CHP İl Başkanı Özdemir “Sorumluluk almaya devam edeceğiz”

CHP Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, Bursa Akademik Odalar Yerleşkesi’nde düzenlediği basın toplantısında iki yıllık görev sürelerini değerlendirdi. Ülke gündeminin sürekli değişmesine rağmen başarılı bir dönem yürüttüklerini söyleyen Özdemir, İl Başkanlığına aday olmayacağını belirterek; “Ben siyasetin dışına çıkmıyorum, İl Başkanlığı görevinin dışına çıkıyorum. Ama siyasette her zaman olduğu gibi eğer bir katma değer yaratacaksak orada sorumluluk almaya devam edeceğiz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, BAOB’ta basın mensuplarıyla bir araya geldi. PM Üyesi Orhan Sarıbal, Divan Katip Üyesi Nurhayat Altaca Kayışoğlu, İl Yöneticileri ve köşe yazarlarının da katıldığı toplantıda konuşan Şadi Özdemir, iki yıllık görev sürelerini değerlendirerek başarılı bir süreç geçirdiklerini belirtti. Gazetecilerin yeni yılını kutlayan Özdemir; “2018 yılının gazeteciler açısından; içerdeki gazeteciler ve dışarda olup baskı uygulanan gazeteciler açısından daha özgür, demokratik bir sürecin başladığı yıl olmasını temenni ediyorum. Yasama, yürütme, Yargı ve basın demokrasinin sacayakları ve buralardaki özgürlükler, demokrasilerin olmazsa olmazıdır. Umuyoruz 2018 gazetecilere yönelik baskıların sona erdiği yıl olur” dedi. 27 Aralık 2015’te göreve geldiklerini hatırlatan Özdemir, iki yıl süreyle il Başkanlığı görevini yürüttüğünü ifade ederek; “Görev sürecimize baktığımızda, bizim dönemimizde Türkiye olağanüstü süreçlerden geçti. İlk 6 ay kendi projelerimizle ilgilendiğimiz dönemdi. Sonra 15 Temmuz süreci geldi ve Türkiye başka bir yere evrildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 20 Temmuz darbesi, Türkiye’nin gündemini, bizim partimizin gündemini, projelerimizin, hedeflerimizin gündemini alt üst etti. 15 Temmuz sürecinde Cumhuriyet Halk Partisi bütün mağdurların başvuru noktası oldu. Hangi görüşten olursa olsun kendisini mağdur hisseden herkesin başvuru adresi Cumhuriyet Halk Partisi oldu. Bu süreç bizim yaklaşık 5 ayımızı aldı. O süreçten çıktık bu sefer referandum süreci başladı. Dolayısıyla 5-6 ayımızı da referandum çalışmalarına harcadık. Onun sonrasında Adalet yürüyüşü başladı. O süreçten çıktık, partimiz kongre sürecini başlattı. Bizim iki yıllık sürecimizi 6 aylık evrelerle parti için çalışma süreci, 15 Temmuz süreci, Referandum süreci ve Adalet Yürüyüşü ve kongre takvimi süreci gibi olağanüstü süreçlerden geçtik” diye konuştu.

“Zihniyet değişimi mücadelesi verdik”

“Biz parti yönetimini hedeflediğimizde iktidarın ne anlama geldiğini bilen bir yönetim olarak geldik” diyen Özdemir konuşmasını şöyle sürdürdü: “İktidarın parti koltukları olmadığını gayet iyi biliyoruz. İktidar olmanın; bulunduğunuz ilçeyi, ili yönetmek olduğunu gayet iyi bilen bir anlayış olarak geldik. Temel hedefimizi de bunun üzerine oturttuk. Barışık, Çalışkan ve İktidarı hedefleyen parti ve en az 9 belediyesi olan Cumhuriyet Halk Partisi diye hedef koymuştuk. Bu çerçevede çeşitli çalışmalar yürüttük, organizasyonlar planladık. Enerjimizi içeride tüketmeyeceğimiz ve seçmene dönük, seçmeni tanıyan, yüzleşen ve seçmenin dostu olan bir model kurmaya çalıştık. Bu işin bir zihniyet değişimi, davranış değişimi olduğunun bilinciyle, bunun mücadelesini de uzun süre verdik. Geçmişten beri dar kadrocu anlayış, koltuğunu bırakmama, rakiplerini tasfiye etme anlayışından çıkıp, beraber, bütün olarak sokağı, sandığı, seçmeni örgütleme çalışmasına dönmek bir zihniyet değişimi ihtiyacını doğuruyor. O yüzden özellikle sosyal medya üzerinden ve basın üzerinden kendi iç meselelerimizi tartışmanın partiye büyük zarar verdiğini biliyorduk ve sosyal medyada eleştirmeyin, örgüt toplantılarında konuşun dedik. Bu açıdan bir değişim yaşattık. Bununla ilgili hem eğitim çalışmaları hem organizasyonlar yaptık. Örgüt toplantılarımızı binlerce partilimizin katılımıyla, eleştiri ve önerilerini paylaştıkları büyük toplantılar olarak yaptık. İki büyük buluşma gerçekleştirdik. Bunlar amacımız asıl enerjiyi birbirimizle harcamayıp, sokakta, sahada rakip partiler ve seçmen üzerinde harcamaktı. Burada ciddi mesafeler aldığımızı söyleyebilirim. Elbette hala sosyal medya üzerinden eleştiri yapanlar var, bunu kendine hak görenler var ama bu zihniyet değişimi süreçle oluyor.”

