Eğitimden beklentimiz – Atakan Erdağı

Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı

Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Atakan Erdağı

Yarınlarımızın iyi olması beklentisi eğitimde yaşanan süreçler nedeniyle boşa çıkmıştır. Sınav odaklı bir eğitim; doğallığıyla elemeci, rekabetçi, mutsuz çocuklar/gençler ve tabii ki bunlarla  bu süreci yaşayan eğitim emekçileri ve ebeveynler yaratmaktadır. İnsanlık yaşadığı sorunları çözmede çok aşama kat etmiştir. Bunu yaparken kullandığı yöntemler ülkelere ve toplumların yapısına göre değişse de  temel yaklaşım bilimsellik ve somut koşulların analitik analiz edilip değerlendirilmesidir. Bunu sadece eğitimde değil toplumun tüm yaşam alanlarında da görebiliriz. Ülkemizde var olanı bozmak, yıkmak, yerine yeniymiş gibi eskiyi  ya da var olanla eskinin karışımını koymakla sorunları çözdüğümüzü düşünüyoruz. Özellikle eğitim yapısını her iktidar (özellikle günümüz iktidarı) kendi politik ve siyasi düşüncesine göre uyguluyor, oysa ülkede bu düşünceye katılmayanların azımsanmayacak oranda bulunması ya da uygulanan eğitim yapısının çağın gereklerine uygun olmaması, başarısızlığı kendiliğinden getiriyor. Bunu iktidar sahipleri de zaman zaman söylemektedirler.
Ülkemizdeki gelir dağılımının bozuk olması aynı ilde hatta ilçede yaşam ve eğitim koşullarının geceyle gündüz gibi ayrılması, başlı başına bir problemdir. Bunun üzerine bir de yapısal-fiziksel-sosyolojik sorunların [müfredat yapısı, öğretmen yetiştirme ve alımı, okulların nüfus dağılımına göre yapılandırılması, okul koşulları (laboratuvar-spor salonu-derslik vb.) liyakatsız eğitim yöneticileri] varken tabii ki başarısız bir sistem doğuyor. Eğitimin başarılı olması koşullarından biri eğitim ortamının koşullarının eğitime uygun olması; diğeri de bu ortamdaki uygulamaların demokratik yapıda yürütülmesidir. Eğitimin finansmanı ve eğitime ayrılan pay da çok önemlidir. Öncelikle eğitimden beklenen, yaşamı boyunca mutlu olan ve istediği mesleği yapan ilgisi doğrultusunda yaşam süren bireyler yetiştirmektir. Bilgi öğretimi terk edilmelidir, bilgiye ulaşmanın  ve gerekli bilgiyi elde etme ile kullanmanın yolları uygulamalar yapılarak kavratılmalıdır. 
Okul, hayatın bir laboratuvarı olmak zorundadır, hem birey hem de toplum rahat nefes alsın diye.
Yaparak, yaşayarak öğrenme en kalıcı öğrenmedir. Eğitimde başarılı olmuş uygulamalarda bunu görüyoruz, bu sistemlerde yapılan okul öncesinden başlayarak fen bilimleri temel prensiplerini, teknoloji ve mühendislik uygulamaları kurallarını, analitik düşünme (matematik) uygulamaları ve sanat dalları konularıyla ilgili beceri, üretkenlik ve sorumluluklar öğretiliyor. Bu sistem öğrencilerin öğrendikleri ile sanat uygulamaları, öğeleri, tasarım ilkeleri ve standartları arasında bir bağ kurarak öğrenmelerine olanak tanımıyor; sınırlamaların ve kısıtlamaların ortadan kalktığı eğitimde merak, eleştirel düşünme, sorgulama ve inovasyonla dolu bir öğrenme ortamı sağlanıyor. 
Ülkemizde en kısa sürede böyle bir sisteme geçilmesi gerekiyor ya da geçmemek için direnirse yarınlardan beklentimiz boşa çıkacaktır. Bu durumda bugün yaşadıklarımızı yaşamaya devam edeceğiz.

Bursa Muhalif Gazetesinde yayınlanmıştır