Bursa’da taşeron işçilerinin çadırına ÖGB saldırısı

Taşeron işçi tartışması sürerken Bursa Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi’nde işten çıkarılan taşeron sağlık işçisinin işe iadesini isteyen sendikacılara özel güvenlik saldırdı

Bursa Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, taşeron firmaya bağlı çalışan Süheyla Karaba, geçtiğimiz Mart ayında İş Kanunu’nun ‘hırsızlık ve görevi kötüye kullanma’ gibi hususları düzenleyen 25. Maddesi kapsamında işten çıkarıldı.

DİSK’e bağlı Devrimci Sağlık İş Sendikası üyeleri de Süheyla Karaba’nın yeniden işe alınması için bugün öğle saatlerinde Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin önüne geldi. Yapılacak basın açıklamasının ardından çadır kurarak, arkadaşlarının yeniden işe alınıncaya kadar hastane önünde bekleyeceklerini söyleyen sendika üyesi işçilere polis izin vermedi. Hastane yönetiminin işten atılan işçinin işe iade edilmesi talebine olumsuz cevap alan sendika, basın açıklamasına geçti. Devrimci Sağlık İş Sendikası Genel Sekreteri Gürsel Kaya, DİSK Bursa Bölge Temsilcisi Ayhan Ekinci, Dev Sağlık-İş Örgütlenme uzmanı Ethem Akdoğan, Sendika İşyeri Temsilcisi Yusuf Yıldırım birer açıklama yaptı. Açıklamaların ardından sendika üyeleri hastane bahçesine çadır kurmak istedi.

Çadırın bulunduğu çuvalları ellerine alan işçilere hastanede birlikte görev yaptıkları taşeron firma bünyesindeki özel güvenlikçiler müdahale etti. Sendikacıların ‘Sizler, bizim arkadaşımızsınız, elimiz size kalkmaz, bırakın çadırı kuralım’ dedikleri özel güvenlikçiler de ‘bizim elimiz de size kalkmaz’ dedi. Sendikacı Ethem Akdoğan, özel güvenlikçilere hitaben, “Siz, madende ölen arkadaşlarımız gibi asgari ücretle çalışıyorsunuz. Yarın Süheyla gibi işten atılmayacağınızın garantisi yok. Arkanızda bulunanlara sesleniyorum, size değil. Sizler birer işçisiniz, size elimiz kalkmaz” dedi. Ancak ortalık bir anda karıştı. Polis uyarı anonsuyla dağılmasını söylerken sendika üyeleri çadırın bulunduğu çuvallara sarılarak çadırı vermek istemedi. Özel güvenlikçiler ise çadırı işçilerin elinden almak için saldırdı. Saldırı sırasında işten atılan Süheyla Karaba yere düşerken Ethem Akdoğan da baygınlık geçirdi. Direnen işçilere özel güvenlikçilerin müdahalesi oldukça sert oldu.

Çadırı vermemek için direnen işçilere özel güvenlik tekmelerle saldırdı. Saldırı sırasında Ethem Akdoğan baygınlık geçirdi. Akdoğan’ın yardımına koşan işçiler, Akdoğan’ı hastaneye sokmak istedi. Ancak polis ve özel güvenlikçiler buna izin vermedi. Tepkilerin artması üzerine polis iki kişi nezaretinde Akdoğan’ın hastaneye sokulmasına izin verdi. Olaylarda darp alarak hafif şekilde yaralanan Zafer Algül, Aydın Nadir için de 112 Acil Servis Ambulansı çağırdı. Eylemciler, hastanenin hemen önünde olduklarını, ambulansta tedavi olmak istemediklerini söyledi. Hastane önüne çağrılan ambulans boş dönerken Aydın Nadir, hastaneye iki arkadaşı nezaretinde girebildi. Müdahale sonrası tepkilerini dile getiren eylemciler önümüzdeki günlerde hastane önüne gelerek, arkadaşlarının işe alınıncaya kadar çadırı kuracaklarını söylediler.

Müdahaleler sırasında yerde bir süre sürüklenen Süheyla Karaba yaşadıklarını kamuoyuna anlattı. Eşinin cezaevinde olduğunu ve 2 çocuğunun bulunduğunu belirten Karaba şunları söyledi: “20 Mart’ta işten çıkarıldım. Bir telefon görüşmesiyle işten çıkarıldığım söylendi. Resmi belgede ‘hırsızlık’ gibi maddelerin bulunduğu 25’inci madde gereği işten çıkarıldığım belirtilmiş. Hakkımı aramaya çalıştım, az önce gördüğüz gibi denedim. Yoğun bakımda çalışıyordum, çok rahatsız olduğum bir gün 1-2 saat uyumuşum. Bundan dolayı tutanak tutuldu. Bundan dolayı işten çıkarıldığım söylenmişti. Ancak resmi belgede hırsızlıktan dolayı işten atıldığım belirtildi. İtibarımın iadesini istiyorum önce burada. Avukatımla görüştüm. Sicilime işleyecek maddeyi temizleselerdi kabul edecektim ama onu temizlemediler. Dün çadır kurmak için izin almıştık. Ama bugün müdahale ettiler. Her türlü hukuksal yolu da denedik. Basın açıklamamızı yaptık. Çok tuhaf olan şuydu; çadır kurmaya kalktığımızda polis müdürünün işaretiyle yıllardır birlikte çalıştığım güvenlikçi arkadaşlarım üzerimize saldırdılar. Bu, bana tuhaf geldi. 8 senedir cezaevinde eşim. Yıllardır tek başıma mücadele ediyorum. Kiradayım, ne durumda olduğumu ben biliyorum ama mücadeleyi bırakmayacağım, adımı temizleyecekler. 9 kişinin öldüğü yangında da buradaydım. Nasıl çalıştığımı herkes bilir. Mücadeleye sonuna kadar devam edeceğim, haklı olduğumu ilan edeceklerine kadar buradayım, sendikam da arkamda. Dehşete kapıldım, ama özel güvenlikçiler de benim gibi taşeron. Yine de şaşırdım.’’

Saldırıların ardından sendika üyeleri bir süre hastane önünde oturma eylemi yaptı.

(sendika.org)