“Projelerle yola çıktık”

İl yönetimine geldiklerinde üç büyük proje ile yola çıktıklarını belirten Özdemir, bu projeleri büyük oranda hayata geçirdiklerini ancak ülke gündeminin engellediği projelerinin de olduğunu ifade ederek; “Bunlardan ilki ‘Masanı seç, harekete geç’, diğeri İş’te CHP ve diğeri de CHP’li Esnafım projesiydi. Masa projemiz büyük ilgi gördü. Buradaki amacımız projeler üreten ve problemler üzerinde odaklanan, proje ve problem odaklarında örgütlenen bir yapı oluşturmak, kentteki kamu yönetiminin çalışmalarını izleme üzerinde tasarlanmıştı. Takip eden süreçte, ülkemizde yaşananlar bu çalışmada hedeflediğimiz büyüklüğe erişemedi. İş konusu bizim için her zaman önemliydi. İnsanlardaki iktidar partisine üye olursam iş bulabilirim algısı sebebiyle İş’te CHP diye bir yapı oluşturduk. İş arayanla eleman arayanın buluştuğu bir yapı. Şu anda da aktif ancak verimli kullanılması için üzerinde biraz daha çalışılması gerekiyor. Bizim için farklı ve önemli bir çalışmaydı. Bütün bu süreçte CHP’li Esnafım projesini alt yapısı hazır olmasına rağmen, ülkedeki gündem değişiklikleri sebebiyle devreye koyamadık. Salı Söyleşileri diye bir etkinlik başlattık. Her ayın ikinci ve dördüncü Salı günleri, partimize emek vermiş, çeşitli konularda uzman arkadaşlarımızla söyleşiler yaptık. Partililerimizi buluşturup bir anlamda eğitim ve fikir paylaşma toplantıları oldu ve oldukça verimli geçti” diye konuştu.

“Mesafe aldığımızı düşünüyoruz”

Bursa’nın çok sayıda parti emekçisini de ağırladığına dikkat çeken Özdemir, bu ziyaretlerin Bursa halkı ile temas kurma ve Bursa’yı yönetme hedefine büyük katkı sağladığını söyleyerek; “Bursa’daki iktidar hedefimizin algısını yerleştirebilmek için Genel Başkan Yardımcılarımız, Milletvekillerimiz ile Bursa’da çeşitli çalışmalar yaptık. Bu süreçte Genel Başkanımız Sayın Kemal kılıçdaroğlu da bize gerekli desteği verdi. Bu dönem içerisinde çok sayıda Bursa ziyaretleri oldu. Sizlerin huzurunda kendisine teşekkür ediyoruz, hiçbir zaman bize hayır demedi. Her davetimize katıldı ve büyük bir emek harcadı. Bu süreçte çok sayıda miting de yaptık. Genel Başkanımız 11 Ekim 2016’da Mudanya’da Mütareke Meydanı’nda geniş katılımlı bir miting gerçekleştirdi. Yine referandum döneminde Yenişehir ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde, ilçelerin tarihlerinde görülmemiş kalabalıklarda, planlanmadan mitingler gerçekleştirdik. 1 Nisan 2017’de Kent Meydanı’nda Sayın Deniz Baykal’ın mitingi ve Sayın Muharrem İnce’nin Nilüfer, Orhangazi ve Gemlik mitinglerini bu sürece sığdırdık. Bursa’nın her bölgesinde çeşitli çalışmalar yaptık. Çünkü Bursa’nın kaderinin değişebileceğine inanıyorduk. Bursa İzmir olacak sloganımız vardı. Bursa yapı olarak İzmir’e çok benzeyen bir kent ama Bursa’da daha muhafazakar bir yapı oluşmuş. Burada sosyal demokratlar, muhafazakar bir kent oluşmasında sorumluluklarını görmedi ama biz gördük. O yüzden Bursa’daki hedefleri Bursa’yı yönetme üzerine, Bursa’nın iktidarını sosyal demokrat, iktidara taşıma yönünde çalışmalar yürütmeye çalıştık. Bunda da mesafe aldığımızı düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Kurumsal yapı oluşmuş”

