Son Haberler

Bursa Demokrasi Güçleri: ‘Ne darbe ne dikta!’

2 Ağustos 2016

15 Temmuz’da TSK içindeki bir grubun emir komutayı bozarak ülke yönetimine el koyma girişiminde bulunmasının ardından Türkiye’de AKP eliyle baskı politikaları devam ediyor. Bursa Demokrasi Güçleri darbe girişimini ve ardından gelişem AKP diktatörlüğünü protesto etmek için bugün (2 Ağustos) 19.00’da BAOB yerleşkesi önünde toplanarak basın açıklaması yaptı.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, yaptığı açıklamada ‘Türkiye tarihinde derin izler bırakan darbelerin acısını derinden yaşamış olan bizler, ülkenin geleceğinin tanklarla sokaklar kuşatılarak, Meclis bombalanarak, halka kurşun sıkılarak tayin edilmesini asla kabul etmiyoruz. Darbelere hayır diyoruz. Her türlü darbeye karşı olduğumuzu, yalnızca darbelere değil, ülkemizde güçlü bir demokrasinin işlemesine engel olabilecek her türlü girişime karşı olduğumuzu belirtiyoruz. Darbelere karşı duran, her türlü şiddeti reddeden ve gerçek bir demokrasiyi savunan herkesi içtenlikle selamlıyoruz!’ diye konuştu.

Bugüne kadar birlikte yürüdükleri yolda çıkar çatışması sonucu ayrı düşen ve düşmanlaşan AKP/Cemaat’in, birbirini yok etmeye çalıştıklarını vurgulayan Sarıbal, halka büyük bedeller ödetildiğini de ifade etti. Ortaklıkları süresince memleketi birlikte felakete sürüklediklerini söyleyen Orhan Sarıbal, ‘cemaat kanlı darbe girişimiyle ülkede karanlık bir rejim kurmak isterken, iktidar ise 3 ay süreyle ilan edilen OHAL ile bunu keyfi uygulamalar ile otoriter bir rejime dönüştürmeye çalışmaktadır.’ dedi.

Sözlerine, ‘Bizler, bütün bu olan bitenlere rağmen, insan hakları, hukukun üstünlüğü, özgürlük, eşitlik, laiklik, toplumsal cinsiyet eşitliği, dayanışma, barışçı ve adil bir dünya, emeğin yüceliği, doğanın ve çevrenin korunması ile çoğulcu ve katılımcı demokrasi değerlerini benimsiyoruz.’ Şeklinde devam eden Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa Demokrasi Güçleri olarak taleplerini şöyle sıraladı;

1. Darbenin engellenmesi demokrasinin önemli bir kazanımıdır ancak darbe girişimlerini önlemenin temel yolu demokrasinin işlerlik kazanmasından geçmektedir. Darbe girişimi sonrasında ilan edilen OHAL uygulamasıyla demokratik hak ve özgürlükler zarar görmektedir. OHAL ile, Meclis devre dışı bırakılmakta, yeni bir darbe rejiminin hukuki zemini oluşturulmaya ve fiili başkanlık kurumsallaştırılmaya çalışılmaktadır. TBMM’de bulunan siyasi partilerin tümünün darbeye karşı ortak bir tutumda buluştuğu göz önüne alınarak, darbe girişimi sonrasında gereksinim duyulan demokrasiyi ve özgürlükleri geliştirecek düzenlemelerin TBMM tarafından yapılması sağlanmalı; OHAL uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.

