Bursa’nın ilk seçimleri – Raif Kaplanoğlu

Bursa’nın İlk Milletvekilleri

Türkiye’deki demokrasi tarihini 1876 yılındaki I. Meşrutiyet’te başlamak gerekirse, ilk seçimler de bu tarihte yapılmıştı. İlk mecliste yer alan 288 milletvekilinden 147’si Türk, 60’ı Arap, 27’si Arnavut, 26’sı Rum, 14’ü Ermeni, 10’u Slav ve 4’ü Yahudi idi. 1877 yılındaki Mebuslar Meclisi açıldığı zaman Bursa’dan Şeyh Bahaeddin ve Rıza Efendilerin dışında, azınlıklardan Shak Efendi, Baronyan ve Plolaki Efendi milletvekili olarak İstanbul’a gönderilmişti. O tarihteki seçmenler sadece erkekler olduğu gibi, ülkedeki tüm erkeklerin de oy verdiği bir seçim değildi. Zaten kısa süre sonra Sultan II. Abdülhamit Meclisi feshederek, 33 yıl süren bir baskıcı sisteme geçmişti. Bu nedenle Türkiye’de gerçek demokrasi ve seçimlerin 1908 yılında, II. Meşrutiyet’le başlatmanın doğru olduğunu düşünüyorum.

1908 yılının son aylarında yapılan seçimlerde meclise Bursa’dan Binbaşı Tahir Bey, mutasarrıf Sabri Bey, Hoca Ahmet Efendi, Hoca Ömer Efendi milletvekili yollanmıştır. Hayri Bey (bağımsız) girmişti.

II. Meşrutiyet’in ilk meclisi, 18 Ocak 1912’de feshedilip, 1912 yılının ilkbahar aylarına yeni seçimler yapıldı. Seçimlerde İttihat ve Terakki üyeleri büyük çoğunlukla kazandı. Yeni açılan meclise Bursa’yı temsilen seçilmiş dört kişiden sadece Mehmet Tahir Bey, İttihat ve Terakki üyesidir. Bursa’dan binbaşı Rıza Bey, Adırnaz kaymakamı Refet Bey, eski mebus Hoca Ahmet Efendi, eski mebus Sabri Bey milletvekili olup İstanbul’a gittiler. Bunlardan ikincisi, çok geçmeden İttihatçı karşıtı Ahrar Partisi’ne katıldı.

4 Ağustos 1912 yılında meclisi feshedilip mayıs 1914’te yeni seçimler yapıldı. Bu seçimde de Bursa’daki tüm oylar İttihat ve Terakki partisi tarafından gösterilen üyelere verildiği anlaşılıyor. (Ertuğrul, 19 Şubat 1914) Bursa’dan Hacı Adil Bey (Arda), Hasan Refet Bey (Canıtez) ve Memduh Bey (İttihat ve Terakki’den); Ahmet Fevzi Efendi ve Hafız Ahmet Hamdi Efendi milletvekili seçilmişti. Bu Meclis, Birinci Dünya Savaşı boyunca yaklaşık dört buçuk yıl sureyle görevini sürdürdü. Vahidettin tarafından, “çoğunluğu İttihatçı olduğu” gerekçesiyle, 21 Aralık 1918 günü meclisi feshetmişti.

1919 yılı Ekim ayında yapılan seçimler sonunda da Bursa’dan Davavekili Osman Nuri Bey (Özpay), Bursa Kadısı Hasan Fehmi Efendi (Kokay), Müderris Hacı İlyas Efendi, maliye müfettişi Ahmet Münir Bey (Erhan) milletvekili olarak seçilmiştir. Son Osmanlı Meclis-i Mebusan’ı 11 Nisan 1920 tarihinde Padişah Mehmet Vahidettin tarafından feshetmişti.

