15-16 Haziranın ışığında ülkemize ve emeğimize sahip çıkacağız!

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna (DİSK) bağlı Gıda-İş Bursa temsilciliği 15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 48’nci yıl dönümünde yazılı bir açıklma yaptı. DİSK Gıda-İş Bursa temsilcisi Nuri Aysever tarafından yapılan açıklamada; “15-16 Haziranın ışığında ülkemize ve emeğimize sahip çıkacağız” denildi.

Gıda-İş Bursa temsilcisi Nuri Aysever tarafından yapılan açıklama şöyle; “15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 48’inci yılında emeğimize ve ülkemize sahip çıkacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz. 15-16 Haziran tek sendika ve uzlaşmacı sendikacılık rejimi girişimine karşı işçi sınıfının gerçek sendikacılığı ve DİSK’i savunduğu muazzam bir direniştir. 1970 yılında Sendikalar Kanunu’nda yapılan değişikliklerle, 1967 yılında kurulan DİSK’in ve üye sendikalarının önüne oldukça yüksek bir baraj koşulu getirilmek istenmişti. Yasanın amacı, DİSK’i ve üye sendikalarını yok etmek ve uzlaşmacı ve sarı sendikacılık tekeli kurmaktı. Tüm tepkilere ve uyarılara rağmen yasa parlamentodan geçince DİSK işçi sınıfının üretimden gelen gücünü devreye soktu ve direniş kararı aldı. 15-16 Haziran doğrudan ekonomik hedefler dışında sendikal hakların savunulması için yapılan bir direniş olması nedeniyle emek tarihinde oldukça önemli bir yere sahiptir. İşçiler 15-16 Haziran’da sendikal hakkını ve gerçek sendikacılığı, sınıf ve kitle sendikacılığını savundu. 15-16 Haziran 1970 tarihlerinde iki gün boyunca İstanbul ve İzmit’te on binlerce işçinin katıldığı genel direniş ve yürüyüşler yapıldı. Üçü işçi olmak üzere beş kişinin yaşamını yitirdiği direniş üzerine sıkıyönetim ilan edildi ve aralarında DİSK Genel Başkanı Kemal Türkler’in de olduğu çok sayıda sendikacı tutuklandı. 15-16 Haziran’ın ardından işverenler adeta bir intikam rüzgârı estirdi. Binlerce işçi ve temsilci işten atıldı ve kara listeler oluşturuldu. DİSK’i ve üye sendikalarını yok etmek isteyen ve tek sendika dayatan yasa, büyük işçi direnişinin etkisiyle Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildi. 15-16 Haziran 1970’te işçi sınıfı masaya vurup “Artık yeter” demişti. Bugün Türkiye işçi sınıfı için bir kez daha “artık yeter” deme günüdür. Çünkü Türkiye dünyada işçi haklarının en kötü olduğu 10 ülke arasındadır. ITUC’un geçen hafta açıklanan Küresel Haklar Endeksi’ne göre Türkiye Cezayir, Bangladeş, Kamboçya, Kolombia, Mısır, Guatemala, Kazakistan, Filipinler S.Arabistan ile birlikte işçi haklarının en kötü olduğu 10 ülke arasında gösterilmiştir. 16 yıldır ülkeyi yönetenlerin, işçilerin çalışma ve yaşam koşullarını getirdiği yer budur. Türkiye dünyanın parmakla gösterilen, 10 emek cehennemi arasına girmiştir. 16 yıldır ülkemizi yöneten ve bu süre boyunca sermayenin talepleri doğrultusunda emeğin en temel haklarını tırpanlayan, böylece Türkiye’yi işçilerin haklarının en kötü olduğu 10 ülke arasına sokan iktidar, hedeflediği rejim değişikliğini bir an önce hayata geçirebilmek için baskın seçim kararı almıştır. Ülkemizde kurulmak istenen yeni rejim, Türkiye nüfusunun dörtte üçüne ulaşan ve ücretiyle yaşamaya çalışan büyük bir kesim için, yani ‘Cumhur’un çok büyük bir çoğunluğu ve Cumhuriyetin geleceği için tehdittir. Kalıcılaştırılmak istenen yeni rejimin nasıl bir rejim olduğuna, bu rejimin hangi sınıfların çıkarına, hangi sınıfların zararına olduğuna, 20 Temmuz 2016’dan beri tanığız.”

“OHAL’den istifade” grevlerin yasaklandığı, sendikal hak ve özgürlüklerin gasp edildiği, imza toplamaktan meydanlara çıkmaya kadar her türden hak arama yönteminin baskı altında alındığı, mahkemelere başvurma hakkının bile kısıtlandığı bir ortamda işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını korumak ve geliştirmek oldukça zorlaştırılmıştır. Bizler biliyoruz ki 16 yıldır yapılanlar, yapılacakların teminatıdır ve işçi sınıfı için felaketten başka bir anlam taşımamaktadır. DİSK tüm işçileri, sermayenin çıkarları için işçi sınıfının çalışma ve yaşam koşullarını sürekli olarak geriye götürenlere TAMAM demeye çağırmaktadır. 24 Haziran 2018 Cumhuriyet tarihinin kader anıdır. DİSK, işçi sınıfını ve tüm halkı Cumhuriyetin laiklik ve demokrasi gibi temel nitelikleriyle, “Yurtta Barış Dünyada Barış” gibi temel kurucu ilkeleriyle, hukuk devletiyle ve temel yurttaşlık haklarıyla çatışan bir düzene TAMAM demeye çağırmaktadır. Unutulmamalıdır ki, demokrasi işçinin ekmeğidir ve tüm haklarımızın tek bir kişinin keyfiyetine teslim edildiği bir düzene demokrasi denmez. Böylesi bir düzende işçilerin haklarını savunmak ve geliştirmek daha da zorlaşır. 15-16 Haziran 1970’de tek tip sendika dayatmasını durduran işçiler, 2018 Haziran’ında dayatılan rejimi de durduracaktır.”