2. FETÖ/PDY tarafından yapıldığı iddia edilen darbe girişimi ayrıntılı olarak araştırılmalı; darbecilerden hesap sorulmalıdır. Fethullah Gülen’in 1960’ların sonundan itibaren başlayan ve “Ilımlı İislam” adıyla sinsi biçimde topluma dayatılmaya çalışılan şeriatçı örgütlenmesine 12 Eylül askeri cuntasının zemin hazırladığı, bazı iktidarlarca korunup kollandığı, ayrıca birçok kişi ve kurum tarafından desteklendiği bilinmektedir. Darbe girişimine yol açacak kadar güçlenmesini sağlayan en büyük desteğin AKP iktidarları sırasında verildiği göz ardı edilmemelidir. Ulusal/uluslararası sorumlular titizlikle belirlenmeli ve bağımsız mahkemelerde yargılanmaları sağlanmalıdır.
3. Darbe girişiminde bulunanların yanı sıra girişim sırasında sokakta işlenen suçlar da araştırılmalı, linç ve öldürmelerden sorumlu olanlar tespit edilmeli ve yargılanmalıdır.
4. OHAL yetkilerine dayanarak çok sayıda devlet memuru görevden el çektirilmiştir. Yeterince araştırma yapılmadan, geçerli kanıtlara dayanmayan ve saydam bir biçimde kişilerin kendilerini ve kamuoyunu tatmin edecek açıklamalardan yoksun olarak gerçekleştirilen görevden almalar doğru değildir. Demokrasinin iyi işlediği hiçbir ülkede “Kurunun yanında yaş da yanar” yaklaşımıyla devlet yönetilmez! Suçu sabit olmayan hiçbir kişinin ekmeğiyle oynanmamalı, kendisi ve ailesi yoksunluklara terk edilmemelidir.
5. Darbe girişimi öncesindeki deneyimlerimiz nedeniyle, AKP’nin OHAL yetkilerine de dayanarak kendisine muhalif olan tüm kesimleri “Düşman” olarak tarifleyebileceği, her türlü hukuksuzluğu ve şiddeti hayata geçirebileceği bir dönemin kapısının aralanmış olmasından endişe duyuyoruz. Bursa Demokrasi Güçleri olarak her türlü hukuksuz uygulamaya karşı duracağımızı kamuoyuna duyuruyoruz.
6. OHAL yetkilerine dayanılarak binlerce kişi gözaltına alınmış, gözaltı süresi bir aya çıkartılmış, sanıkların avukat bulundurma hakkına sınırlamalar getirilmiş, hükümet yetkilerince idam cezasının geri getirilmesi ve silahlanma çağrıları yapılmıştır. İdam cezasının çağdışılığı ve işkencenin insanlık suçu olduğunu yıllardır söyledik ve söylemeye devam ediyoruz. Bu çağdışı uygulamalar darbeyi hiçbir zaman önlememiştir. Darbeyi önleyecek olan doğru yaklaşım, daha fazla demokrasi ve sürecin evrensel hukuk normlarına uygun olarak yönetilmesidir.
7. Halkımızın darbeye karşı duruşunu önemsiyoruz. Bizler yıllardır, şiddet içermeyen gösterilerin ve protestoların demokrasinin vazgeçilemez özelliklerinden birisi olduğunu söylüyor ve savunuyoruz. Ancak darbeye karşı olma bahanesiyle emekçilerin ve ilerici insanların yoğun olarak yaşadığı mahallelere yönelen gösteri ve saldırıları tehlikeli ve kabul edilemez buluyoruz. Hükümetten böylesi gösteri ve saldırıları önlemeye yönelik tedbirler almasını bekliyoruz.
8. FETÖ/PDY’nin ne kadar tehlikeli olduğu 15 Temmuz akşamı Türkiye’yi dehşete düşüren darbe girişimiyle anlaşılmıştır. Yalnızca Fethullah Gülen Cemaatinin değil, diğer cemaat ve tarikatların da Türkiye Cumhuriyetinin temel değerlerini yıkmak için ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini biliyoruz. Bu anlamda laikliğin tehdit altında olduğunu düşünüyoruz. Devletin yalnızca Fethullah Gülen Cemaatinden değil, bütün tarikat ve cemaatlerden ivedilikle arındırılması gerektiğini kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.

Eşitliğin, özgürlüğün, laikliğin, barışın, adaletin ve gerçek demokrasinin yaşandığı bir ülke yaratma yolunda halkla birlikte mücadele yürütme kararlığında olduklarını belirten Sarıbal, ‘Demokrasi ve özgürlüğü kazanacağız. Ne darbe, ne dikta; yaşasın eşit, özgür, laik, demokratik, barış içerisinde yaşayacağımız bir Türkiye.’ sözleriyle konuşmasını tamamladı.

BursaMuhalif.com

Yoruma kapalı.

Scroll To Top