Son Haberler

Bizim oğlan iyi de çevresi kötü – Ozan Kaplanoğlu

18 Aralık 2013

AKP’nin birden fazla cemaat/topluluğun neo-liberalizm ve gericilikte ortaklaşarak kurulduğunu ve iktidara geldiğini biliyoruz. 2 yıl öncesine kadar hiç sorunsuz ülke içindeki icraatlarını yürütüyor, özelleştirmeler ve rantlarla kardeş kardeş ceplerini dolduruyorlardı. Kontrgerilla aygıtının neredeyse tüm organlarını dönüştürmüş, yargıyı kontrol altına almış, geleneksel sermaye odaklarıyla ara ara çatışmalar yaşasa da ortak çıkarlar sebebiyle her seferinde yine kol kola vermeyi bilmişlerdi. Medya ve aydınlar cephesini de muazzam bir yıldırma politikasıyla baskı altına almaya çalışıyor hala.

Artık çatışacak odak kalmadığından olsa gerek[1] AKP’nin içindeki farklı odaklar kendi aralarında çatışmaya başladılar. Kendi aralarındaki her çekişmede halkın karşısına, gerici, piyasacı politikalar eşliğinde yine kol kola çıktıklarını hep birlikte gördük. Ta ki Erdoğan ve Gülen cemaati arasında dershane tartışması başlayana kadar. Tayyip Erdoğan artık Fethullah Gülen’a rahatlıkla karşı gelebileceğini düşünüyor olsa gerek umursamaz tavırlar takınmaya devam etti, ediyor. Tam da seçim öncesi böyle bir gerilimin sonundan ne çıkacağı henüz belli değil. AKP’den istifa eden Cemaatçi’lerin ardından dün (17 Aralık), Erdoğan Bayraktar, Zafer Çağlayan ve Muammer Güler’in çocuklarının da aralarında bulunduğu birçok kişi yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alındı. Tabi gözaltıların dün olması yeni öğrenildiği için olmasa gerek. AKP özünde yolsuzluğun partisidir. Gülen cemaatinin gözdağı vermeye çalıştığı açık. Ergenekon davası sırasında yerler vurulan yargı muhalefet tarafından şimdi göklere sığdırılamıyor. Bakalım bu operasyon darbe girişimi olarak değerlendirilecek mi? Seçim yaklaşırken yüksek siyasetteki böylesi çatışmalar eriyip gider, birileri çıkar “Bizim oğlan iyi de, çevresi kötü” der.

CHP gözü AKP’nin koltuğuna dikti

AKP’nin suyunun kaynama noktasına yaklaştığını gördük, anlaşılan ABD özelinde emperyalistler AKP’nin koltuğunu altından alacaklar, peki ya kime verecekler? 2001 yılında kurulmasının ardından hemen 2002 yılındaki seçimlerde AKP’yi iktidara taşıyanlar, şimdi tersine hazırlanıyor gibiler. Görünen o ki muhafazakarlık ve neo-liberallik konusunda CHP konuma aday. CHP gözü AKP’nin koltuğuna dikti. Dikti dikmesine de nasıl dikti? Mevcut durumda en büyük alternatifi oluşturan CHP, emekten, demokrasiden, soldan yana bir alternatif değil, tersine tam da AKP’nin koltuğuna aday gibi. Yerel seçimlerde çıkardığı adaylardan (Örneğin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Necati Şahin); dershane, türban tartışmalarından, Haziran İsyanı sürecine yönelik tutumundan bunu anlamak zor olmasa gerek.

Halkın seçimi

İktidar, bu süreçte ortaya çıkarılan yolsuzlukları sümenaltı etmesini iyi bilir. Fakat şunu da bilsinler ki Haziran İsyanı’nı yaratan milyonlar bu işin peşini bırakmaz. Daha Gezi eylemlerinde hayatını kaybedenler unutulmamışken, Rojava’da, Roboski’de öldürülenler unutulmamışken, Mehmet Ayvalıtaş’ın annesinin cenazesini yeni kaldırmışken, bu çatışmanın tarafı olmalı, halkın iktidarını kurmalı.



[1] Geçtiğimiz Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde başladığını düşünürsek, AKP iktidarı tarafından Kürt Hareketi dışında dişli bir rakip olmadığı önkabul edebiliriz. Günümüz açısından AKP’nin kendi içinde en son çatışacağı dönem olduğu aşıkar. (Haziran İsyanı, Öğrenci Hareketleri)

Yoruma kapalı.

Scroll To Top