Aroma’da söz tutulmadı, taşeronlaştırma başladı

Çıktıkları 20 günlük grev sonrası geçici işçilerin kadroya alınacağına dair sözleşme imzalayan Aroma işçileri, sözünü tutmayan patrona tepkili.

17 Ağustos 2017 tarihinde greve çıkan Tek Gıda-İş üyesi Aroma işçileri 20 günlük grev sonrası belli kazanımlar elde ederek grevi sonlandırmıştı. Grev sonrasında fabrikada geçici olarak çalışan işçilerin kademeli olarak kadroya alınacağı imzalanan sözleşmede yer alırken, aradan geçen zamana rağmen bu konuda bir ilerleme sağlanmadı. Üzerine pek çok bölüm taşerona devredildi, işten atmalar oldu. Patron kadar, bu yaşananlara ses çıkarmayan sendikacılara da tepkili olan işçiler, “Kendi gücümüze güvenmeliyiz” dedi.

Yaz aylarının başlamasıyla işlerde yoğunluğun arttığını söyleyen bir Aroma işçisi; “Sözleşme imzalanırken mevsimlik çalışan arkadaşlarımızın erkenden kadroya alınması için mesai yapmayacağız demiştik ama şu an 12 saat çalışanlar var içeride meyvenin durumuna göre. Mevsimlik olarak çalışan 35 kişi halen daha kadroya alınmadı. 2018’in ocak ve şubat aylarında 10 işçi ilk etapta kadroya alınacaktı ama alınmadılar. Geri kalanlarda yıl sonuna kadar kadroya geçecekti şu ana kadar ses soluk yok” dedi.

Taşeronlaştırma başladı

Sendikaların taşeron sistemine karşı olması gerektiğini vurgulayan işçi, grevden sonra fabrikanın her bölümünün yavaş yavaş taşerona devredildiğini anlattı: “İlk etap da ambar bölümü CEVA Lojistik adlı bir firmaya verildi ve 19 arkadaşımız işten çıkarıldı. Şimdi ise yemekhane, güvenlik, meyve hattı indirme işleri taşerona verildi. Yavaş yavaş tüm bölümler taşerona veriliyor ama buna karşı bir girişim henüz yok.”

Kendi gücümüze inanmamız gerek

İşçinin yaşamının her geçen gün kötüye gittiğini söyleyen bir başka Aroma işçisi ise şunları söyledi “Bugün kredi kartı olmadan hiçbir işçi ay sonunu getiremez. Sürekli bir borç halinde ve bu borç halinde olmak hareket etmesini engelliyor. Neden bu hale geldik, nasıl böyle borç içinde yüzüyoruz bunu görmeli artık çalışan herkes. Bu yükü kim yıktı bizim sırtımıza da hareket etmemizi engelliyor. Var olan durumumuza bile şükreder hale geldik. Şükür ederek ve sürekli bir kurtarıcı bekleyerek geçti benim yaşamım. Ama dönüp bakıyorum yaşamıma şükrettikçe daha da kötüye gitmiş yaşamım, kurtarıcı bekledikçe daha da karmaşık olmuş yaşamım. Artık kendi gücümüze inanmamız gerek. Yoksa her geçen gün bizim için daha da kötüleşecek.”

İşçi “İşçinin sorununu işçi çözer, mesai arkadaşı çözer. Çünkü ne sorunlar yaşıyorum onu en iyi bilen yanımda çalışan arkadaştır. Bir öğretmen, bir memur benim sorunumu tam anlamıyla anlayamaz. Tamam belki yardımcı olmaya çalışır, farklı yol göstermeye çalışır ama sorunumu çözecek olan yanı başımda çalıştığım arkadaştır. Biz birbirimize güvenmeliyiz. Bugün hepimiz iyi kötü bir vergi dilimine sokuluyoruz. Ne kazanıyorsak artık onu da bir yolla kırpmaya çalışıyorlar. Zam aldım diye seviniyorsun ama ertesi günü aldığın zam eriyor yapılan diğer zamlarla, 3 verip 5 alıyorlar resmen” diye konuştu.

Bunların siyasetine güven olmaz

“Sendikacısı da siyasetçisi de seçimler öncesi hep bir vaat veriyor ama sonrasında verilen vaatleri unutuyorlar” diyen bir başka Aroma işçisi ise şöyle devam etti: “Bunlara güven olmaz herkes kendi siyasetini yapıyor resmen. Grev sonrası mevsimlik olarak çalışan arkadaşlarımız kadroya geçecekti halen geçmedi arkadaşımın dediği gibi, aynı şey 24 Haziran seçimlerinde de oldu. Sandıklara sahip çıkın dediler sahip çıktık bu sefer de kendileri ortada görünmedi. Aynı düzen içerisinde kısır döngü var. Kimse vatandaşı savunmuyor, ilgilenmiyor bana göre hepsi rantçı ihaleci. Ben bu seçimde açıkçası Muharrem İnce’ye güvenmiştim, inanmıştım ama hayal kırıklığına uğradım. Bunların siyasetine güven olmaz artık. İnsanlar sabaha kadar sandığına sahip çıktı ama sandığınıza sahip çıkın diyenler ortalıkta görünmedi” dedi.

Düzen partilerinin burjuva siyasetini yaptığını anlatan işçi, devam etti: “Bugün masaya yumruğunu koyamayanlar artık benim başkanım olmaz var olan umudumu da alıp götürdüler. Umudumuzu götürenlerle aynı yolu yürümemeliyiz. Şu an daha net görüyorum bunların hiçbiri bana hitap etmiyor daha doğrusu hiçbir işçiye hitap etmiyorlar. Sadece ağızlarında var canım işçi, güzel işçi bu kadar. Et fiyatını, süt fiyatını bile belirleyemiyorlar. Onu bile resmen kapkaççılar belirliyor. Bunu ayarlayamayanlar bizim hiçbir sorunumuzu çözemezler. Patatesi, soğanı dış güçlere bağlarlar sonrada. Bugün 15 milyon oyla cumhurbaşkanı olunuyorsa bizim cumhurbaşkanı olmamamızın önünde hiçbir engel yok. Biz kendi gücümüzü görmeliyiz diye düşünüyorum. Grev öncesi sıfır zam dayatan patrona karşı greve çıkınca nasıl zam oranını yükseltti bunu hep birlikte yaşayarak gördük. Biz üretmezsek hayatı durdururuz. O zaman da her şeyi belirleyen patronlar bütün gücü elinde tutan patronların ne kadar güçsüz olduklarını hep birlikte görürüz. Bu seçimlerde de böyle burnundan kıl aldırmayan siyasetçilerin hiç biri kalmaz ortada.”

Bursa Muhalif