Osmanlı Devrinde Çok Parti Dönem

1909 Ağustos’unda, Anayasa’da padişahın yetkilerini kısıtlayıcı, parlamentonun yetkilerini arttırıcı değişiklikler gerçekleştirmişti. Bu değişiklikler ile Türk tarihinde ilk defa olarak örgüt kurma hakkı tanınmaktaydı. Buna dayanarak, yeni dönemde kurulan siyasi nitelikli parti ve derneklerin sayısı yirmiyi aştı. Bunların en önemlileri arasında; İttihat ve Terakki Cemiyeti, Hürriyet ve İtilâf, Osmanlı Ahrar, Osmanlı Demokrat, Mutedil Hürriyetperveran, Osmanlı Sosyalist, İttihad-ı Muhammedî, Fedakâran-ı Millet Cemiyeti sayılabilir.  Ama, demokrasinin kökleşmediği bir ortamda, kısır parti çekişmelerine girilmesi, ülkeyi anarşi ve kargaşaya sürüklemiş, özellikle İttihatçı ve İtilafçı karşıtlığı halka, kurumlara ve orduya bile girmişti.

1908 yılında Meşrutiyetle birlikte her ne kadar tek güçlü örgüt olarak İttihat ve Terakki görünse de, örgütlü olmasa da baştan beri Bursa’da bir güçlü muhalefet vardı. Muhalefetin belli bir ideolojisi olmasa da, İttihat ve Terakki iktidarından rahatsız olanlardan tutun, saltanat yanlıları ve İslamcı kesimlerden oluşmaktaydı. Muhalefetin en büyük söylemi de, Meşrutiyetle birlikte ahlakın bozulmasıydı.

Bursa’da Hürriyet ve İtilaf Partisi yanlılarının çoğunlukla tutucu ve hocalardan oluştuğunu yazan Celal Bayar, İtilafçıların açıkça dini politikaya alet edildiğini yazıyor. Hatta bazı hocaların, mikrop yoktur diyerek aşı ve karantina gibi uygulamalara karşı çıktığını söyler. Dönemin İslamcı yazarlarından Rıfat Bey de, İttihat ve Terakki’yi farklı bir açıdan şöyle değerlendiriyor:

“Ünlü vezirler, subaylar, şeyhler, yazarlar, memurlar bu karmaya dahil oldukları gibi, katil ve yol kesiciler, hırsızlar, hamallar, küfeciler, kumarbazlar, madrabazlar bu yüksek tabakanın arkadaşı ve omuzdaşı durumundaydı. Kadın örgütü de aynı durumdaydı. Hanım sultanlar, bohçacılar, hizmetçiler ve fahişeler bu gruba dahil idiler. İttihat ve Terakki, kadınlı erkekli acayip şekilli bir karışımdı.”

Eski Seçim Hileleri

İttihat ve Terakki’nin egemen olduğu dönemde, 1912 yılı seçimleri, tarihte sopalı seçimler olarak geçer. Bu seçimlerde muhalefet sadece 5 sandalye kazanabildi. Ancak seçimler sırasında yapılan baskılar İttihatçıların liberal destekleri tamamen kaybetmesine neden olmuştu. 23 Ocak 1913 günü Bab-ı Ali baskınını ve Mahmut Şevket Paşa’nın 11 Haziran’da muhalifler tarafından öldürülmesi üzerine İttihat ve Terakki’ye muhalefetsiz bir iktidar oluşturma fırsatını vermişti. Bu tarihten sonra ülke “Enver, Cemal ve Talat” Paşaların idaresinde yönetilmeye başlandı denilebilir.

