Son Haberler

Bursa’nın suyu ‘Allah’a emanet! – Özel Haber

28 Şubat 2017

AKP ile birlikte giderek artan bilimsellikten uzak açıklamalar Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Buski için basılan ‘Su Şehri Bursa’ dergisinin içeriğine taşındı. 

Bursa Büyükşehir Belediyesi Buski Genel Müdürlüğü tarafından 3 ayda bir yayınlanan Su Şehri Bursa dergisinin Ocak 2017 sayısında Buski Yönetim Kurulu Üyesi Osman Zengin’in kaleme aldığı yazısı, Bursa’nın suyu kimlere emanet sorusunu akıllara getirdi.

Osman Zengin yazısında suyun oluşumuna ve doğadaki su döngüsüne dair herhangi bir bilimsel açıklamaya yer vermeden Kur’an’dan alıntılarla suyun oluşumunu dinsel ögelere bağladı.

Zengin, “Gerçekten de suyun yaratılması tamamen bir mucize, Allah’ın kudretinin bir tezahürüdür. Bir takım, fiziki değişiklikler, suyun yaratılmasına zahir sebeb olarak gösterilse de tamamen kudret-i ilahiyedir. Bunu bizzat Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde beyan ediyor.” şeklindeki sözleri ve verdiği ayetlerden örneklerle su oluşumunu mucizevi bir süreç olarak anlattı.

Su döngüsü de yalan!

En temel doğa bilgisi olan su döngüsünün ise olmadığını ileri süren Zengin, bunu da 45 yıl öncesinde üniversitedeki akademisyenin sözleri olduğunu iddia ettiği hikayesiyle anlatmaya çalıştı.

Bundan kırk beş sene kadar önce, Ankara Ziraat Fakültesi’nde okuyan bir arkadaşım şunları anlatmıştı. <<Ders anlatan prof. hocamız, suyun meydana gelmesi ile alakalı şunları söylemişti “Arkadaşlar, taa ilkokul sıralarından beri yağmurun yağması ile alakalı şöyle denir değil mi? ‘Denizlerin buharlaşması sonucu gökyüzüne doğru çıkmasından sonra, eğer soğuk bir tabakaya rast gelirse yağmur, daha soğuk bir tabakaya rast gelince de, kar yağar.’ Derler değil mi? Demek ki, o buhar ne kadar akıllıymış ki, tabakaları seçiyor. Bunların hepsi hikaye arkadaşlar. Yağmurun da, kar’ın da yağması, tamamen Allah’ın kudretidir.”>>

DOĞADER: ‘Kutsal bir varlık’ olarak belirlediği suyun kirlenmesine nasıl izin verir?

Konuyla ilgili Bursa Muhalif’e açıklamada bulunan DOĞADER Yönetim Kurulu Üyesi Caner Gökbayrak, “Su yaşam için vazgeçilmez değerdedir. Bunu herkes bilir. Zaten herkesin bildiği bu değere BUSKİ Yönetin Kurulu Üyesi Osman Zengin suyu daha da kutsallaştırma çabası içine girdiği anlaşılıyor. BUSKİ’nin Su Şehri Bursa dergisinde Osman Zengin yazısının tamamında suyun kutsallığını anlatması yadırganacak durumdur. Bir cami hocası Osman Zengin gibi bir yazı yazsaydı evet bunu anlardık. Ancak Buski’nin yönetim düzeyinde olan birinin, BUSKİ kaynaklı çeşitli sorunlar ortada dururken suyu kutsayan dinsel meta haline getiren bir yazı yazmasını anlayışla karşılamak olanaksızdır.”

“BUSKİ’nin iki ana konusu vardır. Biri içme suyu diğeri kirlenmiş su yani kanalizasyondur.” diyen Gökbayrak, BUSKİ Yön. Kur. Üyesi Osman Zengin “kutsal bir varlık” olarak belirlediği suyun kirlenmesine nasıl izin verdiğini, bunu engellemek için ne yaptığını gerçekten çok merek ettiğini söyledi. “Bursa’nın en güzel varlıkları arasında bulunan Nilüfer Çayı, fabrika ve kanalizasyon atıklarıyla lağıma dönüştürülmüş değil midir? Geçmiş 20 yılın gazetelerini inceleyin. Bakın görün BUSKİ ‘Nilüfer Çayı temiz akacak’ diye kaç kez söz vermiş. Bunun için kaç kez proje başlatılmış. Bu güne kadar hiçbiri tutulmayan sözlerle Bursalıları oyalayan bizlere yalan söyleyen BUSKİ değil midir?” diyerek Zengin’in yazdığı yazıya dair görüşlerini paylaştı.

Zengin’in yazısının dergide tamamen bilimsel dayanakları olması gereken, kanıtlanmış bilgiler içeren bir yazı türü olan makale olarak tanımlanması ise dikkatlerden kaçmadı.

Zengin’in yazısının tamamı şöyle:

Su aziz bir varlıktır

Geçtiğimiz aylarda Bursa’nın Nilüfer ilçesinde içme suyu isale hatlarımızın yenilenmesinden dolayı, bir su kesintisi yapıldı. Gerçi, iki gün olarak planlanan kesinti, ekiplerimizin hummalı fedakârane çalışmaları neticesinde, bir günde bitirildi. Ama bu şekilde uzun müddetli bir su kesintisini, neredeyse unutmuş olan insanımıza zor geldi.

