Gençler

Dikkat! Bu gazeteye röportaj vermek ücretsizdir – Ozan Kaplanoğlu

Bursa Muhalif’i kurduğumuzda ulusal ve yerel medyada gösterilmeyen, sansüre uğrayan sendikaların, demokratik kitle örgütlerin, kadınların ve gençlerin sesi olmayı amaçlıyor, görülmeyi görünür kılmayı hedeflemiştik. Aslında Bursa medyası tarafından gazeteci olmak zorunda bırakılan mücadeleci gençlerdik. Gazeteciliğe başlarken de mücadeleden aldığımız etiği sürdürme çabası içerisindeydik, öyle olmaya da devam ediyoruz.

Gazetecilik etiği mücadele farklı

Mücadele yoldaşlığı, insan ilişkisini ön plana alan, sacayaklarından birinin dayanışma olduğu bir yaşam biçimi. Paranın insan ilişkilerinin arasına girmediği, girse de dayanışmayla girdiği bir mücadele etiğiyle başladık biz Bursa Muhalif’e. 5 yıl boyunca da hiçbir yoldaşımızdan ve kurumdan para talep etmeden, alternatif medyayı bir mücadele biçimi halinde örgütledik, örgütlemeye devam ediyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesi olana kadar Bursa’nın medya çalışanları ile de pek haşır neşir olduğumuz bir ortam olmadı. Gazeteci örgütüne girerken, gazetecilerle de tanışmak beni hiç ummadığım bir hayal kırıklığına uğrattı. Gazeteciliği itibarı olan, gidilen yerde saygı duyulan bir meslek ve hayat tarzı olarak hayal etmiş bir genç olarak gazetecilerle tanışmak bizi kırdı.

Kahvaltısız basın toplantısına gidilmez

Gazetecilerle tanışmaya başlayınca farkettik ki basın toplantısı kahvaltılı yahut yemekli olmayınca gazeteciler basın toplantısını takip etmezmiş. Bir de toplantıya katılıp kahvaltıya gömülürken konuşmaları dinlemeyenler yok mu? İşte onlar bizi meslekten soğutmak bir yana, mesleğe sarılmamızı, gazeteciliği ne kadar önemsememiz gerektiğini bize tekrar gösterir oluyorlar. Hele ki 100 kişinin bile okumadığı haftalık gazete/dergilerin yazarlarının bir ‘Başkan’ görüp de ‘Başkanım bizi şuraya götürün de yayınlayalım’ diyerek aslında ‘Bizi gezdirin, yedirin, içirin’ demeye çalışan gazetecilere Başkanların olumlu yanıt vermeleri de içler acısı bir durum. Gazetecilik mesleğini ‘Zabıta İrfan’ modellemelerine bırakılması acıtıyor aslında canımızı.

Butik açar gibi gazete açanlar

Babam Raif Kaplanoğlu ile birlikte hazırladığımız ve Yılmaz Akkılıç Bursa Araştırmaları Ödülü’ne layık görülen Bursa Basın Tarihi çalışmasını hazırlarken, Bursa basının bu duruma nasıl geldiğini de hem görmüş, hem de gözler önüne sermiş olduk. 1866’da Bursa’da Hüdavendigar Gazetesinin yayınlanmasından 1974 yılında ofset baskı tekniği gazetelere girene kadar, gazeteleri gazetecilerin kendileri çıkarıyorlardı. Gazeteciler haber yazıp, editörlük yapıp, dizgisini ve baskısını yapıyorlardı. Müvezziler aracılığıyla dağıtımını yapıyorlardı. Yani gazeteciler gazetecilik yapmak için gazete çıkarıyorlardı, kendi fikirleri doğrultusunda yayın yapmak için, para kazanıp zengin olmak için değil. Zaten gördük ki Bursa’da gazete çıkarıp para kazanan da olmamış, ta ki ofset baskı tekniği ile basılan gazeteler çıkana, yani patron gazeteleri çıkana kadar.  Patron gazeteciliği gazeteleri insanlara haber vermek amacıyla kurulan kuruluşlar olmaktan çıkarılıp, para kazanmak amacıyla kurulan işletmeler haline getirdi. Fabrika gibi işletilen gazeteler, gazetecileri bu hale getirdi.

Bugün Bursa’da gelinen noktada neredeyse tüm gazeteler para kazanmak amacıyla kurulmuş işletmeler haline gelmiş durumda. Tüm işletmeyi ilancıların mantalitesi ile yürüten, gazete çalışanlarına fabrika çalışanı muamelesi yapan, haberin kendisine ise para kazanılabilecek nesne olarak bakan gazeteler. İlan alınabilir kurumların haberlerinin girildiği, ilan alınamayan kurumların ambargoya uğradığı, söyleşi ve röportajlardan ücret istenildiği gazeteler, gazetecileri de bu düzenin ana aktörü yapan gazeteler…

Kimden röportaj istesek ‘Bize bir maliyeti olacak mı?’ diye sordular

Beni bu yazıyı yazmaya zorlayan nokta ise seçim süreci boyunca röportaj yapmak istediğimiz Milletvekili Adaylarının bizlere verdikleri tepkiler oldu. Röportaj yapmak için aradığımız adayların bir çoğu bize yapacağımız röportaj için para isteyip istemediklerini sordular. Bunu biz ücret istediğimiz için değil, bizden önce röportaj isteyen tüm kurumlar ücret istediği için sordular elbette. Bu sorudan meslektaşlarım adına utandığımı açıkça belirtmek isterim. Bu durum gazeteciliğin pespaye edildiği, kalemlerin satıldığı, gazetecilerin musluk tesisatçılığına (Gazetecinin halka haber verme görevi olması nedeniyle. Muslukçunun halkın musluğunu tamir etme zorunluluğu yoktur) indirgendiği bir dönemin içine attı.

Biz bu anlayışı tarihe gömeceğiz

Bursa Muhalif’e bizler hiçbir zaman işletme mantığı ile bakmadık, bakmayacağız. Gazeteciliği yalnızca ve yalnızca halka, halkın ihtiyacı olan gerçek haberi ulaştırmak, halka gerçekleri anlatmak isteyen akademik odaların, emek örgütlerinin sesini duyurmak için yapıyoruz, yapacağız. Bizim gazetemizin ve internet sitemizin sayfaları halka gerçeği anlatmak isteyen herkese ücretsizdir… Bizim sayfalarımız KHK’lerle işlerinden ihraç edilen akademisyenlerin, öğretmenlerin, sağlık çalışanlarının; kent, çevre ve halk sağlığı için mücadele veren tabiplerin, kimya, ziraat, mimar, makina mühendislerinin, şehir plancılarının, hukukçuların; tacize tecavüze direnen kadınların, gelecek mücadelesi veren öğrencilerindir. Öyle olmaya da devam edecektir…

TKP