Cargill derhal yıkılsın

Bursa Barosu öncülüğünde, sivil toplum örgütlerince yaklaşık 20 yıldır sürdürülen Cargill Davası’nda son kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verdi. Mahkeme başvurucuların şikayetini haklı buldu ve ulusal yargı sürecinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Bu karar “hukuk üstünlüğü” ilkesi doğrultusunda geriye yönelik işletilerek Cargill’e verilen tüm izinlerin iptalini ve tesisin yıkılmasını gerektiriyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Hüseyin Akkuş, Türkçe’ye çevrilerek kamuoyunun bilgisine sunulan ve AİHM’in Bursa Barosu ve beraberindeki kişi ve kuruluşların başvurusunu haklı bulan kararını değerlendirdi. Bugün yaşanan ekonomik çatışma ortamında ABD ile karşılıklı yaptırımların gündeme geldiğini hatırlatan Akkuş şunları söyledi: “ABD’li bir aile şirketi olarak Cargill’in Orhangazi’de de bir fabrikasının kurulması ve faalieyete başlaması Bursa’ya çok sancılı bir dönem yaşattı. O dönemde İl Genel Meclisi üyesi olarak her platformda Cargill’e karşı çıkanlardan birisiyim ve gelişmelerin de tanığı oldum. Cargill’e karşı mücadele Bursa’da o dönemden buyana Valilik yapmış önemli isimlerin görevlerinden alınmalarına yol açtı. Arada verilmiş çok sayıda yürütmeyi durdurma kararının da hükümetler tarafından yok sayıldığını ve uygulanmadığını unutmayalım. Cargill yasası olarak bilinen kanun değişikliği bugünün Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde ve 2006-2008’de üst üste düzenlemelerle yapıldı. AİHM’in en son kararı, bugün gelinen noktada Bursa halkının haklı olduğunu, ulusal yargı sürecinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanma hakkıyla ilgili 6. maddesinin ihlal edildiğini ortaya koymuştur. Artık bu aşamada AİHM kararının uygulanması, Cargill’e verilen tüm izinlerin iptali ve tesisin yıkılması gerekmektedir. İşe Cargill’in üretime geçmesine müsaade eden ve AK Parti Hükümetince çıkarılmış özel yasanın iptalinden başlamak gerekiyor. Cargill’in üretimine derhal son vermesini, Bursa halkının oybirliğiyle itirazına rağmen yapılan bu tesisin de yıkılması gerektiğini haykırıyoruz” şeklinde konuştu.

Davada taraf devlet ve valilik

Bursa ve Türkiye kamuoyunun yakından izlediği Cargill davasında Amerikan şirketi davalılar arasında yer almadı. 1997’de başlayıp 20 yıl süren hukuk mücadelesinin tek muhatabı Türkiye Cumhuriyeti Devleti Başbakanlığı, ilgili bakanlıkları ve Bursa Valiliği oldu. Birinci sınıf tarım arazisini hukuksuz bir şekilde Cargill için imara açan idare, henüz inşaat aşamasındayken verilen yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarını uygulamadığı gibi, tesisin bitirilip faaliyete geçmesine de göz yumdu. Sonrasında verilen iptal kararları da adeta görmezlikten gelinerek, aleyhte kararları bertaraf etmek için yeni idari kararlar alınmış, bunlar da yetmemiş yönetmelikler çıkarılmış, Türkiye Büyük Millet Meclisi de sadece bir şirketin çıkarı doğrultusunda çalıştırılıp özel yasalar çıkarılmıştı.

Cargill davası nereden nereye geldi

Hatırlanacağı üzere Bursa, Orhangazi ilçesinde, Cargill şirketine nişasta fabrikası kurması için verilen izinler üzerine, bunların iptali için dava süreci 1998’de başladı. Bu davalar; plan değişiklikleri, emisyon ve deşarj izinlerinin iptaline ilişkindi. Hükümet, bu yöntemle sonuç alamayınca tesisin kurulmak istendiği yeri özel endüstri bölgesi ilan etmiş, fakat bu da Danıştay’ca iptal edilmidi. Bunun üzerine Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nda değişiklik yapılarak tarım arazisi olan alan sanayi alanına çevrildi. Bu değişikliğin Cumhurbaşkanı tarafından Meclis’e iadesi üzerine ikinci defa yasa değişikliği yapıldı. Bu yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruldu; yasanın kişiye özel çıkarıldığının belgelenmesine rağmen mahkeme başvuruyu reddetti. Anayasa’ya göre millete ait egemenlik yetkisinin yargı kısmını “Türk Milleti” adına kullanan mahkemelerin çeşitli kararları uygulanmayarak; yargı kararlarının etkisiz hale getirilmesi için plan ve yönetmelik değişiklikleri ve son kertede iki defa yasa değişikliği yapılarak, Türk Milletinin egemenlik hakkına hükümetler ve idare organları tarafından müdahale edilerek; Anayasa’nın kurucu ilkeleri ayaklar altına alındı. Bunun üzerine Bursa Barosu önderliğinde 2005 yılında AİHM’ne AİHS’nin adil yargılanma hakkı (m.6), yaşam hakkı (m.2), aile ve özel yaşam hakkı (m.8) ve etkili başvuru ve haklarının ihlali nedeniyle başvuru yapıldı. Yaklaşık 13 yıl sonra AİHM bu başvuru nedeniyle sözleşmenin adil yargılanma hakkının (m.6) ihlal edildiğine karar verdi.