Çocuklarımızı tehdit eden internet bağımlılığı – Prof. Dr. Şermin Külahoğlu

Sevgili anne ve babalar

Bana ayrılan bu köşede, uzmanlık alanımla ilgili bilgi ve analizlere yer vermekten öte, eğitim konularında, siz anne ve babaların, duygularını, düşüncelerini, seslerini duyurabilecekleri bir ortam yaratmayı amaçlıyorum. Çocuklarımızın gelişimi ve eğitimi konusunda sizlerin sorularınızı yanıtlamak, isteklerinizi, görüşlerinizi dile getirebilmenizi,  söyleyeceklerinizin bu köşede duyulmasını sağlamak amacındayım. Bu köşenin temel amacını, sizlerin iletişim ve katılımlarıyla fikir ve öneriler geliştirmek, ortak akıl ve eylem gücü yaratmak olarak düşünüyorum.

Haydi, birlikte çalışalım, birlikte başaralım!

Bana, s.kulahoglu@bursamuhalif.com E-Posta adresimden ulaşabilirsiniz.

İki hafta arayla buluşmak üzere, esen kalın.

Prof. Dr. Şermin Külahoğlu


Günümüzde elinde bir akıllı telefon, tablet veya benzeri bir elektronik alet bulunmayan kişi görmek oldukça zor. Başta biz yetişkinler, internet sohbetlerine, elektronik mesajlarımıza ve çeşitli sitelerine bağımlılığımızı itiraf etmek durumundayız. İşimiz için gerekli ve çok kolaylaştırıcı olan bilgisayarda sıklıkla sanal dünyaya doğru yoldan çıkıyor ve orada fazlaca oyalanınca, işimizden geri kalabiliyoruz. Bu durumda bazı şirketler çalışanlarına yalnızca işleriyle ilgili siteler için internete giriş izni veren katı sınırlar koymaktadır. Zira ekran karşısında geçirilen zaman, alkol ve uyuşturucu alımından daha zor anlaşılır niteliktedir ve ekran bağımlılığı, alkol ve uyuşturucu bağımlılığından daha yaygın bir tehdit haline gelmiş durumdadır.

Elektronik araçların ebeveynlerin yerini aldığını gözlemlemek, bana en önemli tehdit olarak görünüyor. Bazı anne babalar, ebeveynlik rolünü kolaylaştırdığı düşüncesiyle, elektronik araçların çekiciliğine kapılmış, ebeveynlik rolünü elektronik araçlara bırakmış görünüyorlar. “Kendime zaman ayırmamı sağlıyor ve günlük işlerimi kolaylaştırıyor” diyerek bu araçlara yöneliyorlar. Elektronik bakıcı onun yerine iş başında. Ekranda oyun oynayan çocuğunun sorularına cevap yetiştirmekten, vaktini ona ayırmaktan veya onunla didişmekten kurtuluyor. Çocuklara artık uyku öncesi masalı okumak zorunda değil, çocuğa masal okuyan e- kitabı onun başucuna koymak yeterli. Bunu çocuklarıyla ilgilenmemek değil, ilgilenme tarzı olarak benimsemiş görünüyorlar.

Çoğumuz, anne- babalar olarak, çocuklarımıza elektronik araçları doğum günü veya sınıf geçme hediyesi diye sunuyor ve kullanmaya teşvik ediyoruz. Sonrasında, kısa süre içinde çocuğumuzun internet gezisi, iletileri, sohbetleri, video oyunları… için ekran karşısında delice saatler geçirmeye başladığını ve bu aracın onun hayatının odağına yerleştiğini pişmanlıkla gözlemliyoruz. O andan itibaren mücadele başlıyor ama evde kontrol altında tutsak da, dışarıda, örneğin İnternet kafelerde bağımlılıklarını giderme yollarını kolaylıkla bulabiliyorlar.

