Son Haberler

Bursa Vekili Sarıbal: Çaykur dünya tekellerine peşkeş çekilmeye çalışılıyor

10 Mayıs 2017

CHP PM Üyesi, Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal TBMM’de ÇAYKUR ve Karadeniz çayı ile ilgili bir basın açıklaması düzenledi.

Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, ülkede çay üretiminin en önemli unsurlarından olan ÇAYKUR’un, Türkiye Varlık Fonu’na devredilmesini eleştirdi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “ÇAYKUR, hemen Varlık Fonu’ndan çıkarılıp, bu ülkenin önemli bir varlığı olarak, çiftçisine geri verilmelidir.” dedi.

Çay’da bitki zararlısı barındırmayan tek, kuruçay’da dünya beşincisiyiz!

Ülkemiz dünyada üzerine kar yağan ve bitki zararlısı barındırmayan çay üretilen tek ülke olup, kuru çay üretimi bakımından dünyada beşinci sıradadır. Türkiye toplam kuru çay tüketimi açısından dünyada üçüncü, yıllık kişi başına çay tüketimi bakımından birinci sırada yer almaktadır. Türkiye toplam 228 bin tonluk çay tüketimiyle çokuluslu şirketler için cazip bir pazardır. Ancak bu şirketler tüm çabalarına karşılık pazarı ele geçirememişler, Çaykur’un pazar hakimiyetini kıramamışlardır. Piyasanın tamamen uluslararası çay tekellerinin eline geçmesi halinde, çay tüketiminde önemli bir potansiyel olan Türkiye’de, belli bir süre sonra yerli çay satılamayacak hem üretim hem de sanayinin tasfiyesi söz konusu olacaktır.

Doğu Karadeniz Bölgesinde 209 bin üretici 762 bin dekar alanda çay tarımı yapmaktadır. 1985 yılında sektördeki toplam yaş çay yüzde 95’i ÇAYKUR, yüzde 5’i özel sektör tarafından yapılıyorken, 2016 yılında yüzde 53’ü ÇAYKUR, yüzde 48’i özel sektör tarafından gerçekleştirilmiştir. Doğu Karadeniz’de çay tarımı çoğunlukla küçük aile işletmeciliği şeklinde yapılmaktadır. Ortalama işletme büyüklüğü üretici başına 3,5 dekar dolayındadır.

Çaykur’un Varlık Fonu’na devredilmesi özelleştirilmesinden daha vahimdir!

ÇAYKUR 5 Şubat 2017 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile birçok kuruluşla birlikte Varlık Fonu’na devredilmiştir. Bu durum ÇAYKUR’un özelleştirilmesinden de vahim bir duruma sokmuştur. Bunun anlamı; artık bağımsız bir şirket gibi yönetilen, hiçbir denetime ve İhale Kanunu’na tabi olmayan ÇAYKUR özelleştirilse bile söz söylenemeyeceği, dava açılamayacağıdır.

Varlık Fonuna ‘Düyûn-ı Umûmiye’ benzetmesi

Basına yansıyan haberlere göre, Katar kökenli bir fondan alınan 650 milyon dolar borç karşılığında Çaykur’un yüzde 70 hissesinin teminat olarak gösterildiği belirtilmektedir. Hükümet Varlık Fonu bünyesindeki ÇAYKUR hisselerinin alınan krediye karşılık rehin verilmesini direkt olarak inkâr edememiştir.

Bir sepete toplanan kamu kaynaklarını rehin gösterip dış borç bulmayı amaçlayan bu yöntem, 94 yıl sonra Düyunu Umumiye İdaresi’ni akla getirmektedir. Osmanlı’nın sömürge haline geldiğinin kanıtı olan bu idare, Varlık Fonu’nun bir süre sonra aynı işlevi görebileceği tehlikesini ortaya koymaktadır.

Çaykur’un fona devri planlıdır

ÇAYKUR’un ipotek edilmesinin ikinci adımının satılmak anlamına geldiğini biliyoruz. İpotek edilen bir varlığın yüksek kârları hedefleyecek olması üreticilerin felaketine yol açacaktır. Bu gelişme önceden planlanmış ve ÇAYKUR’un bu nedenle fona devredildiği anlaşılmaktadır.

ÇAYKUR’un ipotek edildiği fon bunu yakın gelecekte Lipton’a satacaktır. Böylelikle Doğu Karadeniz bölgesinde çay tasfiye edilecektir. Çünkü çay tekellerinin Karadeniz çayına ihtiyaçları bulunmamaktadır. İhtiyaç duydukları şey Türkiye pazarını ele geçirmektir.

Çayda üretim ve örgütlenme konusunda çözüm önerileri

* Çay fiyatı tespit edilirken üreticilerin geçim seviyesi ve çayın maliyeti dikkate alınmalı; açıklanan alım fiyatına özel sektörün de uyması zorunlu olmalıdır.

* Üreticiyi düşük fiyatlarla özel sektöre çay vermek zorunda bırakan kota ve kontenjan uygulamalarına son verilmelidir.

* Yaş çay üreticilerini ÇAYKUR’un ve şirketlerin keyfi uygulamalarına karşı koruyacak ve toplu pazarlık yapabilecek şekilde örgütlenmeleri yasal güvence altına alınmalıdır.

* Kurumun yönetiminde çay üreticileri de söz, karar ve yetki sahibi olmalıdırlar.

 

Yoruma kapalı.

Scroll To Top