Biz de, aynı ilçede oturduğumuzdan, sıkıntıyı biz de çektik. Akan çeşme yerine; tas, şişe gibi şeylerle su kullanmak biraz zor geldi. Hani, nimet eldeyken kıymeti bilinmezmiş ya. İşte, aynen o misal gibi, müsrif bir şekilde kulandığımız suyu, damla damla kullanmaya başladık. O zaman kendi kendime; “Demek ki, su aziz bir varlık, bir nimetmiş” dedim.

Gerçekten de suyun yaratılması tamamen bir mucize, Allah’ın kudretinin bir tezahürüdür. Bir takım, fiziki değişiklikler, suyun yaratılmasına zahir sebeb olarak gösterilse de tamamen kudret-i ilahiyedir. Bunu bizzat Cenab-ı Hakk, Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinde beyan ediyor. Mesela bir iki ayet:

“De ki: ‘Yeraltı ve yer üstündeki bütün sularınınz, büsbütün çekilip batıp gitse; artık Allah’tan başka size kim su getirebilirdi.” (Mülk Suresi 30) “Biz, rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirdik de onunla su ihtiyacınızı karşıladık. (Biz bunları yapmasaydık) siz onu (yeterli) suyu depolayamazdınız.” (Hicr Suresi 22)

“Ve Biz suyu gökten (belirlediğimiz) bir ölçüye göre indiriyor, sonra da onu yeryüzünde tutuyoruz; ama hiç şüphesiz, bu (nimeti) geri almaya kadiriz!” (Muminun Suresi 18) “Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler; sizler misiniz, yoksa onu Biz mi indiririz?” (Vakıa Suresi 68-69)

“O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli mahsuller çıkarandır. Öyleyse siz de, bile bile Allah’a ortak koşmayın.” (Bakara 22)

Bundan kırk beş sene kadar önce, Ankara Ziraat Fakültesi’nde okuyan bir arkadaşım şunları anlatmıştı. <<Ders anlatan prof. hocamız, suyun meydana gelmesi ile alakalı şunları söylemişti “Arkadaşlar, taa ilkokul sıralarından beri yağmurun yağması ile alakalı şöyle denir değil mi? ‘Denizlerin buharlaşması sonucu gökyüzüne doğru çıkmasından sonra, eğer soğuk bir tabakaya rast gelirse yağmur, daha soğuk bir tabakaya rast gelince de, kar yağar.’ Derler değil mi? Demek ki, o buhar ne kadar akıllıymış ki, tabakaları seçiyor. Bunların hepsi hikaye arkadaşlar. Yağmurun da, kar’ın da yağması, tamamen Allah’ın kudretidir.”>>

İşte, yukarıdaki ayetler de zaten onu söylüyor.

Çeşmelerin, çayların, ırmakların yerden kaynamaları tesadüf olabilir mi? Onlar, ancak Allah’ın kudretiyle yaratılır. Bundan dört sene kadar önce, Bosna seyahatimiz olmuştu. Orada gezerken, büyük bir nehrin kaynadığı tepe gibi bir dağın yanına gittik. Gürül gürül ve çok bol akan nehrin suyuna kaynaklık yapan dağa bir baktım, hacim olarak o suya kaynaklık, yataklık yapması mümkün değildi. Akan o suyun bir senelik sarfiyatını buz olarak dondursak, o dağdan kat kat fazla bir cisimde olurdu herhalde. Bu da bize gösteriyor ki, bunlar tamamen kudret-i ilahiyedir. Hatta bu nehirlerle alakalı bir Hadis-i Şerif de şöyledir:

“Fahrüddin er-Râzî, Mu’minûn Suresi’nin 18. ayetinin izahında, İbn-iAbbas’tan( r.a.) şu rivayeti kaydeder:

“Cenab-ı Hakk, cennetten beş nehir indirmiştir: Seyhan, Ceyhan, Dicle, Fırat ve Nil.”

Gerçekten aziz bir varlık olan suyla alakalı çok şeyler yazılabilir. Her nimeti israf etmemek icab ettiği gibi suyu da israf etmemeliyiz. Zaten, nimet elden çıkınca kıymeti anlaşılır. O hale düşmemek için, nimet eldeyken kıymetini bilmek lazımdır.

Suyun aziz bir varlık olduğunu çok çeşitli şekillerde anlıyoruz. O su kesintisinde, bizi birçok eş-dost aradı. Bunlardan en enteresanı da şuydu. Bir arkadaşımız dedi ki;”şimdi kombiyi çalıştıramayacak mıyız?” “yok çalıştırırsınız. Kombinin kazanında yeterli miktarda su olduktan sonra bir problem olmaz. Su aziz bir varlıktır. Bakın, kombinin çalışması için üç unsur; Su, elektrik ve doğalgaz lazımdır. Elektrik ve doğalgaz kesilse, kombi çalışır” demiştim de arkadaşım çok şaşırmıştı.

BursaMuhalif.com

Yoruma kapalı.

Scroll To Top