Sonuç olarak ekran bağımlılığı hem bizleri, hem de çocuklarımızı esir almış durumda. Öyleyse bir de iyi taraftan görmeye çalışırsak, bu araçların yaşamımıza pek çok yenilik getirdiğini ve getirmeye devam edeceğini söyleyebiliriz. Örneğin, çok yakındığımız internet oyunları bile ölçülü dozda olması koşuluyla, çocuğun duyumlarını, çabuk tepki verme ve harekete geçme becerilerini geliştirebilir, bilişsel gelişimine yardımcı olabilir. Çocuğunuzun elektronik oyunlarının ona, kurallara uymak, farklı uyum stratejiler geliştirmek gibi sosyal becerileri de kazandırdığını düşünüyorsanız, ne iyi! Ama internet, sunduğu geniş olanakların yanı sıra, önemli sapmalar da yaratıyorsa rahatsızlık başladı demektir. Çocuğunuzun ekran bağımlılığının anlamak için gözlemci olup, aşağıdaki türden bazı belirtileri gözetim altında tutmakta yarar var.

Elektronik aletlere gittikçe daha çok zaman ayırmak ve hatta gizlice kullanmak eğiliminde mi? Bu konuda kontrolü kaybetmiş durumda ve durdurmakta zorluk yaşıyor mu? (Durumun öz-bakımını ihmal etme, düzensiz beslenme, öğün atlama ve kalitesiz yemek, uykusuzluk ve uyku döngüsünde değişim düzeyine varmamış olmasını dilerim).

Elektronik aletler temel uğraşı haline geldi, okul başarısında belirgin bir düşüş ve okulda bazı sorunlar baş göstermeye başladı mı?

Elektronik aletlerini kullanamadığı zaman duyduğu yoksunluk nedeniyle sinirli, kızgın oluyor ve aile üyeleriyle çatışma yaşıyor mu?

Elektronik aletlerle geçirdiği zaman yüzünden, aile ve arkadaşlarından uzaklaşıyor mu?

Kötü bir gün geçirdiğinde kendini daha iyi hissetmesi ve yatışması için yalnızca ekranlardan medet umuluyor mu?

Eğer çocuğunuz sanal dünyasına odaklanmak için kendine kapanıyor dış gerçeklikten kopuyor ve gerçek dünyayla karıştırıyor, kendini kaybediyor ise, belki “fişi çekmek” ve “psikolojik sütten kesme” işlemini başlatma zamanı çoktan gelmiş ve geçmektedir.

Bazı kişilik tipleri diğerlerine göre daha çok risk altında olabilir mi? Gerçekten, yalnız, utangaç, okulda sosyal ilişkileri zayıf veya okul sonrası kimsenin onlarla ilgilenmediği ailelerde yaşayan çocukların, ekran bağımlılığına daha yatkın oldukları bilinmektedir. Bu eğilim, altında depresyon, engellenmişlik, düşük benlik saygısı gibi diğer sorunları bile saklıyor olabilir. Özellikle utangaç ve okulda sosyal ilişkileri zayıf çocuklar için “geniş sanal dünya” mükemmel bir kaçış olanağı sunmaktadır. İnternetin sağladığı gizlenme olanağı, yeni bir kimlik icat etmeyi kolaylaştırır. Sonuçta, biraz hayal gücü ve internete bağlanma ile daha kırılgan gençler gerçekte olmadıkları ve olmak istedikleri hale girebilirler. Sanal iletişim onlara sosyal bir yaşama sahip oldukları hissini verir. İçe dönükler için bu yanılgı, kendi yaşıtlarından daha çok soyutlanmaları sonucunu yaratır.

