Son Haberler

Bursa 5 Kent Sempozyumu ‘Kent Suçları’ temasıyla başladı

24 Nisan 2015

TMMOB’un iki yılda bir düzenlediği Bursa Kent Sempozyumu bu yıl 5. kez ‘Kent Suçları ve Kent Mücadelesi’ temasıyla başladı.

_DSC0002

Bugün(24 Nisan) Bursa Akademik Odalar Birliği’nde gerçekleşen Kent Sempozyumu, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı’nın katılımı ile başladı.

TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı,yaşadığımız kentlerin çağdaş toplumlara yakışır biçimde yönetilmediğini belirterek, “Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana yeni liberal temellerde yeni sermaye grupları ve ranta dayalı çıkarlar doğrultusunda sosyo-ekonomik yapı ve devlet yapısı itibariyle yeniden yapılandırılmaktadır” dedi.

TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu tarafından düzenlenen ve iki gün sürecek olan ‘Kent Suçları ve Kent Mücadelesi’ temalı 5. Kent Sempozyumu BAOB Yerleşkesi’nde başladı. TMMOB Bursa İKK Sekreteri Remzi Çınar’ın açış konuşmasından sonra söz alan Mehmet Soğancı, TMMOB’nin bağımsız ve demokratik bir Türkiye için çalışmalarını sürdürme kararlılığında olduğunu söyledi.

TMMOB’nin, beş dönemdir çeşitli kentlerde düzenlediği 40’ı aşkın kent sempozyumuyla Türkiye genelinde kentlerin nasıl yönetildiğine dair geniş bir fotoğraf çektiğini hatırlatan Soğancı, yayımlanan sonuç bildirileri ve raporlarla sorunlar ve çözüm önerilerinin kamuoyu ve yetkililere duyurulduğunu ifade etti.

Kent Sempozyumlarının yaşadığımız kentlerin çağdaş toplumlara yakışır biçimde yönetilmediğini gösterdiğine dikkat çeken Soğancı, “Emperyalizme bağımlı olan Türkiye, 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana yeni liberal temellerde, yerli büyük sermaye, yeni sermaye grupları ve ranta dayalı çıkarlar doğrultusunda sosyo-ekonomik yapı ve devlet yapısı itibariyle yeniden yapılandırılmaktadır. Bu politikaların hayata geçirilmesinde kamu hizmetlerinin merkezi yönetimden koparılıp küresel piyasaya açılması, kamu hizmet alanının daraltılması, dolayısıyla kamu iktidarının yönetsel düzeyde sermayeye devredilmesi ana amaç olmuştur” dedi.

AKP iktidarı kural tanımıyor

Kentler ve yerel yönetimlerin ülke politikalarının doğrudan uygulama alanı olduğunu kaydeden TMMOB Başkanı, şunları söyledi:

“Bu nedenle kentler ve yerel yönetimler siyasetin ve sermayenin de ilgi odağındadır. 11 yıllık iktidarında üretimden vazgeçerek ülke ekonomisini arazi rantı üzerinden temellendiren AKP, bugüne dek görülmemiş ölçüde, hiçbir insani, hukuki, ulusal ya da evrensel değer ve kural tanımaksızın ülkeyi, kentleri yağma ve talana açarak yeni rant kaynaklarının yaratılmasını sağlamıştır.

KHK ile kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na yeni ve olağanüstü yetkiler tanınmış, bakanlığa tüm ülkenin tapusunu istediği gibi kullanma yetkisi verilmiştir.

Kent parçalarının, ‘kentsel dönüşüm’ adı altında, içinde yaşayanlardan bağımsız, yeni imar hakları verilerek sermaye çevrelerine pazarlanması, özelleştirilmesi, satılması ya da tahsis edilmesi belli kesimler için ‘köşe dönme’ aracı haline getirilmiştir.

Ülke çıkarı, toplumsal gelecek, dayanışma ve ahlaki değerler terk edilmiş, ‘halk’ kavramı yerine ‘müşteri’ kavramı pekiştirilmiş; ‘serbest piyasa, rantiye, yolsuzluk’ kavramları yükselen değerler haline gelmiştir.

Kentlerde lüks konut alanlarının, alışveriş merkezlerinin yaygınlaşması kentleri bir arada tutan unsurları ve ortak kullanım alanlarını ortadan kaldırmaktadır. Kentler, giderek artan biçimde bütünlüğünü yitirerek birbirinden bağımsız ve ilişkisiz parçacıklara bölünmekte, varsıl ve yoksul kesimler arası ayrışma ve uzaklaşma fiziksel mekana da yansımaktadır. Böylece sosyal kırılmalar hızlanmakta, bu kırık parçalarını toplumsal yaşama tehdit olarak geri yönlendiren süreçler de egemenler tarafından bilinçli şekilde yönetilmektedir.”

