Son Haberler

Düzen siyaseti tıkanırken adres Gezi – Ahmet Keskin

19 Şubat 2014

Yaklaşık bir buçuk ay kalmış olmasına rağmen ülkede, en azından Bursa’da hala seçim atmosferi oluşmuş değil. AKP sokağa çıkmaktan imtina ederken muhalefet partilerinin de göze batan bir çalışması yok. Görüldüğü kadarıyla AKP yerel seçimleri oldu bittiye getirme derdinde. Sokağa çıktıklarında halkın ayakkabı kutularındaki paraların hesabını soracağından endişe ediyorlar ve haklılar.

Ana muhalefet gücü konumundaki CHP ise ilçe belediye meclis üyeliği adaylarını daha yeni belirledi. Yapılan ön seçimlerde binlerce CHP’li sandığa gitti ve belediye meclis üyelerini fermuar sistemiyle olsa bile belirlemiş oldu. Cumhuriyet Halk Partisi ilçe Belediye Meclis Üyeliği ön seçimlerinde son derece yoğun bir ilgi vardı. Adaylar minibüslerle seçmen taşıyor, listeler havada uçuşuyor, kimin kimi kestiği hararetle tartışılıyor. Fakat tartışmanın ideolojik boyutu hiç yok. Desteklemenin koşullarından birisi hemşerilik ilişkileri, diğeri ise karşılıklı yapılan anlaşmalar ve birbirini taşıma gayreti(yani ilkesiz ittifak, çıkar birlikteliği) .Durum böyle olsa bile ön seçimlerin ne kadar önemli olduğunu kanıtladılar. Bu yöntemin yaygınlaşması belki de ileride bu tartışmaların çok daha nitelikli yapılabilmesini sağlayacak.

CHP’lilerin kendi iç seçimlerinde sarf ettikleri gayreti mahalli seçimlerde de sarf etmeleri durumunda sandıkta şansı çok artar. Fakat tabi ki bu çaba hayatla birlikte birikiyor. Görüldüğü kadarıyla CHP’lilerin -en azından bir kısmının- birbirlerine karşı biriktirdikleri öfke AKP’ye karşı birikmiyor. Çünkü ana muhalefet partisinde olmak her an iktidara gelebilecek olmak anlamına geliyor; ve egemen siyaset CHP’ yi iktidara getirdiğinde -onların söylemiyle rüzgar arkalarından esince- parti içinde hangi pozisyonda olduğun önem kazanıyor İşte bu arzu AKP karşıtlığının önüne geçiyor galiba. Yani ne AKP’nin işbirlikçiliğine, ne yolsuzluğuna, ne gericiliğine ne de faşizmine karşı biriken öfke iktidara gelme ve iktidardan pay alma arzusunun önüne geçemiyor.

CHP kurmaylarının bir kısmını AKP’lilere karşı son derece kibar, saygılı, mütevazi davranırken görüyoruz. Centilmenliğe bir itirazımız yok fakat bir AKP’liyi görünce hakkımızı çaldın, evlatlarımızı öldürdün deme cesaretini gösteremeyenler, AKP’lileri görünce centilmenlik derslerine başlayanlar AKP  karşıtlarına, direnişçilere, devrimcilere kaşı hiç te o kadar kibar değiller. Tam tersine son derece küstah, kaba ve ben bilirimci bir yaklaşım sergiliyorlar. CHP’nin pek çok şehirde sağdan devşirilen Belediye Başkan Adaylarına soldan gelen eleştirilere karşı AKP’lilere gösterdikleri nezaketle yaklaşılmıyor. AKP karşıtı muhalefeti sandıktan sandığa oy vermek zannı, yıllardır AKP’nin neo-liberal yağma düzenine karşı sokaklarda mücadele edenlere, CHP’nin sağcı adaylarına söz söylendiğinde “AKP’ye destek oluyorsunuz” suçlamalarına kadar varabiliyor. Uzun zaman sonra iktidara bu kadar yaklaştıklarını hissetmeleri kendilerine dair yapılan eleştirilere karşı saldırgan bir üslup takınmalarına sebep oluyor. Hatta CHP içindeki tartışmalarda çok daha gergin, kırıcı ve ötekileştirici bir uslup kullandıkları görülüyor.

Aynı uslüp halka karşı da kullanılıyor. “Ayakkabı kutularından çıkan paraları herkes gördü, yolsuzlukları herkes gördü. Artık bu halk CHP’ ye oy vermezse ben de bu halkı aptal ilan ederim, bir daha da siyasetle işim olmaz” lafındaki baskıcı, dayatmacı, kendini halktan üstün gören anlayış yenilmeye mahkumdur. Çünkü sokaklarda verilen mücadele tam da Tayyip Erdoğan’ın bu tavrına karşıdır.

Sandıktan kim çıkarsa çıksın köşe başlarından, sokaktan biz çıkarız. Belediye kime kalırsa kalsın su hakkı, ulaşım hakkı, barınma hakkı, temiz çevre hakkı mücadelesi bize kalır. Tartışma ne olursa olsun bizim öfkemiz yoldaşlarımızın canını alanlara karşıdır. Bizim öfkemiz tüm haklarımızı sermayeye peşkeş çekenlere karşıdır. Bizim öfkemiz halkların arasına ayrımcılık tohumları ekenlere karşıdır.

Bu anlamda mücadelenin odaklandığı yer bellidir AKP’yi yıkacağız. Fakat yetmez, AKP’yle beraber AKP’nin gericiliğini, zorbalığını, piyasacılığını da yıkacağız. AKP’nin bayrağını başkasının  alıp koşmasına izin vermeyeceğiz. Öfkemiz, mücadelemizin odaklandığı yere odaklanacak .Vaktimizi  içi boş tartışmalarla değil daha fazla direnişle geçireceğiz. Baz istasyonlarına karşı Ortabağlar’dan başlayan direniş Bursa’yı sarabilir. Bu yalnızca baz istasyonlarına karşı mücadele değil, halkın söz, yetki, karar hakkı isteme mücadelesidir. Kentsel dönüşüme karşı biriken tepki Yıldırım Halk Forumu’nda ortaya çıktı. Şimdi Yıldırım Barınma Hakkı meclislerinin örgütlenme zamanıdır. Bu mücadeleler AKP’ yi yıkacak AKP’nin yerini almak isteyenlere de rota çizecektir. Kim halkın söz, yetki, karar hakkını hiçe sayarsa, kim temel haklarımızı yok sayarsa sonuna kadar onunla mücadele edeceğiz. İşte bu yüzden yalnız biz değil, tüm ezilenler herkesi kendine çekidüzen vermeye çağırıyor.

Memleket seçim sürecine girmiyor veya girmesi engelleniyorsa, sistem içi siyaset günden güne mide bulandırır bir hale bürünüyorsa adres belli. Tam da bu kan emici sistemin istediğinin aksine  adres sokak, mücadele, direniş… Adres Gezi…

Yoruma kapalı.

Scroll To Top