Diğer herhangi bir ürün gibi bilgisayar teknolojisi de bilinçli biçimde kullanılmalıdır. Her şeyden önce, ekranların, çocuklarımızın sağlıklı gelişimi konusundaki tehlikesinin farkında olmalıyız. İki yaş öncesinde elektronik aletlerin çocuk gelişimine hiçbir yararı yoktur. Ayrıca, 2-5 yaş arasında çocukları ekran karşısında yalnız bırakmak doğru değildir. Örneğin reklamlar gibi, duyumlarını şoka uğratabilecek ve kafalarını karıştırabilecek görüntüleri açıklamak ve onunla diyalogda olmak için bir yetişkinin çocuğun yanı başında olması gerekir. Ekran aileyle etkileşim etkinlikleri yoluyla sağlanan öğrenmelerin yerini asla alamaz. Oysa çocuklar, yanlarında ekranda gördüklerini onlara açıklayan bir yetişkin olmadan, ekrana yapışmış olarak saatler geçiriyorlar. En temel ihtiyaçları olan hareket etmek, aktif olmak dış dünyayı keşfetme olanakları kısıtlanıyor. Enerjilerini artık yeterince harcayamıyorlar. Kilo alma, konuşmada gecikme, dikkat ve odaklanma zayıflığı ortaya çıkıyor. Öğretmenler giderek daha çok, öğrencilerinin odaklanma kapasitesinin zayıflığından yakınıyorlar. Öte yandan, elektronik aletlere bağımlılık, el bileğinde ağrı (karpal tünel sendromu), göz kuruluğu, baş ağrısı ve kronik migren, sırt ağrısı gibi fiziksel sorunlara da yol açabiliyor.

Anne-babalar olarak, ekran bağımlılığını önlemek için ne yapabiliriz? Her şeyden önce, kendi internet kullanımı alışkanlıklarımızı değerlendirmeliyiz. Ekran karşısında ne kadar zaman geçiriyoruz? Unutmayalım ki, çocuklar sıklıkla anne-babalarını taklit ederler. Sorumlu ve kendini disipline eden bir tutum geliştirerek, internet kullanımını iyi yönetebilmeye yönelten bir yaklaşımı öne çıkarmaya çalışmalıyız.

Çocuklarımıza internete girmeyi yasaklamak yerine, daha çok onlarla kullanım anlaşması yapmaya çalışabiliriz. Girebilecekleri sitelerin adres listesi, katılabileceği etkinlikleri onunla birlikte belirleyebiliriz. Ayrılacak günlük süre ve zaman (örneğin yalnızca ödevlerini bitirdikten sonra) konusunda bir anlaşma yapılmalı. Yemek saatinden sonra tüm cep telefonlarının kullanıma kapatılarak ortak bir kutuya bırakılması şeklinde aile içi yasalar bile oluşturulabilir. Bu anlaşmalara sadık kalınmasını sağlamak önemlidir.

Ergen çocuğunuz ekran bağımlılığı eğilimleri gösteriyorsa, bilgisayarı evin herkese açık bir ortamına yerleştirmeye çalışın. Odasında ekranla baş başa kalmasını engelleyin.

Çocuğunuz utangaç veya huzursuz bir yapıda ise onu kurslara yazdırmaya çalışın. Onunla aynı ilgilere sahip gençlerle iletişime sokacak olan bilgisayar, müzik, resim veya bir spor dalı gibi etkinliklere kaydolmaya ikna etmeye çalışın. Onunla aynı şeyleri seven yaşıtları arasına girerse, büyük olasılıkla kendini daha rahat hissedecek ve onlarla kaynaşma eğilimi gösterecektir.

Unutmayalım ki, anne-baba sorumluluğumuz çocuğumuzun dengeli gelişimini garantilemektir. Kendimizin ve çocuğumuzun ekran başına ayırdığı saatlerde, ihtiyaçlarla isteklerin birbirinin yerine geçmesine izin vermemeliyiz. İnternetin akılcı ve yararlı kullanımı ile bunun gerekli olmadığı anları ayırt etmeyi bilmek gerekir. Günümüzde hiçbir çocuk hakları anlaşması, çocuklara internet oyunu sağlanmasını ve ekranı abartılı biçimde kullanma hakkı verilmesini gerektirmemektedir.

Bursa Muhalif Gazetesinde yayınlanmıştır