Gazeteler yok oluyor! – Raif Kaplanoğlu

Raif Kaplanoğlu Araştırmacı-Yazar

Son yıllarda gazetecilik tekrar tartışma konusu olmaya başladı. Bu konuda; sonunda söyleyeceğim sözü başta söylemek isterim. Bana göre en geç 20 yıl içinde ne gazete, ne de gazetecilik kalacak!..

150-160 yıllık Türk gazetecilik tarihinde; en özgür ve bağımsız basın, 1960-2000 yılları içinde yaşandı. Anadolu’daki ilk yerel basın girişimlerinden biri Bursa’da başlatıldı. Ancak Bursalıların gazeteyi benimsemeleri çok kolay olamadı. Ancak bunun tek suçu okurlar değildi. Çünkü özellikle bu dönem yayınlanan gazeteler, son derece sıkıcı, insanı yoran bir yayın yapmaktaydı. Gazetede okuyucunun ilgisini çekebilecek haberler yapılmadığı gibi, haberlerin veriliş biçimi de çok kötüydü. 

Bursa’da ilk gazete devlet tarafındançıkarılmışken, sonra yayınlananözel gazeteler de, Saray’ın“izni” ve“inayetiyle” yayınlandığıiçin muhalif bir gazete yoktu. Son dönemde muhalif bir-kaç gazete ancak ülke dışında basılabilmişti. Sürekli Saray’ı övseler de, gazeteciler yargılanmaktan kurtulamıyordu. Bu dönemdeFerâizcizade MehmetŞakirçok zor yıllar geçirdi. Saray’a sonuna kadar bağlıolan Murat Emri Efendi’ninçıkardığıBursagazetesi bile zaman zaman sansüre uğrayıpkapatılmıştı. Yine bu dönemde yayınlanan özel gazete ve dergiler de, büyük ölçüde Saray’dan gelen yardımlarla yayımlanıyordu. 

2. Meşrutiyet, büyük ölçüde halkın güçlü talebi, ülke içindeki farklı milletlerin ortak düşüncesi olarak tüm ülkedebüyük bir sevinçle karşılanmıştı. Nitekim buözgürlük ortamında, ilk bir buçuk ay içerisinde 200’üaşkıngazete ve dergi yayımlandı. II. Meşrutiyetdöneminde İstanbul’da merkezlenen basın, 1908 sonrasıAnadolu’ya da yayıldı. Bursa’da da bu dönemde çok sayıda gazete ve dergi yayınlanmaya başladı. Sansür de kaldırılmıştı. Ne var ki, İttihat ve Terakki’nin yönetimi tam anlamıyla ele geçirdiği Balkan Savaşısonrasıdönemde basıntekrar eski baskıcıyıllara döndü. Bir zamanlar Sultan Abdülhamit’in yaptığıbaskıyı, bu yıllardan sonraİttihatçıyönetim yapmaya başladı.

Savaş yıllarında basına baskı ve sansür daha da arttı. Yazdığı yazılar nedeniyle hapse atılan Bursalı gazeteciler vardı. Savaş döneminde çok sayıda gazete kapatılmış, gazeteciler suçlanmış, yargılandı. Bursalı gazeteciler, işgal yıllarında sadece gazetecilik yapmamış, işgale karşı direnişin örgütlenmesinde bizzat etkin rol almıştı. Dahası direniş için gazete çıkarmışlardı. İsmail Hakkı, Muhittin Baha, Nevres ve Hakkı Baha başta olmak üzere birçok gazeteci Reddi İlhak Cemiyeti örgütlenmesine katıldı. Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin şubesinin başkanı olan Muhittin BahaMillet Yolu gazetesini çıkardı. Dr. Münir Halil ile Bursa’nın Ertuğrul gazetesi sahibi Ahmet Refik, işgalci güçlerce Atina’ya sürüldü.

Sansürlü Adalet Gazetesi (30 Eylül 1336)

Tüm bu çabalara karşın, işgal döneminde gazete çıkaran ve gazete yöneten İbrahim Hilmiile Ahmet Refikdışındaki tüm gazeteciler “vatana ihanet” suçlamasıyla yargılandı. Bu yargılama sonunda 8 Bursalı gazeteci vatana ihanet suçlaması ile idama mahkûm olmuş, ülke dışına kaçtıkları için hükümler uygulanamamıştı.

Erken Cumhuriyet döneminde, Bursa basını açısından her şeyin yazılıp çizildiği, devletin kurucusu olan Mustafa Kemal’e bile, dolaylı olsa da muhalefetin yapılabildiği bir dönemdi. Tüm bu özgür ortama karşın, 1925 yılında Şeyh Sait Ayaklanması ve ardından getirilen otoriter uygulamalar sonucunda, bu ayaklanmayı şiddetle eleştiren solcu Yoldaş gazetesi kapatıldı. İşgal yıllarında kahramanca yıllarca gazeteciliğini sürdüren Yoldaş gazetesi sahibi ve yayın müdürü İbrahim Hilmi tutuklandı. Bu olayın ardından korkan Bursa basını, tamamen tek yönlü bir yayın yapmaya başladı. Bu dönemde Bursa’da yayınlanan gazetelerde, artık Hükümet’i eleştiren yazılar görülmez oldu. Tek partili dönemde basın, büyük ölçüde tek sesti. Gazetelerin en önemli görevi, Devrimleri halka benimsetmekti. Başbakanlık Arşivi belgelerinden anlaşıldığı kadarıyla, neredeyse tüm gazeteler Hükümet tarafından beslenmekte, çeşitli yardımlar adıyla para aldıkları görülmektedir.

