Son Haberler

AVM çalışanlarının ilk grevi – Leroy Merlin İşçileri

27 Ocak 2014

2010 Mart ayında Leroy Merlin Bursa mağazamızı yeni umutlarla, büyük heyecanlarla kurumsal bir firmada çalışmaya başlamanın verdiği gururla hızlı kurulum aşaması ile birlikte açtık. Belirli bir süre mağazamızın da anemsediği dürüstlük, şeffaflık, adalet, güven, takdir, saygı, paylaşım, yardımseverlik ve inisiyatif ilkeleri doğrultusunda çalıştığımızı zannetmekteydik. Haksız yere aydınlatma bölümünde çalışan bayan arkadaşımızın işten çıkartılması, Facebook’da yazdığı yazılardan dolayı aynı kaderi yaşayan 2 arkadaşımız ve daha sonra sayıları 20’ye ulaşan işten çıkarmalar bize göstermiş oluyor ki hiç de demokratik olmayan, işveren ve yöneticilerimizin iki dudağı arasındaki karar kaderini yaşamamak adına ve bu kaderi değiştirmek için 2012 Haziran ayında haklarımızı aramak ve sağlamlaştırmak için topluca almış olduğumuz bir kararla sendikalaşma sürecine dahil olduk.

Örgütlenme sürecinde küresel bir firma olan Leroy Merlin’in birçok ülkedeki mağazalarında sendika olmasına rağmen, malesef ki Türkiye’de bulunan Bursa ve Ankara mağazalarında başlamış olduğumuz bu süreçte yaşamış olduğumuz ve bu yolda bize önderlik eden arkadaşlarımıza kişisel, psikolojik baskılar ve yıldırma politikası izlenmiştir. Buna Rağmen biz sayısal çoğunlumuzu sağlayıp 2012 Ekim ayında Çalışma Bakanlığı’na yetki başvurusunda bulunduk. Ocak ayında kabul cevabı tarafımıza gelmiştir. Mağazamız ve sendikamız ilk görüşmesini Nisan ayında gerçekleştirmiştir. Bu görüşmeler 6 ay sürüp 20’yi aşkın TİS toplantısı ile uzlaşmaya varılamamıştır. Bu toplantılar süresince Bursa ve Ankara mağazalarından seçilen 6 temsilci arkadaşımızın katılmalarını istememiş, sendikamız da büyük bir kararlılık ile kendi kadrolarını küçültüp 6 temsilci arkadaşımızın katılımını sağlamışlardır. Bu toplantıların son safhasında grev aşamasına gelindiği anlaşılmıştır. İşveren buna karşı oluşabilecek tam olumsuzlukların mesuliyetini temsilci arkadaşlara yüklemeye çalışarak, çalışanlar arasında psikolojik bir tahribat yaratmaya çalışmıştır. Bu durum karşısında kaçınılmaz bir son olan grev hakkımızı kullanmaktan başka bir çare bırakılmamıştır.

Grev kültürü olmayan biz Leroy Merlik çalışanları 3 Ekim 2013’de yağmurlu ve soğuk bir günde Bursa’da 45, Ankara’da 52 kişi ile grev gerçeğini yaşadık. 18 gün boyunca toplamda 97 kişi büyük bir kararlılıkla haklarımız, iş güvencesi ve geleceğimizi garanti altına almak adına sabırla direndik.

Grev esnasında şunu fark ettik ki, çalıştığımız 4 yıl boyunca başaramadığımız sınıf bilincini 18 günlük süre zarfı içerisinde sağlayabildik. Bu 18 günlük geçen süre içerisinde tekamül eden kurban bayramını ailelerimizle, sevdiklerimizle evde geçirmek yerine, vermiş olduğumuz haklı mücadelenin bulunduğu alanda büyük bir coşku ile kutladık. Bu zaman içerisinde gördük ki kayıtsız kalmayan Bursa halkı, dernekler, odalar, vakıflar, Halkevleri ve siyasi parti temsilcileri bu haklı mücadelemizde ve bayramımızda bizleri yalnız bırakmadılar. Bu vesile ile tüm arkadaşlar olarak teşekkürü bir borç bilir, saygı ve hörmetle yad ederiz. Bu aşamalar neticesinde bir takım kazanımlarımız oldu. Fakat muhasebe personelimizden bir bayan arkadaşımızın bu kazanımlardan yararlanmayacağı dile getirildi. Gerekirse iş akdi fehsedileceği söylenildi. Bunun üzerine biz tüm kazanımlarımızı bir karara bırakıp mağdur bırakılan arkadaşımız için hak arayışımıza devam ettik.

Daha sonrasında işveren yazılı olmayan tamamen söze dayalı bir güvence ile arkadaşımızı kabul etti ve bizler bu bayram kıvamında olan grevimizi başarı ile sona erdirdik. Ancak muhasebede çalışan arkadaşımızın grevden sonraki ilk iş gününde mevcut bölüm değişikliğini zorunlu kılarak arkadaşımızın elim bir vuku olarak iş sözleşmesi fesh edilmiştir. Biz bunun şokunu yaşarken kazanımlarımızın ve sendikamızın itibarını zedelemek amaçlı, işveren ve yöneticiler tarafından sistematik olarak bezdirme politikasına devam edildi. Biz bu yaşanılan olaylarla mücadele ederken 10 Ocak 2014 günü sabah 09.30’de Türkiye CEO’su Frederik Lamy’nin katıldığı bir toplantıya davet edildik. Yapılan toplantıda her sene yapılan ve 2014-2015 yılı içerisinde hedef ve büyüme stratejisi konusunu beklerken, mağazamızın gelecek kaygısı yaşadığını, Türkiye ve Fransız ekonomilerinin kötü gidişatının büyük bir etken olduğunu dile getirerek firmanın kesin bil dille Türkiye’den çekilme kararı aldığını, küresel sermayenin bunu olumsuz kıldığını ve bu şekilde devam ettiremeyeceklerini dile getirdiler. Bu çekilme sürecinde sendikanın hiçbir payının olmadığını sözlü ve yazılı olarak dile getirerek toplantıya son verdiler.

Biz bu durumun üzüntüsünü yaşarken her ne kadar çekilme sürecinde sendikanın hiçbir payı ve etkisi olmadığı belirtilse de çalışanlar arasında ikilem yaşayan arkadaşların farklı bakış açılarına maruz kalmaya devam etmekteyiz. Ülkemizde maalesef ara ara gündeme sürülen kidem tazminatı ile ilgili yasalar getirilmeye çalışılarak sendikalaşmanın, dolayısı ile hak aramanın önüne geçilmeye çalışıldığını bilmekteyiz.

Bizler TC vatandaşları olarak gelecekten kaygılıyız, hepimiz aynı geminin yolcusuyuz.

Yaşasın işçi sınıfı…

Yoruma kapalı.

Scroll To Top