1912 Seçimlerinde İttihatçıların Bursa’da bazı hileler yaptığı savunulmuştur. Hatta Bursa Hürriyet ve İtilaf Partisi Başkanı Aziz Nuri’nin Karacabey’de verdiği bir konferansta, İttihat ve Terakki Partisi’ni bazı kişilere engizisyon mezalimi uygulamakla suçlamıştır. M.Kemalpaşa’daki seçimlerde görevli olan Hürriyet ve İtilaf Partili iki kişi de, okur-yazar olmayan bir seçmenin oyunu İttihat ve Terakki’ye atmak istemesine rağmen kendi partilerine attırmakla suçlanmıştı. Bu nedenle İttihat ve Terakki, Karacabey ve M.Kemalpaşa’da yenilgiye uğradığı savunulmaktaydı. Orhaneli’ndeki seçimi de, İttihatçılar geçen seçim döneminde Orhaneli 22 bölgeye ayrıldığı halde, bu seçimde 62’ye bölerek, yaptığı seçim oyunu sayesinde kazandığı görülür.

Eski Seçimlerde Propaganda

İttihatçılar, 1912 seçimlerinde Hürriyet ve İtilaf Partisini dini siyasete alet etmekle de suçlamışlardı. İttihatçılara göre Hürriyet ve İtilaf ile irticacı bir örgüt olan “Cemiyet-i İlmiye” birleşmişti ve halkın dinsel duygularını propaganda olarak kullanılıyordu. Birçok yerde istihbarat amacıyla bazı kimselerin hoca kıyafetine girerek dini propaganda yaptığı iddia edilmişti.

1912 seçimlerinde Celal Bayar, İttihat ve Terakki’nin Bursa sorumlusuydu. Dönemin en önemli tartışma konularından biri de Anayasa’nın 35. maddesinin kaldırılması olmuştu. Celal Bayar bu olayı şöyle anlatıyor: “30 demek, Ramazan’daki 30 oruç ve 5 ise her Müslümanın edasına mecbur oldukları beş vakit namaz imiş! Güya İttihatçılar, 35. Maddeyi değiştirerek oruç ve namazı kaldırmak istiyorlarmış. İşte propagandacılarının halkı fesat için icad eyledikleri çare!” Bayar, Hürriyet ve İtilaf Kulübündeki seçim çalışmalarından da şöyle örnek veriyor: “Kulüp’e girdiğim vakit, tanıdığım hür düşünceli bir zat tarafından karşılandım. Merdiven başında selamlaştıktan sonra bu zat, kunduralarımı çıkarmamı rica etti. Şaşırdım. Kulüpte namaz kılındığı için, kundura ile içeri girilmediğini söyledi. Kulübün hemen karşısında, yakın, büyük bir cami vardı. Namazın ne için orada eda edilmeyip de Kulüp’te kılındığını sordum. Ahalinin kalbini kazanmak için bir tedbir olduğunu ve zaten idare heyeti üyelerinin çoğunluğunu ulema teşkil ettiğini söyledi”

İttihat ve Terakki ve yandaşları da, 1912 yılındaki Balkan Savaşı sonrasında ciddi bir muhalefetle karşılaşmaya başlamıştı. Ancak İttihatçılar, demokrasi kültürü eksikliğinden olacak, en ufak eleştirilere karşı büyük tepki gösterdiği dönemin gazete haberlerinden anlaşılmaktadır. Hatta kahve ve gazinolarda iktidarı eleştiren kişileri vatan haini olarak ilan edildiği görülür. (Ertuğrul, 7 Ekim 1912)

Cumhuriyet Devrimi Döneminde Bursa Millekvekilleri

Cumhuriyetin ilk devirlerinde yoğun bir devrim süreci yaşandı. Bir taraftan da Halkevleri ve Halkodaları ile devrimler halka anlatılmaya çalışılıyordu. 1925 yılındaki başarısız çok partili sistem girişimine karşın, 1930 yılında Serbest Parti kurularak yeniden çok partili demokratik sistem uygulamaya konuldu. Ancak bu girişim de, bazı gerici olaylar nedeniyle başarısızlıkla sonuçlandı. Bu arada, özellikle 1936 Montreux Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanmasından sonra, dış siyasetinde önemli bir değişim hareketi başlamış ve Batılı devletlerle olan ilişkileri güçlenme yoluna girdi. 10 Kasım 1938’de Atatürk’ün ölümü üzerine yerine Cumhurbaşkanlığına İsmet İnönü seçildi.

