoyuna bildiririz.”

HASUDER YÖNETİM KURULU

 

Yoruma kapalı.

Scroll To Top