HDP

Bursalı avukat krediye çevrilen bursu için KYK’ya dava açtı

KYK bursunun rızası olmadan krediye çevrilmesine karşı dava açan Bursalı avukat Baran Kaya ‘Eğer açtığım dava olumlu sonuçlanır ve bunun hukuki olarak önü açılmış olursa, aynı durumda olan insanlara hukuki destek sunacağım. Gerçek bir amme hizmeti yapacağım’ diyor.

Baran Kaya üniversiteye başlamadan önce masrafları artacağı için Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna (KYK) başvuru yapan ve burs kazanan öğrencilerden biriydi. Okulda “başarısız” olduğu gerekçesiyle bursu kendisine haber verilmeden krediye çevrildi. Hukuk bölümünü bitiren Baran, üniversiteden mezun olduktan sonra bir gün şans eseri e-Devlet’e girdiğinde devlete yüklü bir miktar borçlu olduğunu öğrendi. Bunun üzerine bir ilke imza attı ve kuruma dava açtı.

Uygulamanın tamamen hukuksuz bir şekilde yapıldığını belirten Baran, “Eğer dava olumlu sonuçlanırsa kendi durumumda olan insanlar her türlü hukuki desteği sağlayacağım” diyor.

soL Haber Portalı’ndan Hazal Güven’in KYK’ya dava açan avukat Baran Kaya ile yaptığı röportaj;

Öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? 

2009 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdim. İstanbul’a şehir dışından geldim. Gelirken maddi bir kolaylık olsun diye burs başvurusu yaptım. Sonra burs çıktı, burs almaya devam ettim. Üniversiteyi bitirdikten sonra burs aldığımı düşündüğüm için zaten hiç borcum yok diye hareket ediyordum. Sonra bir gün e-Devlet’te gezinirken taksitleriyle birlikte devam eden bir borç olduğunu gördüm. KYK’ye ait olan bir borcum Gelir Dairesi Başkanlığı’na devredilmiş. KYK’yle yaptığım görüşmede bana söylenen şey 2010 senesinde okulum tarafından KYK’ye “başarısız” yazısı gönderildiği için bursumun krediye çevrilmiş olduğuydu. Yani 2010 yılından itibaren çektiğim bütün paralar tamamen kredi olarak değerlendirilmiş. Alanlar biliyordur, başvuru yaptığınızda burs ya da kredi çıktığında Ziraat Bankası’ndan bir kart çıkartıyorlar size. Hesap kartı. O kartla bankamatikten parayı çekiyorsunuz. Benim bu süreç içerisinde herhangi bir fark olmadan bankamatiğe kartı taktığım hesapta tam burs miktarında -bursla kredi bedelinin miktarı da eşit- para olduğunu gördüm. Bursum krediye çevrilirken KYK de bana hiçbir şekilde bilgilendirme yapmadı. Doğal olarak iki kurum arasındaki yazışmayı da benim öğrenmem mümkün değil. Bu nedenle ben de dava açtım. Gelir Dairesi Başkanlığı ödeme emri yolladı. Ben de ödeme emrinin iptali için hem KYK’ye hem de Gelir Dairesi Başkanlığı’na dava açtım. Dava da devam ediyor.

Davanın nasıl işleyeceğini düşünüyorsunuz?

Tabii mahkeme önce tarafların iddialarını değerlendirecek. Ben KYK’nin bu uygulama şeklinin çok açıkça temel hukuk kurallarına aykırı olduğunu düşünüyorum. Aslında öncesinde bir kere de BİMER’e dilekçeyle başvuru yapmıştım. Burs alırken bize bir taahhütname imzalatılıp verilmişti. Taahhütnamedeki maddelerin birinde eğer okulum tarafından “başarısız” yazısı gönderilirse bursumun kesileceğine ve tarafıma kredi verilebileceğine ilişkin bir madde yer alıyor. Buna dayanarak bursumu krediye çevirmişler. Şimdi mantıken düşündüğünüzde bile biri birine borç verirken önce sorar “borç almak ister misin” diye. Reddedebilme imkanı sunar yani. Ancak ben ve benim durumumda olanlara hiçbir şekilde böyle bir şey sorulmadı. En başta mesela kredi çıkmış olsaydı ben istemeseydim almazdım sonuçta. Sözleşmeleri imzalamazdım. Reddedebilme imkanım vardı. Ama bana böyle bir reddedebilme imkanı tanımadı KYK. Ben burs olarak aldığımı düşündüğüm bir paranın daha sonradan borç olduğunu öğrendim. Bu bile tek başına ne hukuka ne de hakkaniyete sığan bir usul.