İl dışı gerçekleşen etkinliklere Bursa Örgütü’nün geçmiş yıllara oranla çok büyük bir katılım gösterdiğini vurgulayan Özdemir, bu durumun görev süreleri boyunca yapılan çalışmaların yansıması olduğunu belirtti. “Genel Başkanımıza Artvin’de yapılan saldırı sonrasında Ankara’da 81 il ile birlikte Bursa’dan da çok sayıda partilimizle mitinge katıldık” diyen Özdemir sözlerine şöyle devam etti: “24 Temmuz Taksim mitingine 45 otobüs, 4 Ağustos’ta İzmir mitingine 60’ın üzerinde,10 Ağustos Çanakkale Anafartalar mitingine sınırlı tutmamızı istedikleri için 21, 9 Temmuz Maltepe’deki adalet mitingine 81 otobüs ve özel araçlarıyla katılanlar ile birlikte bu tür il dışı etkinliklere binlerce partilimizin katılımıyla destek verdik. Adalet Kurultayı’na da yine her gece otobüs kaldırarak günü birlik katılım döngüsü oluşturduk. 5 Aralık’ta Ankara’da gerçekleşen Kadın Kurultayına da 2 binin üzerinde kadın Bursa’dan katıldı. Bu da çok büyük bir başarıdır. Örgütümüzle kurduğumuz bu diyalog, eğitim süreçleri, tartışma süreçleri sonucunda örgütümüzün, yapılacak olan bir etkinliği olağanüstü bir şekilde sahiplendiğini gördük. Bir partinin doğal tabanı, partiye oy veren veya üye olanların önemli bir kesimi bu çağrılarımıza cevap veriyor. Adalet Yürüyüşünün desteklenmesi önemli bir olaydı. Biz Bursa’da da Adalet yürüyüşü düzenledik. Genel Başkanımız 430 kilometre, Bursa Örgütümüz de 320 kilometre yürüdü. İlçelerdeki Adalet binalarından diğer ilçenin Adalet binasına, adalet pankartlarıyla yürüyüş yaptık. Bütün ilçelerden merkeze, merkezden Gemlik ve Yalova’ya ulaşan bir güzergah oluşturuldu. Örgüte çok teşekkür ediyorum. Yürüyüş başlamadan iki gün önce bir operasyon geçirdim ve örgütümün başında olamadım. Ama buna rağmen örgüt kendi organizasyonları yaptı. Demek ki kurumsal yapı oluşmuş.”

“En aktif yönetim olduk”

