Gazetecilik meselesi memleket meselesi – Ozan Kaplanoğlu

Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi’nin Genel Kurulu’nun hızı ve gururuyla boyumuzdan büyük laflar etmeye devam edeceğiz elbette. Haftasonu Bursa’da tarihin en kalabalık kongrelerinden birini düzenleyen ÇGD’de mücadele arkadaşımız Rabia’nın Başkanlığı’nda yeni yönetim kurulumuzu oluşturduk. Genel Kurulumuz bir kez daha gösterdi ki tarihte olduğu gibi bugün de işgale direnen ve direnmeye devam edecek olan gazeteciler varlar, var olacaklar, varız. 

Geçtiğimiz hafta babam Raif Kaplanoğlu işgal yıllarında Bursa basınındaki işbirlikçi gazete ve gazeteleri yazmıştı. Birlikte hazırladığımız ve geçtiğimiz yıl Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülüne layık görülen ve önümüzdeki günlerde basılacak olan Bursa Basın Tarihi kitabında daha da ayrıntılı anlattığımız üzere Bursa basını Hüdavendigar’dan bu yana hem çok mücadelesi gazeteciler, hem de saltanat ve işgal yanlışı işbirlikçi gazetecileri bünyesinde barındırmıştı. Milli mücadelenin örgütlenmesinde hem fiili olarak hem de fikri olarak yeralan gazetecilerin yanı sıra, işgalcileri destekleyen, hatta işbirliği yapan gazeteciler de elbette olmuştu.

Bu iş bir memleket meselesiydi çünkü…

Gazete ve gazeteci hem halkın vicdanını yaratan, hem de onu taşıyan kişidir, yani milli mücadeleyi de karşıtını da yaratan unsurlardan biridir. Bugüne kadar da böyle süregelmiş ve mahiyetini hiçbir zaman yitirmemiş bir meslektir gazetecilik.

Emperyalist işgale direnilen dönemden, sermaye iktidarına karşı antiemperyalizm, demokrasi mücadelesi sürerken, bugün laiklik, adalet ve insan hakları mücadelesinin en önem kazandığı dönemde gazetecilere belki tarihin en büyük görevi düşüyor. Ya Türkiye’nin tarihine gerici/faşist AKP iktidarını destekleyerek ve beslenerek, boyun eğerek “işbirlikçi” olarak geçecekler, ya da bu uğurda katledilmiş meslektaşlarımız gibi demokrasi, barış, laiklik ve adaletin onurlu neferleri olarak geçecekler. Ya işgal yıllarında olduğu gibi torunları dedelerinin adını anmak istemeyecek, ya da Deniz’lerde Mahir’lerde olduğu gibi isimleri yüzlerce yıl yaşayacak.

Bu anlamda gazetecilik bir iş değil, başlı başına bir mücadeledir. Adalet yürüyüşüne katılan gazeteciler için “Aktivist misin? Gazeteci mi? Gazeteciden aktivist olmaz” söylemleri olduğunda Türkiye’deki tutuklu yaklaşık 170 gazeteciden biri olarak, evet gazetecilik demokratik Türkiye’nin mücadelesidir. Gazeteci aktivistin ağa babasıdır…

Gazeteci örgütü de daha güçlü ve örgütlü olması gereken bir mücadele örgütüdür. Tam da 1980 darbesine giden süreçte 1979’da kurulan Çağdaş Gazeteciler Derneği, halkın haber alma hakkı ve halkı bilgilendirme hakkının tamamen yok edilmeye çalışıldığı, iktidar yanlısı olmayan herkesin şiddetle bastırıldığı ve tek adam diktatörlüğünün derinleştirilmeye çalışıldığı bu dönemde hala mücadeleci gazetecileri bir araya getirmeye, yeni onurlu üyeler biriktirmeye devam ediyor. ÇGD Bursa Şubesi’nin en genç Yönetim Kurulu’nu oluşturmanın gururuyla ne Bursa’da ne de Türkiye’de memleket için mücadele eden gazeteciler bitmeyecek, tutuklu olan son meslektaşımız tahliye olana ve aydınlık, demokratik bir ülke kurulana dek de sürecek…

ankara escort ankara escort ankara escort beylikdüzü escort istanbul escort porno izle mecidiyeköy escort istanbul escort

istanbul escort istanbul escort