Bunun dışında bu madde de zaten hukuka aykırı. Borçlar Kanunu’na göre “genel işlem şartı” olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü taraflardan biri KYK. Yani büyük bir kurum. Diğer taraftaysa birey var. Bütün bireyler için hazırlanmış bir sözleşme bu. Ve doğal olarak tek taraflı bir sözleşme. İdare tek başına yapıyor, bana sormuyor. Üzerinde iki eşit kişinin oturup tartıştıkları maddeler değil. Tek başına hazırladıkları maddeleri bize imzala diyorlar. Yoksa burs alamazsın diyorlar siz de imzalıyorsunuz. Böyle bir sözleşmede yer alan maddenin geniş yorumlanması hukuka aykırı. Bana gerekçe olarak sundukları maddede -burstan krediye dönenlere sunulan madde- başarısız yazısı gönderildiğinde “kredi hükümlerine göre burs kesilir kredi verilebilir” maddesini otomatik olarak “kredi verilir, burs krediye döner” diye yorumlamak veya herhangi bir bildirimle, tebliğle ya da en basitinden SMS’le bile bildirim yapmadan krediye döndürülebileceği şeklinde yorumlamak hukuka aykırı. Çünkü zaten eşitler arası olmayan bir ilişki var aranızda. Bir tarafta okul, üniversite bir tarafta KYK var, biri birine yazı yolluyor. Bu benim bilebileceğim bir ilişki de değil.

Bir de benim durumumda olan diğer insanlarla görüştüğümde başarısız olma durumunun hiçbir üniversitede aynı olmadığını da öğrendim. Bu kıstas bir üniversitede bir dersken, başka bir üniversitede üç ders, kimisinde beş ders. Bazısında ise sınıf tekrarı. Hatta bazılarında hiç kesilmiyor. Belirsiz bir düzenek var yani. Bu düzenek içerisinde aradan 5 yıl geçtikten sonra -ilk almaya başladığınız zamandan itibaren 5 yıl geçtikten sonra- size diyor ki “ben sana verdim bu parayı ama bu aslında borçtu” ve bunu tahsil etmeye çalışıyor. Devletin öğrencilere verdiği paranın geri dönüşünün olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ve bir de söylediğim gibi hukuka tamamen aykırı bir durum var. Bu yüzden hiç düşünmeden dava açtım.

Peki bu para yetiyor muydu?

Tabii ki yetmiyordu. Zaten verdikleri para kuş kadar bir para. Kendi dönemimde yatan para 180-200 lira civarı bir şeydi örneğin. İstanbul gibi bir yerde tabii ki yetmiyordu. Doğal olarak biraz aileden destek almaya çalışarak biraz kafelerde, barlarda çalışarak bir taraftan da üniversiteyi okuyarak geçiyor hayatınız. Beyoğlu’nun kafelerinde ve barlarında geçti öğrencilik hayatım.

Çevrenizde hiç bu adımdan cesaret alarak dava açmayı düşünen birileri var mı?

Var birkaç kişi. Düşünenler benim davamı bekliyor. Davanın nereye gideceğini, mahkemenin nasıl bir karar vereceğini görmek istiyorlar. Bir de bu durumun hukuki nitelemesi “amme alacağı” olduğu için en azından ideal bir devlet düzenine baktığınızda ammenin, kamunun yani toplumun buna rıza göstermesi lazım. İnsanların yüzde doksanı böyle bir borcun olmaması gerektiğini düşünüyor. Kimse öğrencilere verilen paranın sonradan hacizle, hesaplarına bloke koyarak falan tahsil etmesinden yana değil. Devlet bunu kimseye sormuyor. Ama sorması lazım. Bir de karşılarında Gelir Dairesi Başkanlığı’na devredilen bir borç var. Vergi cezasıymış gibi tahsil edilmeye çalışılan bir borç var. Milyon liralık borçlarınız olsa uzlaştırmayla silebilirler, düşürüp indirim yapabilirler ama KYK borcu olduğu zaman böyle bir şansınız yok. Doğrudan neyiniz var, neyiniz yok hepsine çökmeye çalışıyor Gelir Dairesi Başkanlığı. Vergi hocamızın bir lafı vardı: “Hayatta iki şey kesindir: biri ölüm, diğeri vergiler” diye. Aslında o vergiler yerine KYK borçları desek konuya uygun olur. Çoğu insan bu tehdidi gördükleri zaman yapılandırmaya gidiyorlar, faizleri siliyorlar, taksite dönüştürüyorlar ve taksitlerini ödeyerek bir şekilde kabulleniyorlar bu borcu. Çoğu insan böyle yapıyor. Ben bunun doğru olmadığını düşündüğüm için dava açtım. Dava dilekçesini hazırlarken daha önceden açılmış benzer bir dava var mı yok mu diye baktım. Kendi gerekçelerime ek gerekçe olabilecek danıştay kararları arıyordum. Böyle bir karar bulamadım çünkü bununla ilgili yapılmış bir başvuru yok. İnsanlar kabullendiği için…

Sizin durumunuzda olan insanlar için ne söylemek istersiniz?

Genelde benim durumumda olan insanlarla konuştuğumda kabulleniyorlar bu süreci. Bence bu durumda olan herkesin dava açması gerekir. Şunu söyleyebilirim: Eğer benim açtığım dava olumlu sonuçlanır ve bunun hukuki olarak önü açılmış olursa benimle aynı durumda olan insanlara her türlü hukuki desteği sağlayacağım.

sol.org.tr/Hazal Güven

TKP