Şadi Özdemir, 16 Nisan referandumu dönemindeki çalışmaların da başarılı bir şekilde yürütüldüğünü ifade ederek; “İlk 6 büyükşehir içinde referandumda evet oyu veren tek şehirdik. Bizim için sürpriz değildi. Ama diğer şehirlerden şöyle bir farkımız vardı; evet bloğundaki partilerin 1 Kasım seçimlerindeki oy toplamını 14 puan azaltmıştık. Bu aşağı yukarı Türkiye’deki en büyük azaltmaydı. En az 9 belediye dediğimizde bunu hayal olarak görenler, 6 ilçede hayır çıkınca ve 2 ilçede de çok küçük bir fark çıkınca bunun mümkün olduğu algısı daha da yerleşti. İktidar partisi tarafından da, Hayır bloğu çalışmalarının başarılı olduğunun tasdik edildiği kanaatindeyim. Çünkü hem il başkanını hem büyükşehir belediye başkanını görevden aldılar.  İlçe başkanları ve ilçe belediye başkanlarından bazılarının da aynı sonucu yaşayacağı söyleniyor” dedi. Bu durumun, görevden alınanların referandum sürecinde başarısız görüldüklerini gösterdiğine dikkat çeken Özdemir; “Cumhuriyet Halk Partisi’nin Bursa’da öncülük ettiği çalışmaların başarısının bir anlamda AKP tarafından da onaylanmasıdır. Çünkü referandum sürecinde biz Bursa Demokrasi Güçleri’ni oluşturan örgütleri de organize eden, kapsayan ve onların da büyük destek verdiği bir çalışma yaptık. Aynı zamanda sağ tarafta kalan diğer partilerle de dayanışma içinde olduk.  Hem sol hem de sağ tarafta ciddi dayanışma ile bu sonucu aldık. Bursa açısından başarılı olduğunu düşünüyorum. 1986’dan bu yana Bursa’da sol siyasetin içindeyim. Kendi yönetimimizin, bizim dışımızda gelişen yeni gündemlerin, gündem sapmalarının olmasına rağmen en aktif en başarılı yönetim olduğunu düşünüyoruz. Bizim beklentilerimizin epey altında kalmasına rağmen yine de çok başarılı işler yaptığımızı ve bunun çıktılarının da ortada olduğunu söyleyebiliriz” açıklamasında bulundu.

“Bir vicdan meselesidir”

“Bursa’daki yerel yönetimlerin, kentte yarattıkları kaos ortada” diyen Özdemir, bundan sonraki sürecin önemli olduğuna dikkat çekerek; “AKP zihniyetinin kentteki büyük sorunları çözemeyeceği gayet açık. Önümüzde de bir fırsat var. Bu kenti alıp bu sorunları çözebiliriz. Temiz Bursa, yeşil Bursa, sudan ibaret Bursa’nın her şeyini perişan etmiş durumdalar. O nedenle AKP’nin artık Bursa’yı yönetmemesi gerekiyor. Bursa’ya 20 yıl, 30 yıl, 100 yıl sonrasına bakan bir bakış açısı gerekir. Kaynak kullanımlarında da büyük israf ve haksızlıklar var. Büyük itiraflar oldu bu süreçte. Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, BURFAŞ’ın zararını anlattı. Eski genel müdürden savunma geldi, bir açıklama yaparak parti yemeklerinin zarar ettirdiğini söyledi. İtirafı mı konuşacağız, zararı mı konuşacağız, vicdanı mı konuşacağız doğrusu yorumlayamadım. Vicdanlı bir yönetime ihtiyaç var. Benim paramla senin parti yöneticilerine yemek yedirmek, vatandaşın parasıyla AKP’nin organizasyonlarını finanse etmek, makam araçları dağıtmak en azından bir vicdan meselesidir” dedi. Stadyum konusunda da büyük sıkıntıların olduğunu hatırlatan Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Stadyum yapılırken bunun çok büyük bir kısmının sağa sola kaynak transferi yapıldığını gösteriyor. Antalya şehir stadı Büyükşehir Belediye Başkanımızın söylediğine göre bir buçuk yılda yapılmış, akreditasyonunu almış ve 135 milyon liraya yapılmış. Yine Belediye Başkanının verdiği bilgiye göre şu ana kadar bizim stadyuma 500 milyon harcanmış, 70-80 milyon daha harcanacakmış. Akreditasyon da tamam değil. Buna göre 4 Antalya stadı parasına biz bir tane stat yapıyoruz. Diğer üç stadın parası nerede diye sormak gerekiyor. Bu rakamlar bizim rakamlarımız değil. Yine Adalet ve Kalkınma Partisi’nin belediye başkanı söylüyor. Türkiye’de 24 stadyumun 23’ünü merkezi hükümet karşıladı. Yalnızca biri yerel kaynakla yapılıyor o da bizim stadımız. Biz de merkezi hükümetin bütçesiyle yapsaydık, bu parayı harcamasaydık 250 ortaokul yapabilirdik. Ya da 450 ilkokul yapabilirdik. 65 kilometre yer üstü metro hattı yapabilirdik. 8 bin konutlu bir uydu kent kurabilirdik. 32 bin nüfuslu bir şehir kurabilirdik. 55 tane 100 yataklı hastane yapabilirdik. Dolayısıyla Bursa siyaseti merkezi hükümetten Bursa’ya kaynak aktarma konusunda her zaman çok başarısız olmuştur. Yani Bursa kötü yönetiliyor, merkezi hükümette kötü yönetiliyor. Kaynak planlama ve kullanma konusunda büyük yanlışlıklar yapılıyor. Yeni yılın AKP’den kurtulmanın başlangıcı olacağı umudu taşıyorum. Bunun için de biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her türlü mücadeleye devam edeceğiz.”