1946 yılında Demokrat Parti’nin kurulması Bursa’da gazetecilik parti gazeteciliğine döndü. Bu dönemde her partinin bir gazetesi vardı. DP Bursa yönetimi ilk muhalif gazete olan “Doğru” gazetesini çıkarmıştı. CHP’nin gazetesi “Ant” ile DP’nin çıkardığı “Doğru” gazetesi, her olayı kendi açılarından bakarak, farklı yorumlamaya başladığı bu dönemde gazetelerden sadece birini okuyarak doğru/gerçeği öğrenmek neredeyse olanaksızdı. Bu dönemde, “parti gazeteciliği” kavramı gelişti. Ancak bu dönemde profesyonel gazetecilik yaygınlaşmaya başladı. Nitekim 1950’li yıllara kadar, neredeyse sadece gazeteden geçinen, yani  profesyonel gazeteci yok gibiydi. 1947 yılında Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin kurulmasıyla Bursa’daki gazetecilerin prestijleri de artmaya başladı.

DP’nin yayınladığı “Doğru”gazetesi, 1950’den itibaren adını “Hakimiyet”olarak değiştirdi. Böylelikle gazete, bir ölçüde partiyle ilişkisini kesti. “Ant”da CHP ile ilişkisini koparıp “Yeni Ant”adıyla yayınlanmaya başladı. Ancak her iki gazete, partinin yayın organı olmasalar da, 1970’li yıllara kadar eski yayın politikalarını sürdürdü. DP’nin iktidara gelmesinden sonra kurulan Millet Partisi de Bursa’da ‘Millet’ adlı bir yayın organı çıkardı.

DP iktidarı, 1956 yılına kadar liberal bir yönetimle basına özgürlükler sağlanmıştı. Ancak bu tarihte çıkartılan yasa değişikliğiyle basın özgürlüğü engellendi. Bu dönemde, yeniden gazete ve dergiler boş sayfalarla, sansürlü olarak yayımlandı. 

1960-1974 yılları, “Basının Altın Yılları” diyebileceğimiz tarihinin en özgür yıllarını geçirdi.  11 Eylül 1974’ten itibaren Bursa’da ofset tekniğiyle gazete basılmaya başlandı. Ofset tekniği ile gazetecilik, çok pahalı bir iş olması nedeniyle; “gazetecilerin çıkardığı gazeteler” yerine “patron gazeteciliği” yayılmaya başladı. Böylece “medya patronluğu” kavramı gelişti. Basında ofset tekniği; gazetelerin daha okunur olmasını sağlarken, diğer yandan da gazetecilerin elindeki gazetelerin  de elinden gitme sürecini başlattı.

“Medya patronluğu” döneminde,  anayasal ve yasal sansürün dışında “oto-sansür”denilen, gazetecilerin ya da gazete sahiplerinin sansürü gündeme geldi. Böylece yeniden basın ve gazetecilerin üzerinde baskı kurulmaya başladı. 

Günümüzde hem ulusal alanda, hem de Bursa’da iktidara muhalif yayın yapan gazete neredeyse yok gibi… Ne yazık Bursa’da, “Bursa Muhalif” dışında muhalif gazete yok!.. Oysa halkın yarısı iktidara muhalif. Ancak basında bunun yansıması yok…

Aslında bu durumu artık hiç önemsemiyorum. Çünkü insanlar artık haberi gazete ve TV’lerden değil, sosyal medyadan alıyor. Artık Türk halkı, gazetelerden çok sosyal medya haberlerine daha çok güveniyor.

Bugün Bursa’da satılmayan 20 kadar gazete var. Satılamayıp okunmayan bu gazetelerde yazı yazan gazeteci arkadaşlarımızın yazıları, gazeteden değil, sosyal medya üzerinden okunuyor. Beğenilen yazılar paylaşılarak yayılıyor…

Yakın dönemde yaşanan deneyimlerime göre, gelecekte basılan gazetelere gerek kalmayacak… Eski klasik gazetelerin yok olması pek de kötü bir şey değil. Çünkü gazeteciler, sosyal medya üzerinden daha özgürce gazeteciliğini sürdürecek. Bence bu dönemde, çok daha özgür olacak gazeteciler. 

Bursa Muhalif Gazetesinde yayınlanmıştır

ankara escort ankara escort ankara escort beylikdüzü escort istanbul escort porno izle mecidiyeköy escort istanbul escort

istanbul escort istanbul escort