Çocuklara güzel bir dünya bırakana kadar mücadele edeceğiz

Nilüfer Kent Konseyi Kadın Meclisi, çocuk istismarına karşı önleyici ve koruyucu tedbirlerin doğru bir biçimde kullanılmas için yürüdü.

Nilüfer Kent Konseyi önünden başlayan yürüyüş, 3 Fidan Parkı’nda yapılan basın açıklaması ile son buldu. Yürüyüşte kadınlar, ‘Susma haykır, çocuklar öldürülmesin’, ‘Leyla, Eylül son olsun çocuklar yaşasın’, ‘Canımız yanıyor, öfkemiz büyüyor’, ‘Kadınlar susmadı susmayacaklar’ sloganları attılar. Hiçbir çocuğun, kadının ve hayvanın zarar görmeden istismar ve tecavüzlerin önlenmesi konusuna değinen kadınlar, idamın ve hadım etmenin geçici çözümler olduğunu vurguladılar.

Kadınlar tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Son zamanlarda üst üste yaşadığımız çocuk istismarı vakaları canımızı yakmaya, yüreğimizi parçalamaya devam ediyor. Artık bitsin, artık son bulsun dediğimiz her olayın peşine bizi bir kez daha yıkacak bir olayla karşılaşıyoruz. Çocuklarımızın güven içinde yaşayabileceği bir ülke hayal ederken yaşadıklarımız kan donduran cinsten. TÜİK verilerine göre 2008-2016 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 104.531. 2018’in ilk 5 ayında cinsel istismara uğramış ve kayıtlara geçen çocuk sayısı 520. Koruyamadığımız, gülüşleri çalınan yüz binlerce çocuk…

Evlilik yaşının düşürülmesi, bazı din adamlarının kız çocuklarıyla ilgili evlenme yaşına ilişkin beyanları, müftülüklere nikâh kıyma yetkisinin verilmesi, medyanın eril dili, iktidarın kadına ve çocuğa yönelik ayrımcı siyasi tavrı, eğitim dilinin cinsiyetçi ve eril olması, kadını eve hapseden, çocuğu da eşit eğitimden uzak tutan bakış açısı çürük meyvelerini, her gün 32 çocuğun kaybolması şeklinde veriyor. Çocuğa yönelik cinsel istismar erkek egemen sistemin ortaya çıkardığı ve meşrulaştırdığı bir şiddet türüdür. Çocuğa yönelik cinsel şiddet, çocuğun üzerinde kurulan iktidar ve gücün kötüye kullanımı ve tahakkümün bir sonucudur. Bu nedenle, çocuğa yönelik cinsel şiddet konusu sadece faillerin cezalandırılması ile hele de idam veya hadım gibi yöntemlerle çözülemez. Çocuk istismarı; siyasi, toplumsal ve hukuki pek çok yönü bulunan ve bu nedenle hukuk, eğitim, pedagoji, psikoloji gibi farklı disiplinlerin birlikte çalışması ile ancak aşılabilir. Çocukların istismardan korunması için koruyucu ve önleyici çözümler üretmek gerekiyor. Bunun için, bütünüyle çocuk odaklı, hak temelli koruma sistemleri oluşturduktan sonra bu sistemleri denetleyecek bağımsız bir izleme mekanizması oluşturmak, engellemek anlamında büyük önem taşımaktadır.

Taleplerimiz açık ve net

Cinsel istismar ile mücadele ancak çocuğu merkeze alan politikaların yasalarla desteklenmesiyle mümkündür. Önleme ve koruma felsefesini merkeze alan hak temelli bütüncül bir çocuk koruma politikası hayata geçirilmelidir. Cinsel istismarlarda zaman aşımı sorununa çözüm bulunmalı, çocuğun beyanının hukuki değeri güçlendirilmeli. Cezalar yeniden değerlendirilmeli ve kurumsal mekanizmaların oluşturulması konusunda uluslararası sözleşmeler ve iyi örnek oluşturan ülkelerin deneyimleri incelenmeli. Cinsel istismara uğrayan çocuklar için yardım ve destek mekanizmaları kurulmalı. Çocuk yaşta ve zorla evlendirmeyi önleyecek ve tüm sorumlular hakkında caydırıcı cezalar getirecek yasal düzenlemeler yapılmalı. Failin çocuk olduğu durumlara ilişkin ayrı bir düzenleme yapılmalı. Kadınların ve çocukların şiddete, tacize, tecavüze maruz kaldıklarında başvuracakları merkezler yaygınlaştırılmalı. Cinsel istismara karşı koruyucu-önleyici cinsel sağlık ve toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi başta çocuklar olmak üzere herkes için erişilebilir hale gelmelidir. Türkiye’nin de taraf olduğu İstanbul Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi uygulanmalı; Çocuk Hakları Bakanlığı kurulmalıdır.

Bugün Eylül ve Leyla’nın çığlığı olmak için sokaklardayız. Leyla için, Eylül için, kaybolan, kaçırılan, istismara ve şiddete maruz kalan yüz binlerce çocuk için, çocuklarımız için sokaklardayız. Çünkü biz öyle biliriz ki yaşamak berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır! Çocuklarımıza barış, huzur dolu, eşitlikle yaşayabildikleri, öldükleri değil şeker yiyebildikleri bir dünya bırakana kadar yılmadan mücadele edeceğiz! Söz veriyoruz!”