“Biz dava siyasetçileriyiz”

Partinin kongre sürecini de değerlendiren Özdemir, İl Yönetimi olarak her bir üyenin seçme ve seçilme hakkını kullanmasını sağlamak üzerine bir çaba içinde olduklarını söyledi. Bu konuda büyük bir mesafe alındığını belirten Özdemir; “Delege seçimlerimizi yaptık. 1054 mahallenin 12’sine itiraz geldi. Bu çok düşük bir oran ama bunun da olmaması lazım. Çünkü partimiz demokrasiyi savunan bir parti. Herkesin hakkını kullandırmayı, her yöneticinin görevi olarak görmesi lazım. İlçe kongrelerimizi de yaptık. Sıra il kongremizde. Her zaman söylediğimiz gibi biz dava siyasetçileriyiz, bir inancın siyasetçileriyiz. Bütün bu mücadeleyi bir dava mücadelesi olarak görüyoruz. Geçen dönemki kongreden önce aklımızda İl Başkanlığı görevi yoktu. Arkadaşların görev vermesi, örgütümüzün talebi ile sorumluluk almıştık. Bu süreçte de bu görevi yeni arkadaşlara bırakmak gerektiği kararını çok daha önce vermiştim. Ama sonuçta bunu bir süreç yaşandığı için, bu sürecin sağlıklı yürümesi açısından paylaşmamıştık. Bu kararımızın arkasında duruyoruz. İl kongresine yönelik resmi olarak adaylığını açıklayan bir arkadaşımız da yok. Ama aday adayı olarak ismi geçen arkadaşlar var. Hepsi de bu işi yapabilecek nitelikte, deneyimli arkadaşlar. Umuyor ve diliyorum ki bu sürecin sonunda sağlıklı, dinamik ve barışık, çalışkan ve iktidarı hedefleyen parti modelini, bu kenti yönetme talebi olan parti modelini, seçmenle yüzleşecek yapıların büyüterek çoğalmasını sağlayacak parti modelini sağlayabilir ve bu çalışmayı yürütecek bir ekip gelir. Nitelikli, liyakatli, dava diye bakan insanların partiyi yönetmesi lazım. Ben diyen değil, önce ülkem, sonra partim sonra ben diyen arkadaşlarımızın partiyi yönetmesinde fayda var diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

“Siyasetin dışına çıkmıyorum”

“İl başkanlığı bir partinin en zor görevidir” diyen Özdemir sözlerini şöyle tamamladı: “İl Başkanlığı hem sürekli yıpranma yeridir hem sürekli verme yeridir. Bu görevler ancak dava insanlarının yapabileceği görevlerdir. O nedenle biz de bu işi dava olarak gördük. İnsanların vermek için, daha fazla çalışmak için kavga etmesi anlaşılabilir bir şey değildir. Bu olmaz. Bu süreci, anlayışların mücadelesi olarak görüyoruz. Yeni arkadaşlarımız görev alacaklar ve biz de onlara yardımcı olacağız. Partide görev almak istediğinizde dava olarak bakıyorsanız her zaman çok iş var. Yerel seçimler geliyor. Yönetilecek çok ilçe var. Bu işlerde deneyimimiz de var. Ben siyasetin dışına çıkmıyorum, İl Başkanlığı görevinin dışına çıkıyorum. Ama siyasette her zaman olduğu gibi eğer bir katma değer yaratacaksak orada sorumluluk almaya devam edeceğiz. Bize birilerinin görev vermesi gerekmiyor. Mudanya Belediyesi seçimlerinde gittik, bireysel sorumluluk alarak kampanyayı yönettik. Parti yöneticisi değildik, İl Başkanı değildik, İl yöneticisi değildik. Kimse de bize git çalış demedi.   Ama gittik, çalıştık, orayı AKP’nin elinden aldık. AKP’nin elinden alınacak daha çok ilçe var. O yüzden bizim her zaman işimiz var. Siyasette de bundan sonraki süreçte de birçok yerde, dava siyaseti olarak çalışmaya devam edeceğiz. Milletvekillerimize de bu dönem için teşekkür ediyorum. Hepsi çok çalışkan, hepsiyle de beraber çalışmalar yürüttük. Hepsi çok ciddi katkılar koydular.”