1920 yılında kurucu meclise seçilen Bursa Milletvekilleri şunlardı: Emin Erkul, Hasan Fehmi Kolay, Muhittin Baha Pars, Mustafa Fehmi Gerçeker, Necati Kurtuluş, Osman Nuri Özpay ve Abdullah Servet Akdağ.

1923 yılında yaşanan ilk çok partili dönemde Ali Hikmet Ayerdem, Mustafa Fehmi Gerçeker, Necati Kurtuluş, Osman Nuri Özpay, Hasan Refet Canıtez CHP’den, Sakallı Nurettin ise bağımsız Bursa milletvekili seçildi.

1927 yılındaki seçimlerde tümü CHP’li olan Ahmet Münir Erhan, Asaf Süleyman Doras, Hasan Refet Canıtez, Esat Sagay, Mustafa Fehmi Gerçeker, Reşat Muhlis Erkmen, Refik Güran, Senih Bey ve Şefik Lütfi Başman Bursa milletvekili seçildi.

1931 yılındaki seçimlerde yine CHP’li olan Asaf Süleyman Doras, Emin Fikri Eralp, Esat Sagay, Galip Kahraman, Mustafa Fehmi Gerçeker, Rasim Ferit Talay, Hasan Refet Canıtez, Refik Güran ve Mehmet Rüştü Eğel Bursa milletvekili seçildi.

1935 yılındaki seçimlerde yine CHP’li olan Atıf Akgüç, Asaf Süleyman Doras, Ayşe Şekibe İnsel, Hüseyin Fatin Güvendiren, Hasan Refet Canıtez, Esat Sagay, Mustafa Fehmi Gerçeker, Sadi Konuk, Refik Güran, Galip Kahraman, Sadettin Ferit Talay ve Naci Tınaz Bursa milletvekili seçildi.

1939 yılındaki seçimlerde yine CHP’li olan Atıf Akgüç, Nevzad Ayas, Hasan Refet Canıtez, Mustafa Fehmi Gerçeker, Fazlı Güleç, Hüseyin Fatin Güvendiren, Galip Kahraman, Sadi Konuk, Refik Güran, Muhittin Baha Pars, Talat Simer ve Ahmet Naci Tınaz Bursa milletvekili seçildi.

Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından 16 yıl sonra, İkinci Dünya Savaşı başladı. Türkiye’nin jeopolitik durumu ve öneminden dolayı, savaş süresince her iki gurup da Türkiye’yi kendi yanlarında savaşa sokmak için büyük çabalar harcadı ve baskı yaptı. Ancak Atatürk’ün “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi temel alınarak izlenen dış siyasetle, uluslararası ilişkilerde kendine etkin ve önemli bir yer sağladı. 1943 yılındaki seçimlerde yine CHP’li olan Atıf Akgüç, Aşir Atlı, Hasan Refet Canıtez, Mustafa Fehmi Gerçeker, Aziz Duru, Ahmet Münir Erhan, Hüseyin Fatin Güvendiren, Sadi Konuk, Refik Güran, Muhittin Baha Pars, Talat Simer ve Ahmet Naci Tınaz Bursa milletvekili seçildi.

İkinci Dünya Savaşı (1939-1945) dönemde, Türkiye savaşa katılmasa da, her an katılacak gibi yapılan hazırlıklar nedeniyle çok büyük sıkıntılar içine girdi. 1941 yılında, Bulgaristan’ın “Üçlü Pakt”a üye yapılmasıyla Alman tehlikesinin Türk sınırlarına gelip dayanması üzerine, bir askeri önlem olarak Meriç Nehri üzerindeki köprüler havaya uçuruldu. Bu arada 1941 yılı Nisan ayı başlarından itibaren Trakya ile İstanbul’daki sivil halkın bir bölümü boşaltıp Anadolu’ya göç etmesi için çalışma yapıldı.

Bursa Muhalif Gazetesinde yayınlanmıştır