Çocuklar 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde değil, her gün hatırlanmalı

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Gençlik Kolları, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü çerçevesinde ülkemizdeki çocukların durumunu kamuoyu gündemine taşırken, çocuk haklarının korunması yolunda daha fazla Çaba gösterilmesini istedi. CHP Parti Meclisi Üyesi Av. Gamze Pamuk Ateşli ile İl Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Can Yılmaz, çocuk haklarının yalnızca 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü’nde değil, her gün hatırlanması gerektiğini savundular.

Çocuk işçiliği kanayan yara

Gamze Pamuk Ateşli

 

CHP Parti Meclisi Üyesi Av. Gamze Pamuk Ateşli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1989 yılında Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin oy birliğiyle kabul edilmesinden bu yana,  20 Kasım’ın Dünya Çocuk Hakları Günü olarak kutlandığını hatırlatarak, “Türkiye de dahil olmak üzere 197 ülkenin taraf olmasıyla birlikte; en fazla ülkenin onayladığı insan hakları belgesi olup; Tüm Dünya çocuklarının insan hakları yasası olan Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi her biri ayrı bir hakkı özetleyen 54 maddeden oluşuyor. Bu sözleşme ile devletler; ayrım gözetmeme, çocuğun üstün yararı, yaşama, gelişme ve katılım haklarının güvenceye alınmasına dair temel değerler etrafında birleşmiştir. 1924 Cenevre Beyannamesi “İnsanlık, çocuklara en iyisini sunmayı borçludur.” diyor. Gerçekten “En iyisini” sunabiliyor muyuz çocuklarımıza? Ülke nüfusumuzun %28.3’ünü çocuklar oluşturmasına rağmen Türkiye’nin çocuk hakları konusunda sınıfta kalması hepimizin kanayan yarasıdır” diye konuştu.

Türkiye’de çocuk ölüm ve salgın hastalıklara yakalanma oranlarında, eğitim, sağlık, beslenme, barınma gibi temel haklara erişim oranlarında ciddi sorunlar varlığını sürdürmekte olduğunun altını çizen Ateşli şunları söyledi:“Eğitime katılım ve kaliteli eğitime erişim hakkının güvence altına alınması gerekirken, çocuklar çeşitli nedenlerle okuldan ayrılmakta veya okullarına düzenli devam edememektedir. Çocuklar yaygın olarak şiddet, istismar, sömürü veya ihmalin farklı biçimlerine maruz kalmaktadır. Hükümet 2018 yılını “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı” ilan etmişse de sayısal veriler hükümetin mücadele kapsamında somut adım atmadığını, çocuklarımızın haklarını koruyamadığını göstermektedir. Ülkemizde her beş çocuktan biri işçidir.  2013-2018 yılları arasında en az 319 çocuk işçinin yaşam hakkı ihlal edilmiştir. İş cinayetlerinde yaşamını yitiren 319 çocuğun 100’ü 14 yaş ve altındadır. Yani çalışması yasak olan yaş grubundadır. Sırf bedava ya da ucuz işgücü elde etmek uğruna binlerce çocuğumuzun hayatı tehlikeye atılmaktadır.”

Son 16 yılda 440.000 çocuk doğum yaptı

 

Mehmet Can Yılmaz

 

İl Gençlik Kolları Başkanı Mehmet Can Yılmaz, “Kaf dağının ardında çocuk, gençlik ve kadın politikaları belirleyenler, bakın sizler sözde politikalarınızla göz boyarken neler oldu?” cümlesiyle başladığı açıklamasında, ülkemizde “çocuk” gerçeğini çarpıcı rakamlarla ortaya koydu:

“Son 16 yılda Türkiye’de 16 yaşın altında 440.000 çocuk doğum yaptı.

Son 10 yılda 482 bin 908 kız çocuğu devletin izniyle evlendirildi!

Cinsel istismarda Türkiye‘nin Dünya listesinde üçüncü olduğu belirlendi.

2018 yılında 15-16 ve 17 yaşlarındaki üç çocuk çalışırken hayatını kaybetti.

380.000 Suriyeli çocuk hala okula gidemiyor.

Van’da 38 günlük bebek cinsel istismara uğrayarak yaşamını yitirdi.

Muharrem bebek köye sağlık yardımı gidemediğinden, 3 yaşında hayatını kaybetti.

Yeter 15 yaşında evlendirildi, 3 ay sonra av tüfeğiyle intihar etti.

Konya ‘da camları kırık olduğu için naylonla örtülü tek odalı kerpiç evde kalan 40 günlük Ayaz bebek zatürreden öldü.”

Yılmaz, yaşamanın her çocuğun temel hakkı olduğunu vurgulayarak, çocukların eğitim ve sağlık hakkının da vazgeçilemez olduğunu kaydetti. Mehmet Can Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:“Özetlemek gerekirse, egemenliğimizin sürdürülebilirliği; çocuklarımızın ölmemesine, çocuklarımızın istismar edilmemesine, çocuk yaşta gelin olmamasına, çocuklarımızın işçi olarak kullanılmamasına ve onları layığıyla eğitebilmemize bağlıdır. Dünyanın gözü önünde cereyan eden bu olaylar bizim topraklarımızda yaşanırken. Bu ülkenin bakanları, vekilleri neredeydi, o eller o araştırma önergelerini reddederken hiç tereddüt etmedi mi, vicdanlar sızlamadı mı! Bakın sadece göstermelik politikalarla, “bir kereden bir şey olmaz” zihniyetiyle olmaz! Her fırsatta dünyaya gözdağı verdiğini zannedenler bilmelidir ki, büyüyen ve güçlü bir ülkenin katma değer yaratan gelecek nesillerini konuşmadan önce tüm bu sorunları çözüme kavuşturmalıyız.”