Son Haberler

Bursa’nın yeşili azaldıkça havası kirleniyor – Kayıhan Pala (Gazete Duvar)

25 Nisan 2017

Hava kirliliği halk sağlığını tehdit ederken, DOSAB kömürlü termik santrali, Bursa Çimento’nun kapasite artırımı, yeni çimento fabrikaları ve atık yakma tesisleri gibi kent merkezinde yeni kirletici kaynaklarına izin verilmesinin tartışılabilmesi ise ürkütücüdür. Sermayenin kar hırsı Bursa’da yaşayanların sağlığını tehdit etmektedir.

Hava kirliliği, doğal olarak havada bulunmayan maddelerin havanın bileşiminde bulunması ya da normal koşullarda havada çok az miktarda bulunan kimi maddelerin herhangi bir nedenle yoğun miktarlara erişmesi sonucu kişinin sağlık ve mutluluğunu, hayvan ve bitki yaşamını tehlikeye sokan hava durumudur. Hava kirlenmesi; iç ortam ve dış ortam hava kirlenmesi olarak ikiye ayrılır.

Dış ortam hava kirliliği temel olarak endüstri ve kötü kentleşmeden kaynaklanır. Kötü kentleşme evsel ısınma için fosil yakıtların kullanılması, ulaşımın fosil yakıtlarla çalışan motorlu taşıtlar ağırlıklı olarak yapılması ve yapılaşma sırasında yüzey rüzgârlarının önünün kesilmesi gibi yanlış tutum ve uygulamalar nedeniyle hava kirliliğine yol açar. Endüstri ise enerji kaynağı olarak fosil yakıtların kullanılması, atık gazların süzülmeden havaya bırakılması ve yanlış yer seçimi gibi nedenler yüzünden hava kirliliğine yol açar.

Hava kirliliği sağlık açısından başta çocuklar, yaşlılar ve yoksullar olmak üzere herkesi etkileyen en önemli çevresel risklerden birini oluşturmaktadır. Ülkeler hava kirlilik düzeylerinde azalma sağlayarak inme, kalp hastalıkları, akciğer kanseri ve astım da içinde olmak üzere kronik ve akut solunum sistemi hastalıklarının yükünü azaltabilirler.

2013 yılında Dünya Sağlık Örgütü Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı, dış ortam hava kirliliğinin, partiküler maddeler yoluyla özellikle akciğer kanseri görülme sıklığında artışa yol açarak insanlar için kanser yapıcı etkisini açıklamıştır. Dış ortam hava kirliliği ile aynı zamanda üriner sistem / mesane kanserlerinin görülme sıklığının artışı arasında da ilişki gözlenmiştir.

Hava kirliliğinin önlenmesi açısından, hava kirleticileri ile ilgili olarak kullanılması gereken sınır değerler büyük önem taşımaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yayınlanan “Hava Kalitesi Rehberi” hava kirliliğinin sağlık etkilerinin değerlendirilmesi ve hava kirleticileri için kullanılması gereken sınır değerlerin belirlenmesi açısından önemli bir kaynak niteliğindedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde kabul edilen ulusal sınır değerler DSÖ tarafından belirlenen sınır değerlerden çok yüksektir (Tablo 1).

2016 yılında Bursa’da SO₂ ölçülen altı istasyondan ikisinde (İnegöl ve Kestel) ortalama yıllık ulusal sınır değerler aşılmıştır (sırasıyla 23 ve 24 µg/mᵌ).

2016 yılında Bursa’da PM₁₀ ölçülen dört istasyonun tamamında ortalama yıllık ulusal sınır değerler aşılmıştır (Tablo 2). Üstelik en fazla yılda 35 kez aşılmasına izin verilen 24 saatlik ortalamalar tüm istasyonlarda çok daha fazla aşılmış, kent merkezindeki Bursa istasyonunda 152 gün ulusal sınır değer aşılmıştır.

Kentteki hava kirliliği izleme istasyonlarının verileri Bursa’da çok ciddi bir kirlilik olduğunu açık olarak göstermektedir. İnegöl ve Kestel’de kükürt kirliliği gözlenirken, kentin tamamında partikül madde kirliliği söz konusudur. Öyle ki PM10 yıllık ortalama düzeyi ulusal sınır değerin iki katına, DSÖ sınır değerinin ise neredeyse beş katına çıkmış durumdadır.

Hava kirliliği halk sağlığını tehdit ederken, DOSAB kömürlü termik santrali, Bursa Çimento’nun kapasite artırımı, yeni çimento fabrikaları ve atık yakma tesisleri gibi kent merkezinde yeni kirletici kaynaklarına izin verilmesinin tartışılabilmesi ise ürkütücüdür. Sermayenin kar hırsı Bursa’da yaşayanların sağlığını tehdit etmektedir.

Bırakın yeni kirletici kaynaklara izin verilmesini, kent yöneticileri ivedi olarak var olan kirliliğin azaltılmasına yönelik önlem almalıdır. Bu bağlamda, havayı kirleten endüstri tesisleri etkin bir biçimde izlenmeli, havayı kirlettiği saptanan endüstri tesisleri caydırıcı biçimde cezalandırılmalı, evsel ısınma amaçlı ücretsiz kömür dağıtımına son verilmeli ve evsel ısınma amaçlı kömür yakılması önlenmelidir. Trafikten kaynaklanan kirliliği azaltmak/önlemek için ise toplu ulaşım yaygınlaştırılmalı ve araç emisyonları etkin bir biçimde denetlenmelidir.

Bu önlemlerin yanı sıra, Bursa kentinin asıl gereksinim duyduğu yaklaşım, kentte sağlıklı kent planlama ilkelerinin benimsenmesidir. Geçmişte yeşili ve suyuyla ünlü Bursa, ne yazık ki sağlıklı kent planlama ilkelerinin uygulanmaması yüzünden, yeşilini büyük ölçüde yitirmiş ve giderek su yoksulu bir kente dönüştürülmüştür. Son yıllarda havasının kirlenmesine karşı etkin önlemlerin alınmaması da kenti yaşanılır olmaktan çıkarmak üzeredir.

* Prof.Dr., Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top