Gençler

Bursa Barosu: KHK’ler hak ve özgürlükleri kısıtlamak için kullanılıyor

AKP’nin OHAL sürecini hak ve özgürlükleri kısıtlamak amacıyla çıkardığı KHK’lerine geçtiğimiz günlerde eklenen 695 ve 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile ilgili Bursa Barosu bir basın açıklaması düzenleyerek, eleştirilerini dile getirdi.

Son yayımlanan KHK’ler ile ilgili Bursa Baro Başkanlığı’nda yapılan açıklamada Baro Başkanı Avukat Gürkan Altun, “OHAL sonrasında çıkarılan KHK’lar darbe girişimine ilişkin tüm gerçekleri ortaya çıkarmak, darbe girişiminde bulunan ve devletin bütün mekanizmalarına sızmış bulunan hain FETÖ terör örgütünün yapılanmasını, üyelerini, eylemlerini, planlarını deşifre ederek arkasındaki karanlık güçlerle hesaplaşmak için ve sadece bununla sınırlı olmak üzere çıkarılması gerekirken aksi bir tutumla devlet ve toplum düzeni ile bireysel hak ve özgürlükleri ilgilendiren alanlarda çok sayıda düzenleme içermiştir. Zamanla darbe girişimi ve FETÖ terör örgütüne ilişkin tüm gerçekleri ortaya çıkarmak yerine, muhalifleri sindirmek, hak ve özgürlükleri kısıtlamak için kullanılır olmuştur.” dedi.

Altun 696 Sayılı KHK’nin hukuk devletini ortadan kaldırdığını belirterek, “Bu KHK ile ülkemizde Anayasal güvence, hukuk ve iş güvenliği ortadan kaldırılmış, yasama dokunulmazlığı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı büyük yara almış, masumiyet ilkesi, adil yargılanma hakkı, lekelenmeme hakkı ve savunma hakkı ihlal edilmiş ve savunma mesleğinin icrasını adeta imkansız hale getirecek ölçüde kısıtlayan düzenlemeler yapılmıştır.” diyerek açıklamasını sürdürdü.

Altun açıklamasının devamında savunma hakkının kısıtlandığına değinerek şunları söyledi:

  • KHK’nın 93. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 104. maddesi “ret kararına” ibaresi “kararlara” şeklinde değiştirilerek şüphelinin/sanığın tahliyeye ilişkin istemlerinin ret ya da kabulüne ilişkin kararlara karşı itiraz edilebileceği düzenlenmiştir. Bu değişiklikle şüpheli/sanığın tahliye isteminin kabulü halinde iddia makamına da itiraz yolu açılmıştır. Oysa, tutuklu olan şüphelinin/sanığın tahliyesine ilişkin istemin sulh ceza hakimliği/davaya bakan mahkeme tarafından reddi halinde şüphelinin/sanığın itiraz yolu açık olmasına rağmen, kabul kararlarına karşı iddia makamının itiraz yoluna gidebilmesi mümkün değildi.
  • KHK’nın 94. maddesi ile CMK’nın 129. maddesi “gönderilerin bulunduğu zarf veya paketlerin Cumhuriyet Savcısının talimatıyla kolluk tarafından açılabileceği” şeklinde düzenlenmiştir. Bu değişiklikle el konulan belgeleri inceleme yetkisi kural olarak hakime, istisnai olarak da Cumhuriyet savcısına ait iken getirilen düzenleme ile kolluk da, KHK’da sayılan suçlar bakımından, el konulan belgeleri inceleme yetkisine sahip olacaktır. Bu düzenleme ile kişinin özel hayatının gizliliği, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı başta olmak üzere pek çok temel hak ve özgürlüğüne aykırılık içerdiği açıktır.

“Tek tip elbise dayatması ‘görünmeyen bir ceza’ niteliğindedir”

Tek tip elbise dayatmasının masumiyet karinesine, adil yargılanma ve savunma hakkına ve kadın erkek eşitliğine aykırı olduğunu ifade eden Altun, uygulamanın AİHM ve diğer hususlara istinaden ülkemizi zor durumda bırakacağını belirtti. “Ülkemizde 1980 darbesi sonrası 1 Ocak 1984’te uygulamaya konulmak istenilen ancak toplumun hiçbir kesiminden destek görmeyen ve siyasi mahkum ve tutukluların direnişleri sonucunda hayata geçirilemeyen tek tip elbise uygulaması, dünyada başta ABD’de 11 Eylül 2001’deki terör saldırılarının ertesinde ABD’nin Afganistan’ı işgalinin ardından kurulan Küba yanında ABD’nin hakimiyetindeki Guantanamo Cezaevi örneğinde ve yine ABD’de kimi eyaletlerde uygulanmıştır. Ancak çoğu ülkede bu tarz düzenlemeler, mahkumların ıslahına yardımcı olmadığı ya da insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle yıllar önce bırakılmıştır. Uluslararası sözleşmelere aykırı olan uygulama, ceza yargılamasının kişiyi topluma kazandırma ve ıslah amacına da aykırıdır. Tek tip elbise uygulaması kişiyi topluma kazandırmaya hiçbir katkıda bulunmadığı gibi, bu uygulama, tutukluların insanlığa özgü haysiyetine ve değerine saygı gösterme yükümlülüğünün ihlali anlamında cezanın ötesinde, ‘görünmeyen bir ceza’ niteliğindedir.” diyerek uygulamanın uygunsuzluğuna dikkat çekti.

BursaMuhalif.com

 

TKP