Kentlerin ve toplumun yerel seçimlerde ihtiyacı olan temel yaklaşımın, “toplumcu demokratik ve halkçı bir yerel yönetim” anlayışı olduğunu ifade eden Soğancı, TMMOB’nin de bu doğrultuda çalışma ve sempozyumlarla sorunları ve çözümlerini ortaya koyduğunu vurguladı.

Hangi ortamda kentleri konuşuyoruz?

_DSC0005

Bugünkü Türkiye’nin, sanayisizleşmenin, yatırımsızlığın, plansızlığın, yeraltı ve yerüstü varlıkların ve bütün ülkenin imara ve rant talanına açıldığı bir ülke olduğunu dile getiren Mehmet Soğancı, “Bugünkü Türkiye, merkezi kamu yönetimi ve yerel yönetimlerin artık mafyavari rant ilişkileriyle belirlendiği, Sayıştay raporları ile belgelendiği üzere iktidar harcamalarının tamamen denetim dışı kaldığı bir ülke haline gelmiştir” diye konuştu.

Bugünkü Türkiye’nin, basın özgürlüğünün, haberciliğin temel gereklerinin dışlandığı ve cezalandırıldığı bir ülke haline geldiğini ifade eden Soğancı, şöyle devam etti:

“Bugünkü Türkiye, kitle hareketlerinin devlet şiddeti ve ölümle cezalandırıldığı, polisin ağır silahlarla donatıldığı, ‘kamu düzeni ve güvenliği’ söyleminin polis şiddetini meşru kılmaya çalıştığı, yeni ‘iç güvenlik yasası’ ile polis zorunun yasal güvenceye kavuşturulduğu bir ülke halini almıştır.

Bugünkü Türkiye, ‘Türkiye’nin konumu itibarıyla biz icat yapmıyoruz, buluş yapamıyoruz. Tarım ülkesiyiz biz. Ara teknik eleman ülkesiyiz biz’; ‘tarımın köylünün elinden alınması gerekiyor’, ‘tutturmuşlar laiklik elden gidiyor, diye! Yahu bu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek!.. Sonra nedir bu laiklik Allah aşkına? Bu ne menem şey?’ ‘hem laik hem müslüman olunmaz.. ya müslüman olacaksın ya laik’ gibi sözler sarfedenlerin yönettiği Osmanlıcı, İslamcı, şizofrenik bir ülke görünümü almıştır.”

Bugünkü Türkiye, ‘düşünmezsen Kürt sorunu yoktur’, ‘kardeşim ne Kürt sorunu ya? Artık böyle bir şey yok’ diyenlerin Kürt sorununda çözüm süreci yürüttüğü, açılım yaptığı, Türk-İslam sentezini Kürt-İslam sentezi üzerinden güçlendirmeye onu da ümmet arkaikliğine tabi kılmaya çalıştıkları bir ülke halien gelmiştir.

Bugünkü Türkiye, kadın emeği, kimliği ve bedeninin bir bütün olarak sömürüldüğü, nesneleştirildiği kadın cinayetlerinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin arttığı, çocukların her türlü istismara uğradığı, sokaklarında Türkiyeli-Suriyeli kadın ve çocukların dilenci yapıldığı, istismar edildiği bir ülke haline gelmiştir.

Bugünkü Türkiye, antidemokratik seçim barajı, antidemokratik siyasi partiler ve seçim yasalarının meşruiyet kazandığı bir diktatörlük ülkesi haline gelmiştir.

Bugünkü Türkiye, istisnaların kaide kural, olağanüstü hallerin olağan hal olarak anlaşıldığı bir ülke haline gelmiştir.

Bugünkü Türkiye, modern cumhuriyetin laikliğin, demokrasinin parlamenter temsili rejimin, kuvvetler ayrılığının, yargı bağımsızlığının Danıştay ve Yargıtay’ın, basın örgütlenme toplanma tüm demokratik hak ve özgürlüklerin yok edilmesine yönelik, hukuka aykırılıklarla dolu bir ortamda emek sömürüsü cenneti ve işçi katliamlarının mekanı olmuştur.”

“Bursa’da işlenen kent suçları, güvenli kent ve güvenli yaşam” konulu sempozyumun açılış oturumunda; Kent Suçları konusunda Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Orhan Sarıaltun konuştu.

Sempozyumda daha sonra Bursa’da Tarım Gıda ve Çevre konuları ele alındı.

Sempozyumun yarın yapılacak kapanış panelinin konusu ise “Kent ve Mücadele” olacak.

Yoruma kapalı.

Scroll To Top